Birleşmiş Milletler Biyoçeşitlilik Konferansı, 2022 yılında kabul edilen ve 2030 yılına kadar dünya karalarının ve denizlerinin yüzde 30'unu koruma altına almayı amaçlayan anlaşmayı değerlendirmek üzere toplandı. Konferans, Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi olarak bilinen anlaşmanın ilk kapsamlı gözden geçirmesini yapıyor ve ülkelerin taahhütlerini ne ölçüde yerine getirdiğini masaya yatırıyor. Toplantı, dünya genelinde hükümetler, sivil toplum kuruluşları, yerli halk temsilcileri ve bilim insanlarını bir araya getiriyor.
Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi'nin Arka Planı
2022 yılında Montreal'de düzenlenen COP15 zirvesinde kabul edilen Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi, 2050 yılına kadar "doğayla uyum içinde yaşam" vizyonunu gerçekleştirmek için 23 hedef belirledi. Bu hedefler arasında en dikkat çekici olanı, 2030 yılına kadar gezegenin kara ve deniz alanlarının en az yüzde 30'unun korunması ve yönetilmesi. Ayrıca, bozulmuş ekosistemlerin en az yüzde 30'unun restore edilmesi, biyoçeşitlilik kaybının durdurulması ve tersine çevrilmesi gibi başlıklar da yer alıyor. Anlaşma, 196 ülke tarafından imzalandı ve şu ana kadar 100'den fazla ülke tarafından onaylandı.
Konferans, bu hedeflere ulaşmak için ülkelerin ulusal biyoçeşitlilik stratejilerini ve eylem planlarını sunmalarını bekliyor. Ancak şu ana kadar birçok ülkenin planlarını henüz tamamlamadığı veya yetersiz bulunduğu belirtiliyor. Toplantıda, finansman eksikliği, uygulama boşlukları ve izleme mekanizmalarının güçlendirilmesi gibi konular öne çıkıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Biyoçeşitlilik kaybı, iklim değişikliği kadar ciddi bir küresel kriz olarak kabul ediliyor. Bilim insanları, mevcut yok oluş hızının doğal arka plan oranının 100 ila 1000 katı olduğunu ve bir milyon türün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu vurguluyor. Bu kayıp, gıda güvenliği, su kaynakları, sağlık ve ekonomi üzerinde doğrudan etkili.
Konferansta gelişmekte olan ülkeler, biyoçeşitliliği koruma çabaları için daha fazla mali destek talep ediyor. Gelişmiş ülkeler ise 2025 yılına kadar yıllık 20 milyar dolar, 2030'a kadar 30 milyar dolar sağlama taahhüdünde bulunmuştu. Ancak bu taahhütlerin yerine getirilip getirilmediği tartışma konusu. Ayrıca, biyoprospeksiyon ve geleneksel bilgiye erişim konularında adil paylaşım mekanizmaları da görüşülüyor.
Türkiye, biyolojik çeşitlilik açısından zengin bir ülke olarak, bu süreçte aktif rol alıyor. Türkiye'nin 2022'de taraf olduğu anlaşma kapsamında, 2030'a kadar kara ve deniz alanlarının yüzde 30'unu koruma hedefi bulunuyor. Ülke, halihazırda milli parklar, tabiat parkları ve özel çevre koruma bölgeleri gibi korunan alanlarla bu hedefe ulaşmaya çalışıyor. Ancak, korunan alanların etkin yönetimi ve finansmanı konusunda zorluklar devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, biyoçeşitlilik açısından Avrupa'nın en zengin ülkelerinden biri ve üç farklı biyocoğrafik bölgenin kesişim noktasında yer alıyor. BM Biyoçeşitlilik Konferansı'nda alınacak kararlar, Türkiye'nin çevre politikalarını, tarım ve turizm sektörlerini doğrudan etkileyecek. Özellikle 2030 hedeflerine ulaşmak için Türkiye'nin korunan alanlarını artırması ve etkin yönetim sağlaması gerekiyor. Ayrıca, iklim değişikliğiyle mücadelede biyoçeşitliliğin korunması, Türkiye'nin uluslararası taahhütleri arasında. Konferans, Türkiye'nin yeşil mutabakat ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda attığı adımları gözden geçirmesi için bir fırsat sunuyor.