Birleşmiş Milletler (BM) Özel Raportörü Marcos Orellana, ABD'nin Meksika'yı adeta bir 'çöp sahası' olarak kullandığını ve bunun sonucunda iki ülke arasında ciddi bir zehir krizi yaşandığını açıkladı. Orellana'nın hazırladığı rapora göre, başta Monterrey olmak üzere Meksika'nın sanayi bölgelerinde çevre standartlarının gevşekliği ve denetim eksikliği, zehirli atıkların birikmesine yol açtı. Raportör, ABD merkezli şirketlerin faaliyetleri nedeniyle Meksika topraklarının ve sularının ağır metaller, endüstriyel kimyasallar ve geri dönüşümü imkansız plastik atıklarla kirlendiğini belirtti. Bu durumun sadece çevre için değil, bölge sakinlerinin sağlığı için de acil bir tehdit oluşturduğu vurgulanıyor.
ABD'nin 'çöp ihracatı' ve Meksika'nın çevresel bedeli
Orellana'nın raporu, ABD'nin plastik atıklarının büyük bir kısmını Meksika'ya gönderdiğini ortaya koyuyor. Rapora göre, ABD'den Meksika'ya yılda ortalama 2 milyon ton plastik atık ihraç ediliyor. Bu atıkların büyük kısmı, geri dönüşüm tesislerinde işlenirken toprağa ve suya karışıyor. Ayrıca, ABD menşeli şirketlerin Meksika'daki üretim tesisleri, çevresel etki değerlendirmesi yapılmadan faaliyet gösteriyor. Monterrey'deki hava kirliliği, dünya sağlık örgütü standartlarının çok üzerinde seyrediyor. Orellana, Meksika'nın yalnızca ABD'nin çevresel sorunlarını hafifletmek için kullanıldığını, bunun adaletsiz bir sistem yarattığını ifade etti.
Bölgesel ve küresel boyut: Atık ticareti ve adaletsizlik
Bu durum, küresel atık ticaretinde gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkeleri atıklarının nihai varış noktası olarak gördüğünü bir kez daha kanıtlıyor. Basel Sözleşmesi gibi uluslararası düzenlemeler bulunmasına rağmen, denetim eksikliği bu tür uygulamaların sürmesine neden oluyor. Latin Amerika'da Meksika örneği yalıtılmış bir vaka değil; Brezilya, Arjantin ve Şili gibi ülkeler de benzer sorunlarla karşı karşıya. Raportör, bu durumun yalnızca Meksika'nın değil, tüm bölgenin kalkınma ve çevre arasında bir denge kurma çabalarını olumsuz etkilediğini belirtiyor. ABD tarafında ise Trump yönetiminin çevre düzenlemelerini gevşetme politikaları, atık ticaretinin denetimini daha da güçleştirmiş durumda. Orellana, bu noktada uluslararası işbirliğinin önemine vurgu yapıyor ve ABD'ye çevre standartlarını yükseltme çağrısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu haber Türkiye açısından iki önemli ders barındırıyor. Birincisi, geri dönüşüm veya atık yönetimi adı altında gelişmiş ülkelerden gelen atıkların ülkeye girişi, sıkı denetim gerektiriyor. Türkiye de geçmişte Avrupa'dan gelen plastik atıklarla ilgili benzer sorunlar yaşamış, kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştı. İkincisi, çevresel adaletsizlikler, ticaret politikalarını etkileyebilir. ABD-Meksika arasındaki bu 'zehir krizi', Türkiye'nin AB ile ilişkileri bağlamında örnek teşkil edebilir. Ankara'nın, ticari ortaklıklarında çevre standartlarını ve denetim mekanizmalarını güçlendirmesi, hem halk sağlığı hem de uluslararası itibar açısından kritik önem taşıyor. Ayrıca, küresel atık ticaretinin denetlenmesi için uluslararası platformlarda daha aktif rol alınması, Türkiye'nin çıkarlarına hizmet edecektir.