Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri, 2026 yılında ABD göçmenlik gözaltı merkezlerinde 23 kişinin hayatını kaybetmesinin ardından hesap verebilirlik çağrısında bulundu. İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) ve Sağlıkçılar için İnsan Hakları (Physicians for Human Rights) tarafından hazırlanan ortak rapor, göçmenlik gözaltısında ölüm oranının son on yılın en yüksek seviyesine ulaştığını ortaya koydu. Rapor, eski Başkan Donald Trump'ın göçmen karşıtı politikaları sürdürme çabalarıyla eş zamanlı olarak hazırlandı.
Gözaltı koşulları ve ölümlerin arka planı
ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) tarafından yönetilen gözaltı tesislerinde 2026 yılı içinde 23 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Bu ölümler, tıbbi ihmal, aşırı kalabalık, yetersiz sağlık hizmetleri ve uzun süreli tutukluluk gibi faktörlerle ilişkilendiriliyor. Haziran ayında yayımlanan ortak raporda, ölüm oranının on yılı aşkın süredir en yüksek seviyeye çıktığı vurgulanmıştı. Raporda ayrıca, gözaltına alınan kişilerin çoğunun önceden tedavi edilebilir hastalıklara sahip olduğu ve temel sağlık hizmetlerine erişimde ciddi sorunlar yaşadığı belirtildi.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, ABD'yi uluslararası insan hakları yükümlülüklerine uymaya ve bu ölümlerin bağımsız şekilde soruşturulmasını sağlamaya çağırdı. Yüksek Komiser, "Göçmenlik gözaltısı, ceza değil idari bir önlemdir; ancak koşullar insan onuruna aykırı hale gelmiş durumda" ifadelerini kullandı. Örgüt, ölümlerin aydınlatılması ve sorumluların hesap vermesi için uluslararası standartlara uygun bir mekanizma kurulması gerektiğini savunuyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü yetkilileri, ölümlerin çoğunun önlenebilir olduğunu belirterek, ABD yönetimini gözaltı merkezlerindeki sağlık standartlarını iyileştirmeye ve bağımsız denetimlere izin vermeye davet etti. Sağlıkçılar için İnsan Hakları ise gözaltındaki kişilere yönelik tıbbi bakımın sistematik olarak ihmal edildiğini, bunun bir "yapısal sorun" olduğunu ifade etti.
ABD hükümetinden konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak daha önce yapılan savunmalarda, göçmenlik sisteminin artan göç baskısı altında olduğu ve kaynak yetersizliğinin altı çizilmişti. Gözaltı sayılarındaki artış, özellikle güney sınırındaki yoğunluk ve pandemi sonrası ekonomik zorluklarla birlikte değerlendiriliyor.
Uluslararası tepkiler ve insan hakları boyutu
BM'nin çağrısı, uluslararası insan hakları kuruluşlarının yanı sıra bazı ülkelerin de dikkatini çekti. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Servisi sözcüsü, "Göçmenlerin temel haklarının korunması evrensel bir yükümlülüktür" diyerek ABD'yi uluslararası sözleşmelere uymaya davet etti. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) gibi kuruluşlar, gözaltı merkezlerinde bağımsız gözlemcilere izin verilmesi gerektiğini belirtti.
Uluslararası Af Örgütü, 2024 ve 2025 yıllarında da benzer endişeleri dile getirmiş, ancak ölüm oranlarındaki artışın 2026'da rekor seviyeye ulaştığını vurgulamıştı. İnsan hakları avukatları, gözaltı merkezlerindeki ölümlerin çoğunun nedeni olarak kalp rahatsızlıkları, intihar ve tedavi edilemeyen enfeksiyonları gösteriyor. Ayrıca, gözaltına alınan kişilerin psikolojik destek alamadığı ve aileleriyle iletişim kurmakta zorlandığı belirtiliyor.
BM raporları, göçmen gözaltı sisteminin cezai bir yapıya dönüştüğünü ve bunun uluslararası hukuka aykırı olabileceğini öne sürüyor. Yüksek Komiser, "Hiç kimse idari bir süreç nedeniyle hayatını kaybetmemelidir" diyerek, ABD'nin taraf olduğu Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'ne atıfta bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki göçmen gözaltı ölümleri, Türkiye'nin insan hakları ve göç politikaları açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, son yıllarda Suriyeli ve diğer uyruklu göçmenler için geri gönderme merkezleri işletiyor ve Avrupa'nın göç yönetiminde kilit bir aktör. ABD'deki ölüm oranlarındaki artış, uluslararası göç rejiminin insani boyutunu sorgulatırken, Türkiye'nin kendi gözaltı merkezlerindeki koşullar da uluslararası izleme altında. BM'nin hesap verebilirlik çağrısı, tüm ülkeler için bağlayıcı standartlar oluşturma potansiyeli taşıyor. Türkiye, göç yönetiminde insan haklarına saygılı uygulamalarıyla öne çıkmak isterse, bu tür uluslararası gelişmeleri yakından takip etmeli ve kendi mevzuatını gözden geçirmeli. Ayrıca, ABD ile yürütülen göçmen iade anlaşmaları ve vize süreçleri de bu bağlamda etkilenebilir.