Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP) İcra Direktörü Cindy McCain, Avrupa Birliği'nin uluslararası kalkınma yardımlarına yönelik önerilen bütçeyi önemli ölçüde kısma planlarını eleştirerek, bu adımın AB'nin küresel güvenilirliğini ve jeopolitik etkisini zayıflatacağı uyarısında bulundu. McCain, Avrupa ülkelerinin 2028-2034 dönemi için önerilen AB bütçesinde insani yardım ve kalkınma işbirliği kalemlerinde ciddi kesintiler tartıştığını belirterek, "AB'nin güvenilirliği ve elindeki kaldıraç tehlikede" dedi.
Gelişmenin Arka Planı
Avrupa Komisyonu tarafından 2025 yılında sunulan ve 2028-2034 dönemini kapsayan çok yıllı mali çerçeve (MFF) önerisi, dış eylem başlığı altında önemli değişiklikler içeriyor. Önerilen bütçede, Ukrayna'ya yönelik destek ve savunma harcamalarına öncelik verilirken, Afrika, Asya ve Latin Amerika'daki kalkınma projelerine ayrılan fonların azaltılması söz konusu. AB üyesi ülkeler arasında yürütülen müzakerelerde bazı üyeler, artan jeopolitik belirsizlikler ve ekonomik baskılar nedeniyle dış yardımların gözden geçirilmesini talep ediyor.
WFP, dünya genelinde 120'den fazla ülkede gıda yardımı programları yürütüyor ve AB, ajansın en büyük bağışçılarından biri konumunda. McCain, AB'nin son yıllarda insani yardım ve kalkınma alanında oynadığı lider rolün, özellikle gıda güvenliği krizlerinde kritik olduğunu vurguladı. Ancak önerilen kesintilerin, WFP'nin operasyonlarını doğrudan etkileyeceğini ve dünyanın en kırılgan bölgelerinde milyonlarca insanın gıda yardımına erişimini tehlikeye atacağını belirtti.
AB yetkilileri ise bütçe görüşmelerinin henüz sonuçlanmadığını ve nihai kararın üye ülkeler ve Avrupa Parlamentosu arasındaki pazarlıklarla şekilleneceğini ifade ediyor. Komisyon sözcüsü, önerinin "daha etkili ve stratejik bir dış eylem" hedeflediğini savundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Avrupa Birliği, son yıllarda artan küresel rekabet ortamında, özellikle Çin ve Rusya'nın Afrika ve Asya'daki etkisine karşı kalkınma yardımlarını bir dış politika aracı olarak kullanıyordu. Ancak Ukrayna savaşı ve savunma harcamalarındaki artış, AB bütçesi üzerinde baskı oluşturuyor. Uzmanlar, AB'nin kalkınma yardımlarını kısmasının, küresel güneydeki etkisini azaltabileceği ve bu boşluğu diğer aktörlerin doldurabileceği görüşünde.
WFP'nin uyarısı, insani yardım kuruluşlarının son dönemde karşılaştığı finansman sıkıntılarını da yansıtıyor. ABD ve Avrupa ülkelerinin bütçe kısıtlamaları, küresel insani yardım sistemini zorluyor. McCain, "Dünya genelinde açlıkla mücadelede ilerleme kaydedilirken, bu kesintiler tersine çevirebilir" dedi.
AB'nin kararı, sadece insani boyutuyla değil, aynı zamanda jeopolitik dengeler açısından da yakından izleniyor. Kalkınma yardımları, AB'nin yumuşak gücünün önemli bir bileşeni olarak görülüyor. Kesintiler, AB'nin küresel sorunlara müdahale kapasitesini sınırlayabilir ve çok taraflı sistem içindeki konumunu zayıflatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB'nin kalkınma yardımlarındaki kesintilerden doğrudan etkilenmese de, küresel insani yardım mimarisindeki değişim Türk dış politikası ve ekonomisi açısından dolaylı sonuçlar doğurabilir. Türkiye, son yıllarda Afrika ve Orta Doğu'da artan insani yardım ve kalkınma işbirliği faaliyetleriyle öne çıkıyor. AB fonlarının azalması, Türkiye'nin bölgesel etkisini artırma fırsatı yaratabilir ancak aynı zamanda küresel gıda güvenliği ve istikrar üzerindeki riskleri de beraberinde getirebilir. Ayrıca, AB'nin dış yardım bütçesindeki değişiklikler, Türkiye'ye yönelik mali yardım programlarını da etkileyebilir. Türkiye, jeopolitik konumu itibarıyla insani krizlerin merkezinde yer alıyor ve AB ile işbirliği halinde göç yönetimi ve istikrar için kritik bir ortak. Bu nedenle, AB'nin kalkınma yardımlarındaki kesintiler, Türkiye'nin üstlendiği yükü artırabilir ve bölgesel istikrarı olumsuz etkileyebilir.