On yılı aşkın süredir yatırımcılar, en büyük iki gelişen piyasa borsa yatırım fonunu (ETF) neredeyse birbirinin yerine kullanabiliyordu. Ancak BlackRock'ın iShares MSCI Emerging Markets ETF'si (EEM) ve Vanguard'ın FTSE Emerging Markets ETF'si (VWO) arasındaki fark, yapay zeka (YZ) kaynaklı %170'lik rallide belirginleşti. EEM, Nvidia ağırlıklı portföyü sayesinde VWO'ya kıyasla bu yıl %12 daha fazla getiri sağladı. Bu ayrışma, pasif yönetilen fonların bile sektörel ve hisse bazlı farklılaşmalarla önemli performans farkları yaratabileceğini gösteriyor.
Gelişmenin Arka Planı
BlackRock'ın EEM'i, teknoloji hisselerine daha yüksek bir ağırlık veriyor. Özellikle Nvidia, EEM'in portföyünde üçüncü büyük hisse olarak yer alırken, VWO'da ilk 10'da bile bulunmuyor. Nvidia'nın yapay zeka çipleri talebindeki patlama sayesinde hisse fiyatı son iki yılda %700'ün üzerinde arttı. EEM ayrıca Tayvan'ın Yarı İletken İmalat Şirketi (TSMC) ve Çinli teknoloji devleri Tencent ve Alibaba'ya da daha fazla yatırım yapmış durumda. VWO ise daha dengeli bir dağılımla Brezilya gibi emtia üreticilerine, Hindistan gibi hizmet odaklı ekonomilere ve Suudi Arabistan gibi petrol ihracatçılarına yayılmış durumda.
İki fon arasındaki yapısal farklar, endeks sağlayıcıları MSCI ve FTSE'nin farklı metodolojilerinden kaynaklanıyor. MSCI, serbest dolaşımdaki hisse oranına ve likiditeye daha fazla önem verirken, FTSE, daha geniş bir piyasa kapsamı hedefliyor. Bu, EEM'in teknoloji ağırlığı daha yüksek, VWO'nun ise enerji ve malzeme sektörlerinde daha fazla paya sahip olmasına yol açıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
YZ rallisi, gelişen piyasalarda teknoloji hisselerine olan ilgiyi artırdı. Ancak bu, tüm fonların aynı şekilde faydalanmadığı anlamına geliyor. EEM ve VWO arasındaki %12'lik fark, küresel yatırımcıların hangi endekse veya hangi yöneticiye bağlı olduğuna bağlı olarak önemli getiri farklılıkları yaşayabileceğini gösteriyor. Özellikle Nvidia gibi tek bir hissenin bir fonun performansını domine edebildiği bu dönemde, pasif yatırımın "güvenli" olarak görülmesinin sorgulanmasına yol açıyor.
Bu ayrışma, aynı zamanda yatırımcıların portföylerini oluştururken fon içeriğini daha derinlemesine incelemesi gerektiğine işaret ediyor. Fon isimlerinin veya yöneticilerinin benzerliği, benzer getiriler garanti etmiyor. YZ devrimi gibi dönüşümsel eğilimlerde, küçük yapısal farklılıklar bile büyük performans farklarına dönüşebiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BlackRock ve Vanguard arasındaki bu performans farkı, Türkiye gibi gelişen piyasalara yatırım yapan fonlar için de önemli dersler içeriyor. Türkiye'den borsa yatırım fonu olmasa da, küresel yatırımcıların Türk hisselerine erişimi EEM veya VWO üzerinden oluyor. Bu fonlardaki teknoloji ağırlığı, yatırımcıların Türk hisselerine olan talebini doğrudan etkiliyor. EEM'in YZ odaklı yükselişi, bu fonlara daha fazla kaynak girişine yol açarak Türk hisselerinin de dahil olduğu geniş portföyü olumlu etkileyebilir. Ancak, Türkiye'nin teknoloji hisselerindeki sınırlı ağırlığı (örneğin BİST'te benzer bir yapı yok), bu fonları tercih eden yatırımcıların Türkiye'ye doğrudan bir yönelimi olmadığı anlamına geliyor. Bu nedenle, Türkiye'nin küresel YZ dalgasından pay alabilmesi için yerel teknoloji şirketlerini güçlendirmesi ve uluslararası hisse araştırmalarını artırması gerekiyor.