Birleşik Krallık'ta üniversiteler ve okullar dil programlarını kısarken, eski eğitim bakanları ve uzmanlar bu durumun özellikle işçi sınıfı kökenli öğrenciler olmak üzere toplumsal hareketliliği ve mesleki becerileri olumsuz etkileyeceği konusunda uyarıyor. Son verilere göre üniversitelerde dil bölümlerine kayıtlarda büyük düşüş yaşanırken, lise düzeyinde yabancı dil sınavlarına giren öğrenci sayısı da rekor seviyede azaldı.
Dil eğitimindeki düşüşün boyutları
Birleşik Krallık Yükseköğretim İstatistik Kurumu verilerine göre, modern diller bölümlerine kayıt olan öğrenci sayısı son beş yılda %35 azaldı. Bu durum, özellikle küçük üniversitelerde dil bölümlerinin kapatılmasına yol açtı. Örneğin, Hull Üniversitesi 2022'de tüm dil programlarını kapatırken, Leicester Üniversitesi de benzer bir adım atmıştı. Uzmanlar, bu eğilimin devam etmesi halinde üniversitelerin dil bölümlerinin %40'ının önümüzdeki on yılda kapanabileceğini belirtiyor.
BBC'nin haberine göre, GCSE (Ortaöğretim Genel Sertifikası) düzeyinde yabancı dil sınavına giren öğrenci sayısı 2000 yılından bu yana %45 düştü. Aynı şekilde A-Level (Lise Bitirme Sınavı) düzeyinde de dil sınavlarına katılım üçte bir oranında azaldı. Bu düşüş, özellikle devlet okullarında daha belirgin; özel okullardaki öğrencilerin dil öğrenme oranı, devlet okullarındakilere göre neredeyse iki kat daha fazla.
Bölgesel ve küresel boyut
Dil eğitimindeki bu azalma, Birleşik Krallık'ın küresel rekabet gücünü de tehdit ediyor. Brexit sonrası Avrupa ile ticari ve kültürel ilişkilerin yeniden yapılandırıldığı bir dönemde, yabancı dil bilen işgücüne olan talep artarken, arz düşüyor. İngiliz Ticaret Odası'nın araştırmasına göre, işverenlerin %68'i yabancı dil bilen çalışan bulmakta zorlanıyor. Özellikle Almanca, Fransızca, İspanyolca ve Mandarin gibi diller ticarette hayati önem taşıyor.
Eski Eğitim Bakanlarından Justine Greening, bu durumu “toplumsal hareketlilik için bir kriz” olarak nitelendiriyor. Greening, dil becerilerinin sadece akademik başarı için değil, aynı zamanda iş piyasasında avantaj sağlamak ve farklı kültürlerle iletişim kurabilmek için gerekli olduğunu vurguluyor. Ayrıca, dil öğreniminin erken yaşta başlamasının önemine dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de yabancı dil eğitimi benzer sorunlarla karşı karşıya. Özellikle İngilizce dışındaki dillerde (Almanca, Fransızca, Rusça, Çince) eğitim veren kurumların sayısı hızla azalıyor. Bu durum, Türkiye'nin dış ticaret ve diplomasi alanında ihtiyaç duyduğu nitelikli dil bilen insan kaynağını olumsuz etkiliyor. AB ile ilişkiler, Rusya ve Çin ile artan ticari bağlar göz önüne alındığında, dil eğitimine yatırım yapılması stratejik bir öncelik haline gelmeli. Aksi takdirde, küresel rekabette geri kalma riski artacaktır.