ABD Hazine tahvillerinin zorlu geçen üçüncü çeyreğinin ardından ve hisse senedi piyasasının durgunlaşmasıyla birlikte, onlarca yılın en yüksek seviyelerine ulaşan tahvil getirileri, bireysel yatırımcıları sabit getirili ETF'lere çekiyor. Yatırımcılar, uzun süredir devam eden düşük faiz ortamının sona ermesiyle birlikte, tahvil fonlarına agresif bir şekilde para akıtıyor.
Tahvil Piyasasındaki Çalkantı ve Getiri Artışı
2023'ün üçüncü çeyreği, ABD Hazine tahvilleri için son derece sancılı geçti. Federal Reserve'in (Fed) enflasyonla mücadelede faiz oranlarını agresif bir şekilde artırması, tahvil fiyatlarında sert düşüşlere yol açtı. Ancak bu düşüş, getirilerin yükselmesi anlamına geliyor. 10 yıllık ABD Hazine tahvili getirisi, 2007'den bu yana en yüksek seviyesi olan %5'e yaklaşarak yatırımcılara cazip bir getiri sunuyor. Benzer şekilde, 2 yıllık tahvil getirisi de %5'in üzerinde seyrediyor. Bu yüksek getiriler, sabit getirili varlıklara olan ilgiyi artırdı.
Bireysel yatırımcılar, özellikle iShares 20+ Year Treasury Bond ETF (TLT) gibi uzun vadeli tahvil ETF'lerine yoğun ilgi gösteriyor. TLT, uzun vadeli Hazine tahvillerine yatırım yaparak, yüksek getirilerden faydalanmak isteyenlerin tercihi haline geldi. Bununla birlikte, kısa vadeli tahvil ETF'leri de (örneğin SHY, VGSH) daha düşük risk profiliyle dikkat çekiyor. Verilere göre, son aylarda tahvil ETF'lerine giren fon miktarı milyar dolarları aştı.
Bireysel Yatırımcı Davranışı ve Piyasa Dinamikleri
Bu ilginin arkasında yatan temel neden, yatırımcıların hisse senedi piyasasındaki belirsizlikten kaçış arayışı. Hisse senedi piyasaları, yüksek faiz oranları ve jeopolitik riskler nedeniyle dalgalı bir seyir izliyor. Buna karşın tahviller, sabit getiri sağlaması ve genellikle hisse senetleriyle negatif korelasyon göstermesi nedeniyle portföy çeşitlendirmesi için cazip bir alternatif sunuyor. Özellikle emeklilik fonları ve bireysel emeklilik hesapları (IRA, 401k) aracılığıyla yapılan yatırımlar, tahvil ETF'lerine yöneliyor.
Uzmanlar, bu eğilimin birkaç çeyrek daha devam edebileceğini öngörüyor. Fed'in faiz indirimine gitmesi durumunda tahvil fiyatlarının yükselebileceği ve getirilerin düşebileceği, ancak şu an için getirilerin hala cazip olduğu belirtiliyor. Ancak yatırımcıların, tahvil fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı dikkatli olması gerekiyor. Uzun vadeli tahviller, faiz oranlarındaki değişimlere karşı daha hassas olduğundan, yanlış zamanlamada önemli kayıplar yaşanabilir.
Öte yandan, bireysel yatırımcıların bu agresif girişi, kurumsal yatırımcıların aksine, genellikle piyasa zirvelerinde alım yapma eğiliminde oldukları yönünde eleştirileri de beraberinde getiriyor. Tarihsel olarak, bireysel yatırımcıların yoğun ilgisi bazen bir varlık sınıfının aşırı ısındığının işareti olarak yorumlanır. Ancak bu sefer, yüksek getirilerin reel getiri sağlaması nedeniyle farklı bir dinamik olduğu savunuluyor.
Küresel Piyasalara Etkileri
ABD tahvil getirilerindeki artış, küresel finansal piyasaları da derinden etkiliyor. Yüksek getiriler, doların güçlenmesine neden olarak gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı oluşturuyor. Ayrıca, küresel borçlanma maliyetlerini artırarak, özellikle yüksek borçlu ülkeler için risk teşkil ediyor. Bireysel yatırımcıların tahvil ETF'lerine yönelmesi, bu geniş likidite akışının bir parçası olarak görülüyor. Diğer yandan, tahvil getirilerinin yükselmesi, hisse senedi değerlemelerini de baskılayarak, portföy dağılımını tahvil lehine değiştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD tahvil getirilerindeki yükseliş ve bireysel yatırımcıların tahvil ETF'lerine yönelmesi, Türkiye ekonomisi için dolaylı ama önemli sonuçlar doğuruyor. Küresel risk iştahının azalması ve doların güçlenmesi, TL üzerinde değer kaybı baskısı yaratabilir. Ayrıca, yüksek ABD getirileri, Türkiye'nin dış borçlanma maliyetlerini artırarak, cari açık ve enflasyon üzerinde olumsuz etki yapabilir. Türkiye'nin son dönemde uyguladığı sıkı para politikası ve faiz artışları, bu küresel konjonktürde yabancı sermaye çekmeyi zorlaştırabilir. Öte yandan, yurt içi yatırımcılar için tahvil ETF'leri alternatif bir yatırım aracı olarak öne çıkabilir; ancak kur riski ve vergilendirme gibi faktörler göz önünde bulundurulmalı.