Demokrat Parti'nin Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinde Kongre'nin her iki kanadında da çoğunluğu koruma umutları, New York'ta ön seçimleri kazanan bir grup aşırı sol aday nedeniyle tehlikeye girebilir. HBO'nun 'Real Time' programının sunucusu Bill Maher, geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada Demokratların 'kazanmaktan başka çaresi olmadığını' söylemişti. Ancak şimdi, New York'ta 'gerçekten çılgın' olarak nitelediği üç adayın ön seçim zaferi sonrası partinin şansının azaldığını belirtiyor. Maher, adayların aşırı sol politikalarının merkezdeki seçmenleri kaçırabileceği uyarısında bulundu.
New York'ta aşırı sol dalga
New York'taki Demokrat Parti ön seçimlerinde, partinin ilerici kanadından adaylar önemli zaferler elde etti. Bunlar arasında, ABD Temsilciler Meclisi'nde 'Sosyalist Grup' üyesi olarak bilinen ve New York'un 14. bölgesinden aday Alexandria Ocasio-Cortez'in desteklediği isimler yer alıyor. Özellikle New York'un 12. bölgesinde, mevcut milletvekili Carolyn Maloney'yi mağlup eden Jerry Nadler'in koltuğu için yarışan Demokrat aday Suraj Patel dikkat çekiyor. Diğer yandan, New York'un 16. bölgesinde Jamaal Bowman ve 10. bölgesinde Mondaire Jones gibi isimler de ön seçimleri kazanarak Kasım ayında genel seçime girmeye hak kazandı. Bu adayların ortak özelliği, 'Defund the Police' (Polisi Finanse Etmeyi Kes) gibi sloganlarla bilinen aşırı sol politikalara sahip olmaları.
Seçim dinamikleri ve Demokrat Parti'nin endişeleri
Demokrat Parti içinde, özellikle merkezci kanat, bu adayların Kasım ayındaki genel seçimlerde Cumhuriyetçi adaylara karşı zorlanacağı endişesini taşıyor. New York'un bazı bölgeleri, özellikle banliyöler, son yıllarda Cumhuriyetçi Parti'ye kaymış durumda. 2020 seçimlerinde Başkan Joe Biden'ın New York'ta rahat bir zafer kazanmasına rağmen, New York'un kuzeyindeki ve Long Island'daki bazı bölgeler Cumhuriyetçi adaylara oy vermişti. Bill Maher'in de vurguladığı gibi, aşırı sol adayların bu bölgelerde başarılı olması zor görünüyor. Üstelik, enflasyon ve ekonomik endişelerin seçmenler üzerinde etkili olduğu bir dönemde, sol politikaların geniş kitlelere hitap etmesi güçleşiyor. Maher, 'Demokratlar kazanmaktan başka çaresi olmadığını düşünüyordu, ama şimdi New York'taki bu adaylar yüzünden kaybedebilirler' ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD ara seçimleri, sadece Amerikan iç siyaseti açısından değil, küresel dengeler açısından da büyük önem taşıyor. Demokratların Kongre'nin her iki kanadını da kaybetmesi durumunda, Başkan Biden'ın iç ve dış politika gündemi önemli ölçüde sekteye uğrayabilir. Özellikle iklim değişikliği, sağlık reformu ve vergi politikaları gibi konularda yasal düzenlemeler yapmak zorlaşacak. Dış politikada ise, Cumhuriyetçilerin Ukrayna'ya yardım, Çin'e karşı tutum ve NATO ittifakı gibi konularda Biden yönetimine karşı çıkması bekleniyor. New York'taki bu gelişmeler, Demokrat Parti'nin Kasım ayında karşılaşabileceği zorlukların sadece bir örneği. Ülke genelinde, enflasyon ve Biden'ın düşük onay oranları nedeniyle Cumhuriyetçilerin avantajlı olduğu bir seçim ortamı bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ara seçimlerinde Demokratların olası kaybı, Türkiye-ABD ilişkilerinde dolaylı etkiler yaratabilir. Cumhuriyetçilerin Kongre'de güç kazanması, Türkiye'ye yönelik yaptırımların veya kritik konularda (F-16 satışı gibi) daha sert tutum sergilenmesine yol açabilir. Ayrıca Biden yönetiminin dış politikada elinin zayıflaması, Doğu Akdeniz, Suriye ve enerji konularında ABD'nin pozisyonunu etkileyebilir. Ancak bu etkilerin doğrudan olmaktan ziyade, ABD iç siyasetindeki genel eğilimler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.