ABD Başkanı Joe Biden'ın eski üst düzey yetkilileri, Gazze savaşına ilişkin anılarını ve değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaşmaya başladı. Bu hesaplar, Biden yönetiminin İsrail'e verdiği koşulsuz destek ve savaşın yönetimi konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Kimileri bu açıklamaları bir hesaplaşma olarak görürken, kimileri de geçmişi yeniden yazma çabası olarak eleştiriyor.
Biden Yönetiminde Gazze Politikası ve İç Tartışmalar
Biden yönetimi, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın saldırısının ardından İsrail'e tam destek verdi. Ancak savaşın uzaması ve sivil kayıpların artmasıyla birlikte yönetim içinde farklı sesler yükselmeye başladı. Özellikle Dışişleri Bakanlığı ve USAID'de görev yapan bazı yetkililer, İsrail'e silah satışlarının sorgulanması gerektiğini savundu. Bu yetkililerden bazıları istifa etti veya görevden alındı. Şimdi bu isimler, o dönemde yaşananları anlatarak kamuoyu önünde bir hesaplaşma yapıyor.
Eski yetkililerin anlattıklarına göre, Beyaz Saray'da Gazze politikası konusunda ciddi bölünmeler yaşandı. Bazı danışmanlar, İsrail'in askeri operasyonlarının sınırlandırılması gerektiğini savunurken, diğerleri İsrail'in güvenliğinin öncelikli olduğunu dile getirdi. Bu tartışmalar, zaman zaman kamuoyuna yansıdı ve yönetimin tutarlı bir strateji izleyemediği eleştirilerine yol açtı.
Özellikle insani yardımların Gazze'ye ulaştırılması konusunda yaşanan sıkıntılar, yönetim içindeki bazı isimlerin istifasına neden oldu. Dışişleri Bakanlığı'nda görev yapan bir yetkili, İsrail'e yapılan silah sevkiyatlarının uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirterek görevinden ayrıldı. Bu istifalar, yönetimin Gazze politikasına yönelik iç muhalefetin boyutunu gözler önüne serdi.
Revizyonizm mi, Hesaplaşma mı?
Eski yetkililerin açıklamaları, Biden yönetiminin Gazze savaşındaki rolünü yeniden değerlendirme çabası olarak yorumlanıyor. Ancak bazı eleştirmenler, bu açıklamaların geçmişi aklama girişimi olduğunu savunuyor. Zira bu yetkililer, görevdeyken sessiz kalmayı tercih etmiş veya istifa etmelerine rağmen kamuoyu önünde yeterince ses çıkarmamışlardı. Şimdi ise sorumluluğu üstlenmek yerine, karar alma süreçlerindeki rollerini küçümsüyor gibi görünüyorlar.
Öte yandan, bu açıklamalar ABD'nin Orta Doğu politikasındaki çelişkileri ve karar alma mekanizmalarındaki sorunları gözler önüne seriyor. Biden yönetimi, bir yandan İsrail'in güvenlik ihtiyaçlarını vurgularken, diğer yandan insani yardımların artırılması çağrısında bulunuyordu. Ancak uygulamada, İsrail'in askeri operasyonlarına yönelik herhangi bir kısıtlama getirilmedi. Bu durum, ABD'nin uluslararası alanda güvenilirliğine zarar verdi.
Ayrıca, eski yetkililerin açıklamaları, ABD'nin İsrail'e verdiği desteğin sorgulanmasına yol açabilir. Özellikle genç seçmenler ve Demokrat Parti içindeki ilerici kanat, Biden'ın Gazze politikasını sert bir şekilde eleştiriyordu. Bu açıklamalar, partinin gelecekteki Orta Doğu politikasını şekillendirmede etkili olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Biden yönetiminin Gazze politikasına yönelik iç tartışmaların kamuoyuna yansıması, Türkiye açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Gazze'deki insani krize dikkat çekmek ve İsrail'e yönelik eleştirilerini uluslararası platformlarda dile getirmek için bu tür açıklamaları kullanabilir. Ayrıca, ABD'nin İsrail'e verdiği desteğin sorgulanması, Türkiye'nin Orta Doğu'da arabuluculuk rolünü güçlendirebilir. Ancak Türkiye, ABD ile ilişkilerinde dengeyi gözetmek zorunda. Zira iki ülke arasında savunma ve ekonomi alanlarında önemli bağlar var. Bu açıklamalar, Türkiye'nin ABD'ye yönelik eleştirilerini meşrulaştırabilir ve Filistin davasına verdiği desteği uluslararası alanda daha görünür kılabilir.