ABD'de bir federal yargıç, Başkan Joe Biden döneminde yasalaşan geniş bant internet sübvansiyon programının, fonların dağıtımında ırkı belirleyici bir faktör olarak kullanmasının anayasaya aykırı olduğuna hükmetti. Washington DC Bölge Yargıcı Timothy J. Kelly'nin verdiği karar, Beyaz Saray'ın dijital uçurumu kapatma hedefiyle başlattığı 42 milyar dolarlık 'Köprü Oluşturma' (BEAD) programını temelden sarsabilir.
Kararın ayrıntıları ve yasal dayanak
Yargıç Kelly'nin kararında, programın özellikle 'azınlık nüfusun yoğun olduğu bölgelere öncelik verme' şartının, ABD Anayasası'nın 14. Ek Maddesi'ndeki eşit koruma ilkesini ihlal ettiği vurgulandı. Kelly, kararında Yüksek Mahkeme'nin geçtiğimiz yıl Harvard ve North Carolina Üniversitesi'ne yönelik pozitif ayrımcılık uygulamalarını geçersiz kılan emsal kararına atıfta bulundu. Mahkeme, federal fonların 'ırk temelli kotalar veya tercihler yoluyla değil, tarafsız ve objektif kriterlerle' dağıtılması gerektiğini belirtti.
Program kapsamında 20'den fazla eyalete internet altyapısı için milyarlarca dolar aktarılması planlanıyordu. Karar, özellikle kırsal ve yoksul bölgelerde yaşayan beyaz nüfusun aleyhine bir ayrımcılık yapıldığı gerekçesiyle açılan davada alındı. Davacılar arasında Wisconsin, Texas ve Ohio gibi eyaletlerden gelen şikayetler etkili oldu.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu karar, yalnızca ABD içi dijital eşitsizlik politikalarını değil, uluslararası alanda da yansımaları olabilecek bir emsal teşkil ediyor. Dünya Bankası ve OECD gibi kuruluşlar, geniş bant erişimini kalkınma hedefleri arasında sayarken, 'hedefe yönelik pozitif ayrımcılık' modellerinin yasal olarak sorgulanması birçok ülkede benzer tartışmaları tetikleyebilir. Özellikle Avrupa Birliği'nin dijital dönüşüm fonlarında azınlık gruplara yönelik özel tahsisatlar benzer yasal süreçlerle karşılaşabilir. Karar, teknoloji şirketleri ve sivil toplum kuruluşları tarafından 'eşitlikçi politikaların baltalanması' olarak eleştirilirken, muhafazakar çevreler 'renk körü' bir yaklaşımın gerekliliğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu mahkeme kararı, Türkiye'nin özellikle kırsal bölgelerde geniş bant internet yatırımlarını hızlandırdığı bir dönemde anlam taşıyor. Türkiye'nin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yürütülen projelerde, bölgesel kalkınma farklarının giderilmesi amacıyla kaynak tahsis edilirken, doğrudan etnik veya dini grup temelli kriterler kullanılmıyor. Ancak, ABD'deki bu yargısal eğilim, Türkiye'de de sosyal yardım ve teşvik programlarının hukuki altyapısının gözden geçirilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Türk hukuk sisteminde eşitlik ilkesi anayasal güvence altında olmakla birlikte, hedef odaklı kamu politikalarının yargı denetimine takılmaması için objektif ve ölçülebilir kriterlere dayanması önem taşıyor.