Lübnan'da İsrail ile Hizbullah arasında varılan kırılgan ateşkes anlaşması, Beyrut'un güneyindeki Dahiye semtinde adeta bir iğne deliğinden geçiyor. Hizbullah'ın en güçlü kalelerinden biri olan bu yoğun nüfuslu bölge, İsrail hava saldırılarının aylardır hedefi olmuş, yüzlerce bina yerle bir olmuş, on binlerce sivil yerinden edilmişti. BBC muhabiri John Sudworth'un bölgeden aktardığına göre, Hizbullah destekçilerinin ateşkese rağmen moralinin yüksek olduğu, ancak büyük bir yıkım ve belirsizlikle karşı karşıya oldukları görülüyor. Anlaşmanın uygulanıp uygulanmayacağı ve bölgede kalıcı barışın sağlanıp sağlanamayacağı ise en kritik soru işareti olarak duruyor.
Dahiye'de Yıkım ve Meydan Okuma
Dahiye, genelde fakir ama Hizbullah'a gönülden bağlı nüfusuyla bilinen bir semt. Son haftalarda İsrail'in yoğun bombardımanına maruz kalan bölgede, çoğu apartman olmak üzere onlarca bina tamamen yıkılmış durumda. Enkazlar arasında gezen Sudworth, Hizbullah bayraklarının hâlâ dalgalandığını, sokaklarda silahlı militanların değil ama taraftarların geçit töreni yaptığını aktarıyor. Bir grup genç, İsrail'e karşı kazanılan 'zaferi' kutluyor: "Onları yendik, silahlarımızı bırakmayacağız" sloganları yükseliyor. Ateşkes anlaşmasına göre Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve Lübnan ordusunun sınırı kontrol etmesi gerekiyor, ancak bölgedeki bu meydan okuma ruhu, anlaşmanın ne kadar uygulanabilir olduğunu sorgulatıyor.
Öte yandan bölge sakinleri, yıkılan evlerinin enkazı arasında eşyalarını kurtarmaya çalışıyor. Çoğu aile, güneye dönmeye hazırlanıyor ancak evleri yok. Lübnan'ın zaten ekonomik krizle boğuştuğu bir ortamda, yeniden inşa için milyarlarca dolara ihtiyaç var. Hizbullah'ın yardım kuruluşları hemen faaliyete geçmiş durumda, ancak bu da uluslararası toplumun endişelerini artırıyor: Örgüt, sivil yardımı kullanarak nüfuzunu pekiştirebilir.
Bölgesel Boyut: İran-İsrail Dengeleri
Hizbullah'ın İsrail'le mücadelesi, aslında daha büyük bir bölgesel satrancın parçası. İran'ın en önemli vekil gücü olan Hizbullah, yıllardır İsrail sınırında askeri varlık bulunduruyor. Ateşkes anlaşması, İran'ın bölgedeki nüfuzunu sınırlama hedefi taşıyor. ABD ve Fransa'nın arabuluculuğunda varılan anlaşmaya göre, Lübnan ordusu UNIFIL'le birlikte sınırı kontrol edecek, Hizbullah ise Litani Nehri'nin kuzeyine çekilecek. Ancak Hizbullah'ın silahlarını bırakmasına dair bir hüküm bulunmuyor; bu da anlaşmanın en zayıf noktası olarak görülüyor.
İsrail tarafı ise, kendisine yönelik tehdidin sona erdiğine ikna olmuş değil. Başbakan Netanyahu, "Ateşkes ihlal edilirse Lübnan'ın başına daha büyük bir felaket getiririz" tehdidini savuruyor. Bu arada Gazze'de devam eden savaş, Lübnan'daki ateşkesin gölgesinde ikinci bir cephe olarak dikkati çekiyor. Hizbullah, Gazze'ye destek amacıyla Ekim 2023'ten beri İsrail'le çatışıyordu; şimdi ateşkes kabul edilmiş olsa da, taraflar arasındaki düşmanlık taze.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki bu kırılgan ateşkes, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'daki istikrar hedefleri açısından kritik. Türkiye, Lübnan'ın toprak bütünlüğü ve egemenliğini desteklerken, Hizbullah'ın siyasi bir aktör olarak varlığını kabul etmekte; ancak örgütün silahlı faaliyetleri bölgede yeni bir çatışma riski taşıyor. Ayrıca, İran'ın nüfuz alanının genişlemesi Türkiye'nin çıkarlarıyla zaman zaman çelişebiliyor. Ankara'nın önceliği, Lübnan'daki insani krizin büyümemesi ve Türkiye'ye yönelik göç dalgasının engellenmesi olacak. Bu nedenle Türkiye, ateşkesin kalıcılığı için diplomatik girişimlerini sürdürmeli ve Lübnan'ın yeniden imarına katkıda bulunmalıdır.