Trump yönetimi, Federal Rezerv (Fed) Yönetim Kurulu Üyesi Lisa Cook'u görevden almak için yeni bir girişim başlattı. Beyaz Saray, Cook'a gönderdiği bildirimde, Başkan Donald Trump'ın onu görevden alma niyetini iletti. Bu hamle, Amerikan tarihinde bir başkanın Fed üyesini doğrudan görevden alma girişiminde bulunması açısından benzeri görülmemiş bir adım olarak nitelendiriliyor. Gelişme, merkez bankasının siyasi baskı altına alınması ve bağımsızlığının zedelenmesi endişelerini beraberinde getirdi.
Gelişmenin Arka Planı
Lisa Cook, 2022 yılında Başkan Joe Biden tarafından Fed Yönetim Kurulu üyeliğine atanmış ve Senato'da onaylanmıştı. Cook, ekonomist kimliğiyle özellikle enflasyon ve işgücü piyasası konularındaki çalışmalarıyla tanınıyor. Trump yönetiminin Cook'u görevden alma girişimi, ilk olarak Ağustos 2025'te gündeme gelmişti. O dönemde Beyaz Saray, Cook'un para politikası kararlarının başkanın ekonomik hedefleriyle uyumlu olmadığını öne sürmüştü. Ancak bu girişim, yasal engellere takılmış ve Kongre'den gelen tepkiler üzerine geri çekilmişti.
Şimdi Beyaz Saray, benzer bir çabayı yeniden başlattı. Konuya yakın kaynaklara göre, Başkan Trump, Fed'in faiz indirimlerine gitmemesinden ve ekonomik büyümeyi yeterince desteklememesinden duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor. Cook'un, Fed Başkanı Jerome Powell ile birlikte faiz oranlarının yüksek tutulması yönünde oy kullandığı belirtiliyor. Trump, bu durumun ABD ekonomisini olumsuz etkilediğini ve kendi yönetiminin politikalarıyla çeliştiğini düşünüyor.
Hukuk uzmanları, bir başkanın Fed üyesini görevden alma yetkisinin sınırlı olduğunu ve bu tür bir kararın ancak 'kötü davranış' veya 'görevi ihmal' gibi gerekçelere dayanması gerektiğini belirtiyor. Cook'un bu tür bir suç işlediğine dair herhangi bir kanıt bulunmadığını vurgulayan uzmanlar, bu girişimin yargıdan dönebileceğini ifade ediyor. Fed'in bağımsızlığı, piyasaların güveni açısından kritik önem taşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, yalnızca ABD iç siyasetini değil, küresel finans piyasalarını da etkileme potansiyeli taşıyor. Fed, dünyanın en etkili merkez bankası olarak kabul ediliyor ve para politikası kararları tüm dünyada yankı buluyor. Fed'in bağımsızlığına yönelik herhangi bir müdahale, dolara olan güveni sarsabilir ve gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışlarına yol açabilir. Uzmanlar, bu tür bir girişimin, piyasalarda belirsizlik yaratarak yatırımcıların risk iştahını azaltabileceğini belirtiyor.
Öte yandan, Trump'ın bu hamlesi, ABD'deki siyasi kutuplaşmayı da derinleştiriyor. Demokratlar, bu girişimi 'demokratik kurumlara saldırı' olarak nitelendirirken, Cumhuriyetçiler ise başkanın yetkilerini kullandığını savunuyor. Kongre'deki bazı üyeler, Fed'in bağımsızlığını korumak için yasal düzenleme yapılması çağrısında bulunuyor. Ayrıca, bu durum, merkez bankasının gelecekteki kararlarını da etkileyebilir; zira Fed üyeleri, üzerlerindeki siyasi baskının arttığını hissedebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye açısından öncelikle küresel piyasaların istikrarı üzerinden değerlendirilmelidir. Fed'in bağımsızlığının zedelenmesi, dolar endeksinde dalgalanmalara ve gelişmekte olan ülke para birimlerinde oynaklığa yol açabilir. Türk lirası ve Türkiye'nin dış finansman ihtiyacı göz önüne alındığında, bu tür bir belirsizlik Türkiye ekonomisi için risk oluşturabilir. Ancak dolaylı etkilerin sınırlı kalması beklenir. Türkiye, kendi para politikası bağımsızlığına sahip olmakla birlikte, küresel likidite koşullarındaki değişimlere karşı hassastır. Bu nedenle, Türkiye'nin ekonomik yönetiminin bu tür dış şoklara karşı hazırlıklı olması önem taşıyor.