ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Japon yeninin döviz piyasalarındaki düzensiz hareketlerinin yalnızca Japonya ekonomisini değil, aynı zamanda küresel finansal istikrarı da tehdit edebileceği uyarısında bulundu. Bessent’in bu açıklamaları, Tokyo ile Washington arasında para politikalarına ilişkin artan gerilimin yaşandığı bir dönemde geldi. ABD’nin yeni yönetiminin ekonomi politikalarını şekillendiren isimlerden biri olan Bessent, döviz kurlarındaki ani ve öngörülemez dalgalanmaların ticaret akışlarını bozabileceğini ve yatırımcı güvenini sarsabileceğini vurguladı.
Gelişmenin arka planı
Bessent’in bu çıkışı, Japon yeninin son haftalarda ABD doları karşısında sert dalgalanmalar yaşamasının ardından geldi. Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) negatif faiz politikasını sona erdirmesine rağmen, yen hâlâ zayıf seyrini sürdürüyor. Öte yandan ABD’nin faiz oranlarını yüksek tutması, doları güçlendirerek yen üzerinde baskı oluşturuyor. Bu durum, Japon yetkililerin döviz piyasasına müdahale etmesine yol açtı. Ancak Bessent, bu tür müdahalelerin ‘düzensiz’ hareketler olarak algılandığını ve piyasa mekanizmalarını bozduğunu belirtti. Uzmanlar, ABD ile Japonya arasındaki bu görüş ayrılığının G7 ve G20 toplantılarında da ele alınmasını bekliyor.
Bessent, konuşmasında piyasaların temel ekonomik göstergelere göre hareket etmesi gerektiğini, ancak spekülatif akımların ve ani pozisyon değişikliklerinin istikrar bozucu etkiler yaratabileceğini ifade etti. Özellikle carry trade olarak bilinen ve yatırımcıların düşük faizli yenle borçlanıp yüksek faizli varlıklara yatırım yaptığı stratejilerin, kur hareketlerindeki ani değişimlerle tetiklenebileceğine dikkat çekti. Bu tür bir senaryonun 1997 Asya Krizi’nde olduğu gibi gelişmekte olan ülkelere sıçrayabileceği endişesi dile getiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Japonya, dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi olarak küresel ticarette kilit bir role sahip. Yenin değerindeki aşırı oynaklık yalnızca Japonya’nın ihracat rekabetini etkilemekle kalmıyor, aynı zamanda Asya’daki diğer ülkelerin para birimlerini de dolaylı olarak etkiliyor. Güney Kore wonu, Çin yuanı ve Tayvan doları gibi bölgesel para birimleri, yen hareketlerine karşı hassas. Ayrıca, Japonya’nın devasa devlet tahvili piyasası, küresel faiz oranlarının belirlenmesinde önemli bir gösterge. Dolayısıyla yen kaynaklı bir istikrarsızlık, gelişmiş ülkelerin tahvil piyasalarına da yansıyabilir. Bessent’in bu açıklamaları, ABD’nin müttefiki Japonya ile olan ekonomik ilişkilerinde yeni bir gerilim noktası oluşturuyor. Ancak iki ülke, Çin’in artan ekonomik nüfuzuna karşı birlikte hareket etme konusunda da anlaşmış durumda. Bu nedenle, tarafların bu sorunu diplomatik yollarla çözmeye çalışması bekleniyor.
Küresel piyasalarda bu gelişmeler yaşanırken, yatırımcıların gözü merkez bankalarının vereceği yeni sinyallere çevrilmiş durumda. Japonya Merkez Bankası’nın önümüzdeki toplantılarında faiz artırımına gitmesi, yenin değerini destekleyebilir ve düzensiz hareketleri azaltabilir. Ancak bu durum, taşıdığı riskler nedeniyle dikkatli bir denge gerektiriyor. ABD’nin ise faiz indirimine gitmesi halinde dolar zayıflayabilir ve yen üzerindeki baskı hafifleyebilir. Bu hassas denge, küresel ekonominin 2025 yılındaki seyrini belirleyecek ana unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, gelişmekte olan bir ekonomi olarak küresel sermaye akımlarındaki dalgalanmalara karşı hassastır. Yen kaynaklı bir istikrarsızlık, gelişmekte olan ülkelere yönelik risk iştahını azaltabilir ve Türk lirası üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca, ABD ile Japonya arasındaki bu gerilim, gelişmiş ülkelerin para politikalarındaki belirsizliği artırarak, Türkiye gibi ülkelerin dış finansman koşullarını zorlaştırabilir. Türkiye’nin ihracat pazarlarından biri olan Japonya’da yaşanacak bir ekonomik yavaşlama, Türk ihracatını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, Ankara’nın gelişmeleri yakından takip etmesi ve olası piyasa dalgalanmalarına karşı hazırlıklı olması büyük önem taşıyor.