İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, kayıtlara geçen bir röportajda, Gazze Şeridi'nde her gece 30 ila 40 Filistinlinin öldürülmesi çağrısında bulundu. Rehine krizi sırasında esir tutulan eski bir rehineyle yapılan mülakatta Ben-Gvir, ayrıca Gazze'nin toplu göçünün teşvik edilmesini savunarak bölgeyi tamamen İsrail'e ait olarak gördüğünü söyledi. Bu açıklamalar, uluslararası toplumda büyük tepki çekerken, İsrail hükümetinin Gazze politikasına ilişkin endişeleri artırdı.
Kışkırtıcı sözler ve tepkiler
Ben-Gvir'in bu açıklamaları, İsrail kamu yayın kuruluşu Kan'a bağlı bir programda yayınlanan kayıtlarda yer aldı. Eski rehine Gili Berman ile yapılan görüşmede Ben-Gvir, "Gazze'deki her gece 30-40 Filistinliyi öldürmeliyiz. Bu, Hamas'ın direnişini kıracaktır" ifadelerini kullandı. Ayrıca, "Gazze Şeridi tamamen İsrail toprağıdır ve buradaki Filistinlilerin göç etmeleri teşvik edilmelidir" dedi.
Bu sözler, başta Filistin tarafı olmak üzere uluslararası kamuoyunda şiddetle kınandı. Filistin Dışişleri Bakanlığı, Ben-Gvir'in açıklamalarını "soykırım çağrısı" olarak nitelendirirken, Birleşmiş Milletler yetkilileri de bu tür ifadelerin ateşkes çabalarına zarar verdiğini belirtti. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, "Bu tür açıklamalar uluslararası hukukun açık ihlalidir ve kabul edilemez" dedi.
İsrail iç siyasetinde yankıları
Ben-Gvir'in açıklamaları, İsrail iç siyasetinde de tartışma yarattı. Ulusal Birlik Partisi lideri Benny Gantz, "Bu sözler İsrail'in imajına zarar veriyor ve uluslararası toplumda desteğimizi zayıflatıyor" şeklinde konuştu. Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ofisinden ise konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak, Ben-Gvir'in koalisyon hükümetindeki etkisi göz önüne alındığında, bu açıklamaların hükümet içinde gerilime yol açabileceği yorumları yapılıyor.
Analistler, Ben-Gvir'in bu sözlerinin, Gazze'deki ateşkes görüşmeleri sürerken tansiyonu daha da yükseltebileceğine dikkat çekiyor. Özellikle, rehinelerin serbest bırakılması müzakerelerinde hassas bir dönemden geçilirken, bu tür kışkırtıcı açıklamaların süreci olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Ben-Gvir'in açıklamaları, yalnızca İsrail-Filistin çatışmasını değil, tüm bölgesel dengeleri etkileyebilecek nitelikte. Mısır ve Katar gibi arabulucu ülkeler, bu sözlerin ateşkes müzakerelerini baltaladığını ifade etti. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail ile normalleşme sürecinin devamı için bu tür aşırılıkçı söylemlerin engellenmesi gerektiğini vurguladı.
Küresel ölçekte, ABD yönetimi, İsrail'in meşru müdafaa hakkını desteklemekle birlikte, sivil kayıpların azaltılması çağrısında bulunuyor. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, "Sivillerin korunması ve uluslararası insancıl hukuka saygı gösterilmesi kritik önem taşıyor" dedi. Bu tür açıklamaların, ABD'nin bölgedeki diplomatik çabalarını zorlaştırdığı belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ben-Gvir'in açıklamaları, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek bağlamında doğrudan ilgili. Türkiye, daha önce İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını "soykırım" olarak nitelendirmiş ve uluslararası topluma müdahale çağrısı yapmıştı. Bu tür kışkırtıcı söylemler, bölgesel istikrarı tehdit ederken, Türkiye'nin arabuluculuk çabalarını da olumsuz etkileyebilir. Ankara'nın, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler nezdinde Filistinli sivillerin korunması için yürüttüğü diplomatik girişimler, bu tür açıklamalarla daha da meşruiyet kazanabilir. Ancak, Türkiye-İsrail ilişkilerinde son dönemde yaşanan yumuşama göz önüne alındığında, bu sözler iki ülke arasındaki diyaloğu olumsuz etkileyebilir.