Kuzey İrlanda'nın başkenti Belfast, Sudanlı bir sığınmacının iddia edilen bıçaklama saldırısının ardından patlak veren şiddet olaylarıyla sarsıldı. Saldırının ardından aşırı sağ grupların kışkırttığı kalabalıklar, kentin farklı noktalarında polise taş ve molotof kokteyli atarken, araçları ateşe verdi. Yetkililer, göçmen karşıtı sloganlar atan grupların mahalleleri adeta harabeye çevirdiğini belirtiyor. Olaylar, Birleşik Krallık genelinde artan anti-göçmen şiddetinin en son halkası olarak kayıtlara geçti.
Gelişmenin arka planı
Olaylar, geçtiğimiz günlerde bir Sudanlı sığınmacının bir kişiyi bıçakladığı iddiasıyla başladı. Henüz doğrulanmayan bilgilere göre, saldırıda bir kişi hayatını kaybetti. Saldırının ardından sosyal medyada yayılan provokatif paylaşımlar, toplumdaki göçmen karşıtı duyguları alevlendirdi. Yüzlerce kişi, özellikle sığınmacıların yoğun olarak yaşadığı mahallelerde toplanarak polis araçlarını ve binaları taş yağmuruna tuttu. Olaylar sırasında en az 15 polis memuru yaralanırken, çok sayıda araç kullanılamaz hale geldi. Polis, 28 kişiyi gözaltına aldı. Kuzey İrlanda Polis Şefi Jon Boutcher, bu olayın 'tamamen ırkçı bir motivasyonla' gerçekleştirildiğini belirtti.
Belfast'taki şiddet, geçtiğimiz hafta İngiltere'nin Southport kentinde bir gençlik merkezine düzenlenen ve üç çocuğun ölümüne yol açan bıçaklama saldırısının ardından başlayan göçmen karşıtı protestoların bir devamı niteliğinde. Southport saldırısının Galli bir genç tarafından gerçekleştirilmesine rağmen, aşırı sağ gruplar saldırganın sığınmacı olduğu yönünde dezenformasyon yayarak toplumsal huzursuzluğu körüklemişti. Bu durum, Birleşik Krallık genelinde Müslümanlara ve sığınmacılara yönelik saldırıları tetiklemişti.
Bölgesel ve küresel boyut
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, şiddet olaylarını kınayarak 'aşırı sağın sokaklara hakim olmasına izin vermeyeceklerini' söyledi. İngiliz hükümeti, ayaklanmalara karşı özel bir polis gücü konuşlandırmaya hazırlanıyor. Olaylar, Birleşik Krallık'taki göç politikalarına yönelik tartışmaları da yeniden alevlendirdi. Ülkede son yıllarda artan düzensiz göç, özellikle Manş Denizi'ni geçerek gelen sığınmacılar, toplumun belirli kesimlerinde tepkiye neden oluyor. Göçmen karşıtı söylemlerin yükselişi, hem Avrupa'da hem de dünyada popülist hareketlerin güçlenmesinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, sosyal medyadaki dezenformasyonun etkisiyle bu tür olayların daha sık yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Belfast, Kuzey İrlanda'nın en büyük şehri olmasının yanı sıra, geçmişte Katolikler ve Protestanlar arasındaki mezhepsel çatışmaların da merkeziydi. 1998 tarihli Hayırlı Cuma Anlaşması ile büyük ölçüde sona eren çatışmalar, toplumda hâlâ derin yaralar bırakmış durumda. Göçmen karşıtı şiddetin mezhepsel ayrılıkları beslemesinden endişe ediliyor. Kuzey İrlanda hükümeti, toplumsal barışı korumak için acil önlemler alacağını duyurdu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi Birleşik Krallık'ta da göçmen karşıtı söylemlerin şiddete dönüşme potansiyelini gözler önüne seriyor. Türkiye, Avrupa'da artan İslam karşıtlığı ve yabancı düşmanlığını yakından takip ediyor. Özellikle Türk diasporasının yoğun olduğu ülkelerde benzer olayların yaşanması, Türkiye'nin güvenlik ve dış politika öncelikleri açısından önemli. Türkiye, sığınmacıların ev sahibi ülkelerde toplumsal uyumunun sağlanması için uluslararası işbirliğini desteklerken, aşırı sağ hareketlerin yükselişinin bölgesel istikrarsızlığı derinleştirebileceği uyarısında bulunuyor. Bu tür olaylar, Türkiye'nin AB ile göç konusundaki işbirliğini de etkileyebilir.