Elon Musk’ın sahibi olduğu sosyal medya platformu X’te, Haziran ayında Kuzey İrlanda’nın Belfast kentinde yaşanan ayaklanma ve İngiltere’nin güneyindeki Southampton’da çıkan toplumsal olaylara ilişkin paylaşım yapan hesapların yarısından fazlasının Birleşik Krallık dışından olduğu ortaya çıktı. Yapılan özel analize göre, bu içeriklerin %55’i yurt dışı kaynaklı hesaplardan paylaşıldı ve en çok okunan 12 gönderiden 7’si Amerika Birleşik Devletleri merkezli hesaplara aitti. Bu durum, sosyal medya platformlarının yerel toplumsal olayları uluslararası bir dezenformasyon ve manipülasyon alanına dönüştürdüğüne dair endişeleri artırdı.
Gelişmenin Arka Planı
Olaylar, Birleşik Krallık genelinde göçmen karşıtı protestoların arttığı bir dönemde meydana geldi. Belfast’ta, göçmenlere yönelik otellere ve iş yerlerine saldırılar düzenlenirken, Southampton’da da benzer şekilde toplumsal gerginlik sokaklara taştı. Polis, her iki kentte de çok sayıda kişiyi gözaltına aldı ve olayların “ organize bir şekilde kışkırtıldığını” belirtti.
Analistler, X üzerindeki bu paylaşımların, olayları gerçek zamanlı olarak yönlendirme ve tırmandırma amacı taşıdığını ve hesapların büyük bir kısmının bot ya da yarı otomatik hesaplar olabileceğini ifade ediyor. Araştırma, paylaşımların çoğunun İngiltere saatiyle gece yarısı ile sabah 6 arasında yapıldığını ve bu saat diliminin ABD’nin doğu kıyısında akşam saatlerine denk geldiğini ortaya koydu. Bu da, içeriklerin ABD merkezli kullanıcılar tarafından aktif olarak yayıldığını gösteriyor.
Elon Musk’ın X’i devraldıktan sonra içerik moderasyonunu büyük ölçüde gevşetmesi, bu tür manipülatif kampanyaların önünü açtığı eleştirilerini beraberinde getiriyor. Özellikle Avrupa Birliği’nin Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında X’e yönelik soruşturmalar devam ederken, bu bulgular platformun yasal yükümlülüklerini ne ölçüde yerine getirdiğini yeniden gündeme getirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu durum, sosyal medyanın demokratik toplumlarda giderek artan bir tehdit olarak görülen dezenformasyon dalgasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Özellikle seçim dönemlerinde ve toplumsal kriz zamanlarında, yabancı aktörlerin ve ideolojik grupların bu tür platformları kullanarak kutuplaşmayı derinleştirdiğine dair çok sayıda araştırma bulunuyor. İngiltere’de polis, bu tür çevrimiçi içeriklerin sokaktaki şiddeti doğrudan tetiklediğini kabul etti ve soruşturma başlattı.
Uzmanlar, bu tür müdahalelerin demokrasilerin zayıf noktalarını hedef aldığını ve toplumsal dokuyu sarstığını vurguluyor. Birleşik Krallık’ın iç işlerine yönelik bu tür dış müdahalelerin tespiti, ülkenin güvenlik kurumlarının öncelikli meselelerinden biri haline geldi. İngiltere İçişleri Bakanlığı, konuyla ilgili kapsamlı bir rapor hazırladı ve sosyal medya platformlarına yönelik daha sıkı düzenlemeler için çağrıda bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda terör propagandası ve toplumsal provokasyonların sosyal medya üzerinden yayılması konusunda ciddi deneyimler yaşadı. Bu tür manipülatif kampanyaların, ülke içinde kaos oluşturmak ve toplumsal huzuru bozmak amacıyla dış güçler tarafından kullanıldığı 15 Temmuz darbe girişimi sırasında açıkça görüldü. Türkiye’nin bu konuda geliştirdiği ulusal siber güvenlik politikaları ve sosyal medya yasaları, bu tür dış müdahalelere karşı önemli bir savunma kalkanı sağlıyor. Ancak küresel ölçekte bakıldığında, sosyal medya platformlarının şeffaflık hesap verebilirlik mekanizmalarının güçlendirilmesi, yalnızca İngiltere için değil, tüm demokrasiler için ortak bir öncelik haline gelmelidir. Türkiye, uluslararası işbirliği ve platform sahipleriyle diyalog kurarak bu alandaki mücadelesini sürdürüyor.