Kuzey İrlanda'nın başkenti Belfast, son bir haftadır şiddet olaylarına sahne oluyor. Başta gençlerin karıştığı kavgalar, araç ve bina yakmalar, polise molotofkokteyli saldırılar şeklinde gelişen olaylarda şimdiye kadar onlarca kişi gözaltına alındı. Bölgenin önde gelen siyasi liderleri, Cumhuriyetçi Sinn Féin ile Birlikçi Demokratik Birlik Partisi (DUP) tarafları ayrı ayrı sükunet çağrısı yaparken, kentin farklı mahallelerinde çatışmalar hâlâ sürüyor.
Gerginliğin kökenleri: Brexit, kimlik ve ekonomik eşitsizlik
1998 Hayırlı Cuma Anlaşması ile büyük ölçüde sona eren çatışmaların yeniden alevlenmesinin birden çok nedeni var. Bunlardan ilki, Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği'nden ayrılması sonrası uygulanan Kuzey İrlanda Protokolü. Protokol, Kuzey İrlanda'yı fiilen AB'nin tek pazarında bırakırken, Büyük Britanya ile olan ticarette yeni denetimler getirdi. Birlikçi kesim, bu düzenlemenin Kuzey İrlanda'nın Britanya ile olan birliğini zayıflattığını savunuyor. İkinci neden ise pandemi sonrası artan işsizlik ve gençler arasındaki umutsuzluk. Polis kayıtlarına göre, olaylara karışanların çoğunluğu 18-25 yaş aralığında.
Sokaklardaki gerginlik, geçen hafta DUP liderinin, Sinn Féin yöneticilerine yönelik Kuzey İrlanda polis teşkilatını (PSNI) devre dışı bırakmayı hedeflediği iddialarıyla tırmandı. Bu iddiaların ardından milliyetçi mahallelerde protestolar patlak verdi. Hafta sonu ise Birlikçi gençler, Belfast şehir merkezinde ve Protestan ağırlıklı bölgelerde karşı gösteriler düzenledi. Her iki taraftan da ölen olmadı ancak çok sayıda polis yaralandı, araçlar kullanılamaz hale geldi.
Barış sürecine darbe: Siyasi çözüm mümkün mü?
Uzmanlar, mevcut krizin 1998 sonrası inşa edilen barışın en ciddi sınavlarından biri olduğu konusunda hemfikir. Queen's University Belfast'tan siyaset bilimci Prof. John Garry, "Sadece sükunet çağrıları işe yaramıyor. Gençlerin kendilerini ifade edecekleri meşru kanallar yok. Aynı zamanda Protokol'ün yarattığı hayal kırıklığı da büyük" diyor. İngiltere Başbakanı Boris Johnson, dün yaptığı açıklamada "her türlü şiddeti kınadığını" belirtirken, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, tarafları diyaloga çağırdı. Ancak pratikte somut adım atılmış değil.
Olayların İrlanda Cumhuriyeti'ne sıçramasından endişe ediliyor. Dublin yönetimi, sınır güvenliğini artırdı ve PSNI ile koordinasyon kurdu. Öte yandan, İrlanda'da 2020'de yapılan seçimlerde birinci parti olan Sinn Féin'in, kuzey-güney birleşmesi hedefi de Birlikçi kesimde tedirginlik yaratıyor. Bu ortamda, eylül ayında yapılması planlanan bölgesel seçimler öncesinde toplumsal kutuplaşmanın daha da derinleşmesinden korkuluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kuzey İrlanda'daki şiddet olayları doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, bölgesel istikrarsızlıkların Batı demokrasilerinde bile ne kadar hızlı tırmanabildiğini göstermesi açısından önemli. Özellikle Birleşik Krallık'ın Brexit sonrası yaşadığı kurumsal kriz, Türkiye-AB ilişkilerinde referans teşkil edebilir. Ayrıca, etnik ve dini kimlik temelli çatışmaların çözümünde diyalog ve kapsayıcı politikaların önemi, Türkiye'nin kendi bölgesinde (örneğin Balkanlar veya Kafkasya) uygulayabileceği dış politika araçlarına işaret ediyor. Türkiye, Kuzey İrlanda protokolü krizini izlerken, ticaret anlaşmalarında üçüncü tarafların çıkarlarının korunmasının gerekliliğini de gözlemliyor.