Kuzey İrlanda'nın başkenti Belfast, geçtiğimiz hafta sonu bir bıçaklı saldırının ardından şiddetli bir şekilde alevlenen göçmen karşıtı protestolara sahne oldu. Olaylar, şehir merkezinde ve özellikle göçmen nüfusun yoğun olduğu bölgelerde yoğunlaştı. Polis, göstericilerin araçları ateşe verdiğini, dükkanları yağmaladığını ve polise şişe, tuğla gibi cisimler fırlattığını bildirdi. Çıkan olaylarda onlarca polis memuru yaralanırken, çok sayıda kişi gözaltına alındı. Şiddetin fitilini ateşleyen olay ise, 15 Temmuz Pazartesi günü bir ilkokul yakınında meydana gelen bıçaklı saldırıydı. Saldırıda, aralarında küçük çocukların da bulunduğu altı kişi yaralandı. Saldırganın göçmen kökenli olduğu iddiası, sosyal medyada hızla yayılarak toplumsal gerilimi tırmandırdı. Kuzey İrlanda Bölge Polisi (PSNI), saldırının terörle bağlantısı olmadığını açıklasa da, yanlış bilgiler ve provokasyonlar kısa sürede kontrolden çıkan bir öfke dalgasına yol açtı.
Göçmen karşıtı söylem ve aşırı sağın yükselişi
Belfast'taki son şiddet olayları, Kuzey İrlanda'da artan göçmen karşıtı söylemlerin ve aşırı sağ hareketlerin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Bölge, 1998 Hayırlı Cuma Anlaşması'yla büyük ölçüde sona eren mezhepsel çatışmaların ardından göçmen nüfusunda belirgin bir artış yaşadı. Ancak ekonomik durgunluk, konut sıkıntısı ve kamu hizmetlerindeki yetersizlikler, yerel halk arasında göçmenlere karşı tepkiyi besliyor. Aşırı sağcı gruplar, sosyal medya platformlarında örgütlenerek, göçmenleri suç ve işsizlikle ilişkilendiren yanlış bilgiler yayıyor. Britanya hükümeti ve Kuzey İrlanda yürütmesi, olayların ardından bu grupları "nefret suçu" kışkırtıcılığıyla suçlarken, polis de çevrimiçi provokasyonları yakından izlediğini duyurdu. Başbakan Keir Starmer ise yaptığı açıklamada, “Küçük bir azınlık, toplumumuzu bölmeye çalışıyor. Bunu kabul etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve ulusal boyut: Kuzey İrlanda'da siyasi kırılganlık
Belfast'taki olaylar, sadece bir güvenlik sorunu olmanın ötesinde, Kuzey İrlanda'nın hâlâ kırılgan olan siyasi yapısını da gözler önüne serdi. Bölgede 2022'den bu yana yaşanan siyasi kriz ve güç paylaşımı hükümetinin istikrarsızlığı, aşırı uçların sesini duyurmasına zemin hazırlıyor. Göçmen karşıtı şiddetin, Katolik ve Protestan topluluklar arasındaki geleneksel ayrışmayı aşarak yeni bir kutuplaşma yaratmasından endişe ediliyor. İngiltere hükümeti, Kuzey İrlanda'ya ek polis takviyesi yaparken, olayların diğer Britanya şehirlerine sıçramasını önlemek için tedbirler alıyor. Uzmanlar, sosyal medya şirketlerinin nefret söylemiyle mücadelede daha etkili adımlar atmaması halinde benzer olayların tekrarlanabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Belfast'taki göçmen karşıtı şiddet, Avrupa genelinde yükselen yabancı düşmanlığı ve aşırı sağ dalgasının bir parçası olarak okunabilir. Türkiye, özellikle Suriye ve Afganistan kaynaklı göç dalgalarıyla benzer söylemlerin hedefi haline gelmiş bir ülke olarak, bu tür olayların toplumsal barışı ne kadar kolay hedef alabileceğini yakından izliyor. Kuzey İrlanda'daki gelişmeler, sosyal medya dezenformasyonunun ve ekonomik sorunların göçmen karşıtlığını nasıl körüklediğini bir kez daha gösteriyor. Türkiye'nin bu bağlamda, hem içerideki sosyal uyum politikalarını güçlendirmesi hem de Avrupa'daki benzer eğilimleri dikkate alarak dış politikasını şekillendirmesi gerekiyor. Ayrıca, yaşananlar Birleşik Krallık'ın iç istikrarına dair soru işaretleri yaratırken, Türkiye-İngiltere ticari ve diplomatik ilişkileri açısından da bu tür toplumsal olayların etkileri takip edilmeli.