Belçika'da yaşayan 70 bin Ukraynalı mülteci, ülkelerinden uzakta 35. bağımsızlık yıl dönümünü kutlarken, Rusya'nın artan saldırıları ve hava savunma eksiklikleri, Kiev'deki hükümetin Avrupalı müttefiklerine baskı yapmasına neden oluyor. Savaşın gölgesinde geçen üçüncü yıl dönümünde, vatanlarına dönme umutları hâlâ taze kalmaya devam ediyor. Ancak Rus ordusunun özellikle enerji altyapısını hedef alan son saldırıları, mültecilerin geri dönüş hayallerini zorlaştırıyor. Belçika'da geçici koruma statüsüyle yaşayan Ukraynalılar, bağımsızlık gününde Belçika genelinde çeşitli etkinlikler düzenlerken, bir yandan da ülkelerindeki akrabaları için endişeleniyor.
Ukrayna'nın 35. Bağımsızlık Yıl Dönümü: Savaşla Gölgelenen Kutlama
24 Ağustos 1991'de Sovyetler Birliği'nden bağımsızlığını ilan eden Ukrayna, bu yıl 35. kuruluş yıl dönümünü kutladı. Ancak 2014'te başlayan ve 2022'de büyük bir işgale dönüşen Rusya-Ukrayna savaşı, kutlamaların hüzünlü bir havada geçmesine yol açtı. Başkent Kiev'de yapılan resmi törenlerin yanı sıra, dünya genelindeki Ukrayna diasporası da çeşitli etkinliklerle bağımsızlık gününü andı.
Belçika'nın başkenti Brüksel'de, Ukrayna Dernekleri Federasyonu öncülüğünde düzenlenen kutlamalara katılan mülteciler, vatanlarından uzakta olmanın hüznünü yaşadı. Etkinlikte konuşan 45 yaşındaki Olena Kovalenko, "Üç yıldır buradayız. Her bağımsızlık gününde doğduğum topraklara dönmeyi hayal ediyorum, ama savaş bitmiyor. Rus saldırıları arttıkça geri dönme şansımız azalıyor" dedi. Kovalenko, doğu cephesindeki ailesiyle düzenli olarak iletişim kurduğunu ve son haftalarda bomba seslerinin hiç kesilmediğini belirtti.
Belçika'daki Ukraynalı mültecilerin bir kısmı, geçici koruma statüsüyle ülkede kalıyor. Avrupa Birliği'nin 2022'de hayata geçirdiği bu program, Ukraynalılara çalışma, eğitim ve sağlık hizmetlerinden yararlanma imkânı tanıyor. Ancak programın süresi gelecek yıl dolacak ve mültecilerin statüsü belirsizliğini koruyor. Belçika hükümeti, Ukrayna'ya destek vermeye devam edeceğini açıklasa da, mültecilerin uzun vadeli entegrasyonu konusunda kalıcı bir çözüm üretmiş değil.
Rus Saldırıları ve Hava Savunma Krizi: Avrupa'ya Yeni Baskılar
Ukrayna'nın karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri, hava savunma sistemlerindeki eksiklik. Rus ordusunun son haftalarda enerji altyapısına düzenlediği yoğun insansız hava aracı ve füze saldırıları, ülkenin elektrik şebekesinin büyük bölümünü tahrip etti. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Avrupalı müttefiklere çağrıda bulunarak, "Hava savunma sistemleri olmadan şehirlerimizi koruyamıyoruz. Her gün insan kaybediyoruz. Bize daha fazla Patriot ve benzeri sistemler gönderin" dedi.
NATO ülkeleri, Ukrayna'ya milyarlarca dolarlık askeri yardım yaparken, özellikle hava savunma sistemlerinin tedarikinde yavaş davranılmakla eleştiriliyor. Belçika Savunma Bakanı Ludivine Dedonder, ülkesinin Ukrayna'ya F-16 savaş uçakları ve eğitim desteği sağlayacağını duyurdu. Ancak bu yardımların sahada etkili olabilmesi için aylar geçmesi gerekecek. Ukrayna ordusu, cephede Rus güçlerine karşı savunmada kalırken, Batılı uzmanlar savaşın 2025 yılına kadar sürebileceği uyarısında bulunuyor.
Öte yandan, Rusya'nın saldırıları sadece askeri hedeflere yönelik değil; sivil altyapıyı da hedef alması, Ukrayna'daki insani durumu daha da kötüleştiriyor. Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı'na göre, savaşın başlangıcından bu yana yaklaşık 6,5 milyon Ukraynalı ülke içinde yerinden edilmiş durumda. Avrupa'da ise 4 milyondan fazla Ukraynalı mülteci bulunuyor. Bu durum, Avrupa ülkelerinin göç politikalarını yeniden gözden geçirmesine neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya-Ukrayna savaşının uzaması, Türkiye'nin bölgesel güvenlik politikasını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, savaşın başından bu yana hem Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü desteklemiş hem de Rusya ile diyaloğunu sürdürerek arabuluculuk rolü üstlenmiştir. Özellikle tahıl koridoru anlaşmasında oynadığı kritik rol, Türkiye'nin diplomatik etkisini artırmıştır. Ancak savaşın uzaması, Karadeniz'de güvenlik risklerini artırırken, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından da belirsizlikler yaratıyor. Ayrıca, Ukrayna'daki savaş nedeniyle Kırım Tatarlarının durumu ve bölgedeki insani kriz, Türkiye'nin dikkatle takip ettiği konular arasında. Türkiye'nin, NATO müttefiki olarak Ukrayna'ya destek politikasını sürdürmesi beklenirken, Rusya ile yaşadığı ekonomik ilişkileri dengelemek zorunda kalması, dış politikada ince bir çizgiyi gerektiriyor.