Brüksel'de bir mahkeme, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde pasaport üretimi sözleşmesiyle bağlantılı yolsuzluk, kara para aklama ve vergi kaçakçılığı iddialarına ilişkin olarak Belçikalı biyometri şirketi Semlex ve 13 diğer sanığın yargılanmasına karar verdi. Davaya müdahil olan sivil tarafların aktardığına göre, söz konusu karar, Afrika ülkelerindeki kimlik ve seçim belgesi projeleriyle bilinen şirketin uzun süredir gündemde olan bir dosyasında yeni bir aşamayı işaret ediyor.
İddianame, Semlex'in Kongo'da 2010'lu yıllarda yürüttüğü pasaport ve kimlik kartı üretim işleri sırasında, yerel yetkililere rüşvet verildiği ve elde edilen gelirin vergi makamlarından gizlendiği yönündeki savcılık iddialarını içeriyor. Sivil tarafların avukatları, mahkemenin bu kararının, şirketin Afrika'daki faaliyetlerine ilişkin daha geniş bir soruşturmanın da önünü açabileceğini belirtiyor. Semlex ise daha önceki açıklamalarında suçlamaları reddetmiş ve sözleşmelerin şeffaf bir şekilde yürütüldüğünü savunmuştu.
Gelişmenin arka planı
Belçika merkezli Semlex, özellikle Afrika ülkelerinde vize, pasaport ve sınır kontrol sistemleri geliştiren bir teknoloji şirketi olarak tanınıyor. Şirket, Kongo'nun yanı sıra Senegal, Fildişi Sahili ve Kamerun gibi ülkelerde de benzer projelerde yer aldı. Kongo ile olan sözleşmelerin 2013-2018 yılları arasında imzalandığı ve toplam değerinin yüz milyonlarca doları bulduğu belirtiliyor. Soruşturma, Belçika makamlarının 2019'da şirketin Brüksel'deki merkezinde yaptığı arama ve el koyma işlemleriyle başlamıştı.
Savcılık, sözleşmelerin alınmasında ve uygulanmasında Kongolu yetkililere gizli komisyonlar ödendiğini ve bu ödemelerin sahte faturalarla gizlendiğini ileri sürüyor. Ayrıca, şirketin bazı yöneticilerinin Kongo'da elde edilen gelirleri Belçika'ya transfer ederken vergi kaçırdığı iddia ediliyor. Bu iddialar, Avrupa'da Afrika ile ticaret yapan şirketlere yönelik artan yolsuzluk denetimlerinin bir parçası olarak görülüyor. Davanın önümüzdeki yıl içinde başlaması ve uzun sürecek bir yargılama sürecinin öngörülmesi, şirketin itibarı ve gelecekteki ihaleleri açısından risk oluşturuyor.
Diğer yandan, Kongo hükümeti konuyla ilgili resmi bir açıklama yapmış değil; ancak ülkedeki bazı muhalif gruplar, bu tür sözleşmelerin ülke kaynaklarını israf ettiğini ve yolsuzluğu derinleştirdiğini ifade etmişti. Belçika'nın eski sömürge döneminden kalma bağları nedeniyle bu dava, iki ülke arasındaki ilişkilerde de hassas bir denge unsuru teşkil ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu dava, Afrika kıtasında faaliyet gösteren yabancı şirketlerin iş yapma biçimine dair giderek daha fazla sorgulamanın yaşandığı bir dönemde gündeme geliyor. Özellikle Fransa, Belçika ve İngiltere gibi ülkelerde, Afrika sözleşmeleri karşılığında yerel yetkililere rüşvet verildiği iddiaları uzun yıllardır tartışılıyor. Bu tür soruşturmalar, hem ev sahibi ülkelerdeki yolsuzluğun azaltılmasına hem de uluslararası iş dünyasında etik standartların yükseltilmesine yönelik çabaların bir yansıması. Ayrıca, bu tür davalar Afrika kamuoyunda da yankı buluyor; zira birçok ülkede pasaport gibi temel belgelerin üretimi yabancı şirketlere ihale ediliyor ve bu durum zaman zaman egemenlik tartışmalarını beraberinde getiriyor.
Davanın sonucu, Belçika ve Avrupa Birliği genelindeki yaptırım rejimleri ve ihale süreçleri açısından da emsal teşkil edebilir. Avrupa Komisyonu'nun son yıllarda benzer yolsuzluk vakalarında daha etkin bir tutum sergilemesi, bu tür iddiaların mahkemeye taşınmasını kolaylaştırmış görünüyor. Öte yandan, Semlex'in daha önce Afrika'da seçimlerde kullanılan biyometrik oy sistemleriyle bilinmesi, davanın teknik ve siyasi boyutlarını da güçlendiriyor. Ancak şirketin faaliyet gösterdiği ülkelerdeki hükümetlerle ilişkilerinin sıklıkla gizlilik içinde yürütülmesi, uluslararası sivil toplum kuruluşlarının da dikkatini çekiyor.
Genel olarak bu tür davalar, gelişmekte olan ülkelerdeki kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi süreçlerinin ne kadar hassas olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Şirketlerin ve devlet yetkililerinin karşılıklı çıkarları, çoğu zaman etik sınırları zorlayabiliyor. Bu nedenle Semlex davası, yalnızca Belçika veya Kongo'yu değil, benzer ilişki ağlarının bulunduğu tüm Afrika ve Avrupa gündemini ilgilendiren önemli bir test niteliği taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda Afrika ülkeleriyle askeri ve ekonomik işbirliklerini artırırken, özellikle savunma ve altyapı alanlarında projeler üstleniyor. Kongo'daki pasaport ihalesiyle ilgili bu dava, Türk şirketlerinin Afrika'daki faaliyetleri için dolaylı da olsa bazı dersler içeriyor. Uluslararası şeffaflık ve yolsuzluk karşıtı standartlar, Türk ihracatçılarının ve müteahhitlerinin de giderek daha fazla karşılaştığı bir alan haline geliyor. Bu tür davalar, Afrika'da iş yapan tüm yabancı firmalar için riskleri artırıyor ve Türk iş dünyasının da benzer süreçlerde dikkatli olması gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, Türkiye'nin Afrika'daki kamu diplomasisi faaliyetlerinin bu tür haberlerden olumsuz etkilenmemesi için, iş yapma biçimlerinin etik standartlara uygunluğunu sürekli gözden geçirmesi faydalı olacaktır.