Belçika Başbakanı Bart De Wever, Avrupa Birliği'nin Rusya ile ilişkilerde yeni bir diplomatik kanal açması gerektiğini savunarak, AB Konseyi Başkanı Antonio Costa'yı Vladimir Putin ile görüşmek üzere Moskova'ya gönderme fikrini ortaya attı. De Wever, Brüksel'de düzenlenen bir basın toplantısında, 'Costa, AB'nin en deneyimli diplomatlarından biri. Onu Moskova'ya göndermeliyiz' ifadelerini kullandı. Bu öneri, AB içinde Rusya'ya yönelik yaptırımların devam ettiği ve Ukrayna savaşının sürdüğü bir dönemde geldi.
Gelişmenin arka planı
Bart De Wever, aşırı sağcı Yeni Flaman İttifakı'nın (N-VA) lideri olarak geçen hafta Belçika Başbakanı olarak yemin etti. Göreve gelir gelmez AB'nin Rusya politikasına ilişkin cesur bir çıkış yaptı. De Wever, AB'nin Rusya ile diyaloğu tamamen kesmesinin uzun vadede Avrupa güvenliğine zarar verdiğini savunuyor. Ona göre, AB Konseyi Başkanı Costa, Portekiz'in eski başbakanı olarak uluslararası arenada saygın bir figür ve Putin ile doğrudan müzakere edebilecek kapasiteye sahip.
Costa'nın ofisinden henüz resmi bir yanıt gelmezken, AB diplomatik kaynakları bu önerinin 'erken' olduğunu ancak tamamen reddedilmediğini belirtiyor. AB, Ukrayna'ya verdiği destek ve Rusya'ya uyguladığı yaptırımlar konusunda birlik içinde olmaya çalışırken, bazı üye ülkeler diplomasi kanallarının açık tutulması gerektiğini düşünüyor. De Wever'in çıkışı, bu tartışmayı yeniden alevlendirdi.
Bölgesel veya küresel boyut
De Wever'in önerisi, AB'nin Rusya politikasındaki derin bölünmeleri yansıtıyor. Doğu Avrupa ülkeleri ve Baltık devletleri, Rusya ile herhangi bir diyaloğa şiddetle karşı çıkarken, Fransa ve Almanya gibi Batı Avrupa ülkeleri zaman zaman müzakere kapılarını aralık bırakılmasından yana. Macaristan ve Slovakya ise Rusya'ya yönelik yaptırımların kaldırılmasını bile savunuyor.
Bu bağlamda, Costa'nın olası bir Moskova ziyareti, AB'nin ortak dış politika söylemini zedeleyebilir. Ancak De Wever, 'Savaşın bitmesi için diplomasi şart' diyerek, AB'nin Ukrayna'ya askeri desteği sürdürürken bir yandan da barış için zemin yoklaması yapması gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar, böyle bir adımın ancak Ukrayna'nın onayı ve AB üyelerinin mutabakatı ile mümkün olabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye açısından iki yönlü önem taşıyor. Birincisi, AB'nin Rusya ile diyalog arayışı, Türkiye'nin Ukrayna savaşında oynadığı arabuluculuk rolünü dolaylı olarak meşrulaştırabilir. Ankara, savaşın başından beri hem Kiev hem Moskova ile temas halinde olmayı sürdürüyor. İkincisi, eğer AB gerçekten Costa'yı Moskova'ya gönderirse, Türkiye'nin Karadeniz tahıl koridoru ve esir takası gibi konulardaki aktif diplomasisi AB ile rekabet değil, tamamlayıcılık oluşturabilir. Ancak Türkiye, AB'nin Rusya'ya yönelik yaptırımlarına katılmadığı için, böyle bir misyonun Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir iş birliği alanı açması da mümkün.