Avrupa genelinde cinsel yolla bulaşan enfeksiyon (CYBE) vakaları endişe verici bir hızla artıyor. Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) verilerine göre, bel soğukluğu, frengi ve klamidya gibi enfeksiyonlar son yıllarda rekor seviyelere ulaştı. Uzmanlar, bu artışın önüne geçmek için ülkelerin test kapasitelerini genişletmesi ve bu hastalıklara yönelik toplumsal damgalamayı azaltması gerektiğini belirtiyor. Aksi takdirde, halk sağlığı üzerindeki yükün daha da artacağı uyarısı yapılıyor.
Artışın boyutları ve nedenleri
ECDC'nin 2023 yılı raporuna göre, Avrupa Birliği ülkelerinde bel soğukluğu vakaları bir önceki yıla göre %34, frengi vakaları ise %24 artış gösterdi. Klamidya ise en yaygın CYBE olmaya devam ediyor ve 2022'de 400 binden fazla vaka bildirildi. Bu artış, özellikle 15-24 yaş arası genç yetişkinler ve erkeklerle cinsel ilişki kuran erkekler arasında yoğunlaşıyor.
Uzmanlar, artışın birden fazla faktörden kaynaklandığını belirtiyor. Pandemi sonrası normalleşme sürecinde sosyal etkileşimlerin artması, prezervatif kullanım oranlarındaki düşüş ve cinsel sağlık hizmetlerine erişimdeki eşitsizlikler bu faktörler arasında sayılıyor. Ayrıca, bazı ülkelerde CYBE testlerinin ücretli olması veya yeterince yaygın olmaması, vakaların tespit edilmesini geciktiriyor ve bulaşmayı hızlandırıyor.
Bölgesel farklılıklar ve küresel boyut
Artış tüm Avrupa'da aynı seviyede değil. İngiltere, Fransa ve İspanya'da vakalar özellikle hızlı artarken, Almanya ve İskandinav ülkelerinde daha ılımlı bir seyir izleniyor. Doğu Avrupa ülkelerinde ise kayıt dışılık nedeniyle gerçek rakamların çok daha yüksek olabileceği tahmin ediliyor.
Küresel ölçekte Dünya Sağlık Örgütü (WHO), her gün dünya genelinde 1 milyondan fazla yeni CYBE vakasının görüldüğünü açıkladı. Tedavi edilmeyen CYBE'ler kısırlık, kronik ağrı ve hamilelik komplikasyonları gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Ayrıca, HIV ile enfekte olma riskini de artırdığı için halk sağlığı açısından ayrı bir önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa'daki CYBE artışı, Türkiye için hem bir uyarı hem de bir fırsat niteliği taşıyor. Türkiye'de CYBE vakalarına ilişkin kapsamlı veri bulunmamakla birlikte, genç nüfusun yoğunluğu ve sınır ötesi hareketlilik göz önüne alındığında, benzer bir artış riski söz konusu. Sağlık Bakanlığı'nın bu konuda farkındalık kampanyalarını güçlendirmesi, test hizmetlerini yaygınlaştırması ve cinsel sağlık eğitimini müfredata dahil etmesi önem taşıyor. Ayrıca, Avrupa'daki gelişmeleri izleyerek bölgesel iş birliği fırsatları değerlendirilebilir. Türkiye'nin bu alandaki deneyimlerini paylaşması ve uluslararası fonlardan yararlanması, halk sağlığını koruma açısından kritik bir adım olacaktır.