Belçika, hava savunma kapasitesini önemli ölçüde artırmak için 3,1 milyar euroluk dev bir yatırım planını hayata geçirmeye hazırlanıyor. Ülke, Norveçli Kongsberg firmasından 10 adet NASAMS (National Advanced Surface-to-Air Missile System) orta menzilli hava savunma sistemi lançeri ve Alman Rheinmetall'den 20 adet Skyranger kısa menzilli hava savunma sistemi satın almayı hedefliyor. Reuters'ın haberine göre, bir Belçikalı yetkili bu bilgiyi Perşembe günü doğruladı. Söz konusu alım, Belçika'nın savunma harcamalarını NATO'nun GSYH'nin yüzde 2'si hedefine ulaştırma çabaları kapsamında gerçekleşiyor. NASAMS sistemi, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşında etkinliğini kanıtlamış bir sistem olarak dikkat çekerken, Skyranger ise düşük irtifa tehditlerine karşı drone ve helikopter gibi hedefleri imha etmek üzere tasarlanmış modern bir çözüm sunuyor.
Gelişmenin arka planı
Belçika'nın bu büyük savunma yatırımı, Avrupa genelinde artan güvenlik endişelerinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrası NATO üyesi ülkeler, hava savunma sistemlerine olan ihtiyacı yeniden gözden geçirdi. Belçika da bu bağlamda, özellikle kısa ve orta menzilli hava tehditlerine karşı koyabilecek sistemlere yöneldi. NASAMS sistemi, ABD ve Norveç iş birliğiyle geliştirilmiş olup, Ukrayna'da başarıyla kullanılarak Rus seyir füzeleri ve insansız hava araçlarına karşı etkili oldu. Skyranger ise Rheinmetall'in yeni nesil hava savunma platformu olarak biliniyor ve hareketli konvoyları, üsleri ve kritik altyapıyı koruma kapasitesine sahip. Belçika'nın bu alımla birlikte, mevcut hava savunma envanterini modernize etmesi ve NATO'nun entegre hava savunma sistemine daha etkin katkı sağlaması bekleniyor.
Belçikalı yetkili, sözleşmenin ayrıntılarının henüz kesinleşmediğini, ancak toplam maliyetin 3,1 milyar euro olduğunu belirtti. Bu rakam, Belçika'nın savunma bütçesinin önemli bir kısmını oluşturacak. Ülke, geçtiğimiz yıl savunma harcamalarını GSYH'nin yaklaşık yüzde 1,2'sine yükseltmişti; bu yatırımla birlikte bu oranın yüzde 2 hedefine yaklaşması öngörülüyor. Ayrıca, Belçika'nın F-35 savaş uçakları alımı da devam ederken, hava savunma sistemleri yatırımı ülkenin hava sahasını koruma stratejisinin tamamlayıcısı niteliğinde.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu yatırım, yalnızca Belçika'nın değil, NATO'nun doğu kanadındaki hava savunma kabiliyetini güçlendirme çabalarının bir parçası olarak görülmelidir. Özellikle Baltık ülkeleri ve Polonya gibi Rusya'ya sınır komşusu olan NATO üyeleri, hava savunma sistemleri konusunda ciddi açıklarla karşı karşıyadır. Belçika'nın bu alımla, NATO'nun entegre hava savunma ağına katkı sunması ve olası bir çatışmada müttefiklere hava koruması sağlaması bekleniyor. Ayrıca, NASAMS sistemleri ABD ve diğer NATO ülkelerinde de yaygın olarak kullanıldığı için lojistik ve iş birliği açısından avantaj sağlıyor.
Rheinmetall'in Skyranger sistemleri ise Avrupa'da kara konuşlu hava savunmasında yeni bir standart oluşturuyor. Alman ordusu da benzer sistemler sipariş etmiş durumda. Bu durum, Avrupa savunma sanayisinde yerli üretim ve ortak tedarik anlayışının güçlendiğini gösteriyor. Belçika'nın bu hamlesi, aynı zamanda Avrupa Birliği'nin ortak savunma projelerine verdiği desteğin bir yansıması olarak da yorumlanabilir. Özellikle Avrupa Hava Savunma Kalkanı girişimi kapsamında ülkeler, birbirleriyle uyumlu sistemler tedarik etmeyi hedefliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Belçika'nın bu hamlesi, Türkiye'nin de üyesi olduğu NATO'nun hava savunma kapasitesinin artırılmasına yönelik önemli bir adımdır. Türkiye, uzun süredir kendi hava savunma sistemlerini geliştirme çabası içinde olup, S-400 ve Hisar projeleriyle bu alanda bağımsız bir kabiliyet hedeflemektedir. Belçika'nın tercih ettiği sistemler, Türkiye'nin NATO müttefikleriyle uyumlu bir hava savunma ağı oluşturma hedefiyle çelişmemektedir. Ancak Türkiye'nin S-400 krizi nedeniyle F-35 programından çıkarılması, benzer sistem alımlarında zorluk yaşayabileceğini göstermiştir. Bu bağlamda, Belçika gibi ülkelerin NATO standartlarına uygun yatırımları, ittifak içindeki uyum gücünü artırırken, Türkiye'nin kendi milli sistemlerini geliştirme stratejisini haklı çıkarmaktadır. Bölgesel olarak, bu tür yatırımlar Doğu Akdeniz'deki güvenlik dengelerini doğrudan etkilemese de, NATO'nun caydırıcılık kapasitesini artırarak Türkiye'nin güvenlik ortamını dolaylı yoldan olumlu etkileyebilir.