Belarus, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik 2022 işgalinde bir sıçrama tahtası olarak kullanılmıştı. Ancak şimdi, Belarus yönetimi Kremlin'in savaşına daha fazla çekilmek istemiyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, Belarus'tan askeri destek talep etmesi ve Ukrayna'nın da misilleme olarak Belarus topraklarına saldırı tehdidinde bulunması, bölgedeki gerilimi tırmandırıyor. Bu gelişme, savaşın üçüncü yılına yaklaşırken, Belarus'un Rusya ile Ukrayna arasında sıkışmış bir konumda olduğunu gösteriyor.
Arka plan: Belarus'un stratejik önemi
Belarus, Ukrayna'nın kuzey sınırında yer alıyor ve 2022 yılının Şubat ayında Rusya'nın Ukrayna'yı işgaline ev sahipliği yapmıştı. Rus kuvvetleri, Belarus topraklarından Ukrayna'nın Kiev ve Çernihiv bölgelerine saldırmıştı. Ancak Belarus ordusu doğrudan savaşa dahil olmamıştı. Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko, bir yandan Rusya ile askeri iş birliğini sürdürüyor, diğer yandan ülkesinin savaşa sürüklenmesini engellemeye çalışıyor. Ancak Putin'in Ukrayna'daki ilerleyişinin yavaşlaması ve Batı'nın Ukrayna'ya sağladığı askeri yardımlar, Kremlin'i yeni cepheler açmaya itiyor. Bu bağlamda Belarus, Rusya için kritik bir lojistik ve askeri üs haline geliyor.
Ukrayna ise Belarus topraklarında Rus askeri yığınağını yakından takip ediyor. Kiev, Belarus'un savaşa dahil olması halinde misilleme yapacağını açıkça ifade etmişti. Ukrayna Savunma Bakanlığı yetkilileri, Belarus sınırına yakın bölgelerde tahkimat çalışmalarının arttığını ve sınır güvenliğinin üst seviyeye çıkarıldığını duyurdu. Ukrayna'nın uzun menzilli silahlarla Belarus topraklarındaki askeri hedefleri vurabileceği uyarısı, Lukaşenko yönetimini endişelendiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut: NATO ve Batı'nın tutumu
Belarus'un olası bir çatışmaya sürüklenmesi, sadece Ukrayna-Rusya savaşını değil, aynı zamanda NATO ülkelerinin güvenliğini de doğrudan etkileyecek bir gelişme. Polonya, Litvanya ve Letonya, Belarus sınırında alarm durumuna geçti. NATO, ittifakın doğu kanadını güçlendirme kararı aldı. Belarus'ta Rus nükleer silahlarının konuşlandırılması da tansiyonu artıran bir diğer faktör. Putin, geçen yıl Belarus'ta taktik nükleer silah bulundurduğunu açıklamıştı. Bu durum, Avrupa güvenlik mimarisinde yeni bir kırılma noktası yaratıyor.
Batılı uzmanlar, Belarus'un savaşa tam anlamıyla dahil olması halinde Ukrayna'nın iki cephede savaşmak zorunda kalacağını ve bunun Kiev için büyük bir yük oluşturacağını belirtiyor. Öte yandan, Belarus ordusunun motivasyonu ve savaş kabiliyeti konusunda soru işaretleri var. Lukaşenko'nun muhalifleri bastırmak için kullandığı ordu, Rusya'nın yanında savaşmak istemeyebilir. Ancak Putin'in baskısı ve Belarus'un Rusya'ya olan ekonomik bağımlılığı, Minsk'in manevra alanını daraltıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Belarus'taki bu gelişme, Türkiye'nin Karadeniz ve Ukrayna politikasını doğrudan ilgilendiriyor. Ankara, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü desteklerken, Rusya ile de dengeli bir ilişki sürdürmeye çalışıyor. Belarus'un savaşa dahil olması, Karadeniz'deki güvenlik denklemini değiştirebilir ve Türkiye'nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi kapsamındaki sorumluluklarını artırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Ukrayna'ya insani yardım ve tarım ürünleri sevkiyatı Belarus üzerinden gerçekleştirildiği için bu güzergahın kapanması, Türk dış ticaretini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, tansiyonun yükselmemesi için diplomatik girişimlerini sürdürmeli.