Batı Şeria'da İsrail güvenlik güçleri ile aşırı sağcı yerleşimciler arasında yaşanan arbedeler, bölgedeki gerilimi tırmandırdı. ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, yerleşimci şiddetine yönelik nadir bir kınama yayınlayarak, bu eylemlerin 'terörist' nitelikte olduğunu söyledi. Olaylar, İsrail ordusunun yasa dışı yerleşim karakollarını boşaltma operasyonları sırasında yaşandı.
Gelişmenin Arka Planı
Geçtiğimiz günlerde Batı Şeria'nın çeşitli bölgelerinde, İsrail polisi ve askerleri, yüksek mahkemenin yasadışı ilan ettiği yerleşim birimlerini sökmek için operasyon düzenledi. Bu operasyonlar sırasında bazı yerleşimciler güvenlik güçlerine taşlı ve sopalı saldırılarda bulundu, araçlara zarar verdi. Çıkan arbedelerde çok sayıda kişi gözaltına alındı.
İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, güvenlik güçlerinin yerleşimcilere karşı orantısız güç kullandığını iddia ederek operasyonları 'Yahudi karşıtı' olarak nitelendirdi. Bu açıklamalar, hükümet içindeki koalisyon ortakları arasında da görüş ayrılıklarını su yüzüne çıkardı.
ABD Büyükelçisi Huckabee, yaptığı yazılı açıklamada, 'Yerleşimcilerin şiddeti kabul edilemez. Bu eylemler, güvenlik güçlerine yönelik saldırılar dahil, terörist taktiklerdir ve şiddetle kınanmalıdır' ifadelerini kullandı. Huckabee'nin bu açıklaması, genellikle yerleşimci hareketine yakın duran Amerikalı yetkililerin tutumundan belirgin bir sapma olarak değerlendiriliyor.
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), yerleşimcilerin güvenlik güçlerine saldırmasının 'ciddi bir suç' olduğunu ve soruşturma başlatıldığını duyurdu. Ordudan yapılan açıklamada, 'İsrail savunma güçleri, yasalara uygun olarak görevini yaparken, bir grup isyancının şiddetine maruz kalmaktadır. Bu durum, toplumda hukukun üstünlüğüne olan güveni zedelemektedir' denildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu olaylar, uluslararası toplumun İsrail-Filistin çatışmasına olan ilgisinin arttığı bir dönemde yaşanıyor. Birleşmiş Milletler, Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu defalarca vurgulamış; Avrupa Birliği ise yerleşimci şiddetini 'istikrarı bozucu' olarak nitelendirmişti. ABD yönetimi ise Joe Biden döneminde yerleşim karşıtı bir tutum sergilese de, son dönemdeki yaptırımlar etkisiz görünüyor.
Uzmanlar, yerleşimci saldırılarının artmasının bölgede geniş çaplı bir çatışmaya dönüşme riski taşıdığını belirtiyor. Özellikle Ramallah yönetimindeki Filistin Otoritesi'nin Batı Şeria'daki kontrolünün zayıflaması, radikal grupların etki alanını genişletmesine neden oluyor. Hamas ise bu gelişmeleri, 'işgalcinin iç krizinin bir göstergesi' olarak değerlendirip, intifada çağrıları yapıyor.
Bölgedeki diğer aktörlerden Ürdün, Batı Şeria'daki tansiyonun yükselmesinin iki devletli çözümü daha da imkânsız hale getirdiğini vurguladı. Mısır ise tarafları itidale davet etti. Bu gelişmeler, Orta Doğu'da yeni bir istikrarsızlık dalgasının habercisi olabilir.
İsrail İç Siyaseti ve Koalisyon Krizi
Yaşanan arbedeler, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümetini de zor durumda bırakıyor. Aşırı sağcı partiler, yerleşimcilerin yanında saf tutarken; merkez sağ partiler ise güvenlik güçlerinin yetkilerinin artırılması çağrısı yapıyor. Bu durum, hükümetin iç uyumunu bozuyor ve erken seçim senaryolarını güçlendiriyor.
Ancak İsrail kamuoyunda yapılan anketler, yerleşimci şiddetine karşı toplumsal bir hoşnutsuzluk olduğunu gösteriyor. Birçok İsrailli, yasa dışı yerleşimcilerin ülkenin imajına zarar verdiğini düşünüyor. Bu da iktidardaki aşırı sağın oy potansiyelini erozyona uğratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destek kapsamında, Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetini ve İsrail'in yasa dışı yerleşim politikalarını yakından takip ediyor. Bu tür olaylar, Ankara'nın bölgedeki arabuluculuk çabalarını ve iki devletli çözüm vizyonunu olumsuz etkiliyor. Türkiye, uluslararası platformlarda İsrail'e yönelik yaptırımların artırılması yönündeki tutumunu sürdürüyor. Ayrıca, bu gelişmeler Türk kamuoyunda hassasiyetle izleniyor ve hükümetin İsrail karşıtı söylemini güçlendirebilir. Ancak son dönemde Türkiye ile İsrail arasında normalleşme adımları atıldığı da unutulmamalı; bu gerilimler süreci olumsuz etkileyebilir.