Batı Şeria'da İsrail güvenlik güçlerinin düzenlediği operasyonlarda öldürülen Filistinli çocuk ve gençlerin sayısı 2025 yılında endişe verici bir artış gösterdi. Son verilere göre, yılın ilk aylarında hayatını kaybeden 54 Filistinli çocuğun en küçüğü henüz iki yaşında. Bu tablo, işgal altındaki topraklarda artan şiddetin ve uluslararası hukuk ihlallerinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Artışın Nedenleri ve Arka Plan
İsrail ordusu, Batı Şeria'da özellikle Cenin, Nablus ve El-Halil gibi kentlerde "terörle mücadele" adı altında geniş çaplı askeri operasyonlar yürütüyor. Bu operasyonlar sırasında sık sık silahlı çatışmalar yaşanırken, siviller ve çocuklar da etkileniyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2025'te öldürülen çocukların çoğu, İsrail askerlerinin ateşi sonucu yaşamını yitirdi. İsrail ordusu ise, ölenlerin "militan" olduğunu iddia ederken, bağımsız gözlemciler bu iddiaları sorguluyor.
Özellikle iki yaşındaki bir bebeğin ölümü, uluslararası kamuoyunda büyük infial yarattı. İsrail ordusu, olayın bir kaza sonucu meydana geldiğini açıklasa da, görgü tanıkları ve insan hakları örgütleri, çocukların hedef alındığını veya orantısız güç kullanıldığını belirtiyor. Filistin Sağlık Bakanlığı, ölen çocukların büyük bir kısmının kurşun yarası sonucu hayatını kaybettiğini, bazılarının ise göz yaşartıcı gaz bombalarının neden olduğu solunum yetmezliğinden öldüğünü aktarıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Batı Şeria'daki bu kanlı tablo, bölgede zaten kırılgan olan ateşkes ortamını daha da gerginleştiriyor. Hamas ve diğer Filistinli gruplar, artan çocuk ölümlerini "savaş suçu" olarak nitelendirirken, İsrail'e karşı misilleme tehdidinde bulunuyor. Öte yandan ABD, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, çocuk ölümlerindeki artıştan duydukları endişeyi dile getiriyor; ancak somut bir adım atmaktan kaçınıyor.
Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) İsrail'in işgal politikalarını savaş suçu kapsamında soruşturduğu biliniyor. UCM Başsavcısı Kerim Han, geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamada, "çocuklara yönelik şiddet vakalarının öncelikli soruşturma konuları arasında" olduğunu vurgulamıştı. Ancak İsrail, UCM'nin yargı yetkisini tanımadığını defalarca beyan etti. Bu durum, uluslararası hukuk sisteminin işlevsizliğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, işgal altındaki Filistin topraklarında yaşanan insan hakları ihlallerine karşı en sert tepki veren ülkelerden biri. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçmişte İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını "soykırım" olarak nitelendirmiş, Batı Şeria'daki bu son gelişmeler de Ankara'nın pozisyonunu güçlendirebilir. Türkiye, Filistin davasına verdiği diplomatik desteği sürdürürken, bölgede kalıcı barışın tesis edilmesi için uluslararası topluma daha fazla sorumluluk çağrısı yapıyor. Ancak Türkiye'nin İsrail ile son dönemde yakınlaşma adımları, bu tür olaylarda ikili ilişkileri de test edebilir.