Batılı liderler ve uluslararası kuruluşlar, pazar günü Yemen'deki Husi isyancıların Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki havalimanına düzenlediği saldırıyı şok içinde karşıladı. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği yetkilileri, saldırının ölümcül çatışmayı daha da tırmandırabileceği uyarısında bulundu. Çok sayıda büyükelçilik, vatandaşlarına bölgeden uzak durmaları yönünde uyarı yayınladı. Saldırı, Yemen iç savaşında son aylarda artan gerilimin bir parçası olarak görülüyor.
Olayın Arka Planı
Husi isyancılar, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'nı hedef alan bir füze saldırısı düzenledi. Saldırıda can kaybı olup olmadığına dair henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak görgü tanıkları, havalimanında büyük bir patlama sesi duyulduğunu ve panik yaşandığını belirtti. Suudi yetkililer, havalimanındaki uçuşların bir süre askıya alındığını, daha sonra kısmen normale döndüğünü açıkladı. Husi sözcüsü, saldırının Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik hava operasyonlarına bir yanıt olduğunu iddia etti. Bu saldırı, Husilerin son dönemde Suudi topraklarına yönelik artan füze ve insansız hava aracı saldırıları zincirinin son halkası. Geçtiğimiz aylarda da benzer saldırılar düzenlenmiş, bazıları Suudi hava savunma sistemleri tarafından engellenmişti. Ancak bu kez hedefin başkentteki uluslararası bir havalimanı olması, saldırının sembolik ve stratejik önemini artırıyor.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, saldırıyı kınayarak taraflara itidal çağrısında bulundu ve sivil altyapıya yönelik saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi de yaptığı açıklamada, saldırıdan derin endişe duyduğunu belirterek, Yemen'deki çatışmanın askeri bir çözümü olmadığını, siyasi diyalogun tek yol olduğunu söyledi. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, saldırıyı kınadıklarını ve Suudi Arabistan'ın güvenliğine olan bağlılıklarının altını çizdiklerini ifade etti. İngiltere ve Fransa da benzer açıklamalarla saldırıyı kınadı. Birçok Batılı ülkenin büyükelçiliği, vatandaşlarına Suudi Arabistan'a seyahat etmemeleri ve halihazırda ülkede bulunanların dikkatli olmaları yönünde uyarıda bulundu. Özellikle havalimanı çevresinden uzak durulması istendi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen'de 2014'ten bu yana süren iç savaş, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun Husilere karşı Yemen hükümetini desteklemesiyle uluslararası bir boyut kazandı. Husi saldırıları, Suudi Arabistan'ın yanı sıra bölgedeki petrol sevkiyatını ve küresel enerji arz güvenliğini de tehdit ediyor. Riyad Havalimanı'na yapılan saldırı, Suudi Arabistan'ın güvenlik algısını sarsarken, Husilerin askeri kapasitesini de gözler önüne seriyor. Uzmanlar, saldırıların İran'ın bölgesel etkisini artırma çabasının bir parçası olabileceğini değerlendiriyor. Zira Husiler, İran tarafından destekleniyor. Suudi Arabistan ise saldırıların arkasında İran'ın olduğunu sık sık dile getiriyor. Bu durum, bölgesel bir vekalet savaşının derinleşmesine yol açıyor. Uluslararası toplum, Yemen'deki insani krizin daha da kötüleşmesinden endişe ediyor. BM'ye göre, ülkedeki savaş milyonlarca insanı açlık ve hastalıkla karşı karşıya bıraktı. Saldırıların tırmanması, barış görüşmelerini de zora sokabilir. Son olarak, Husilerin saldırılarına karşı Suudi Arabistan'ın misilleme yapması, çatışmanın daha geniş bir bölgeye yayılma riskini taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmada aktif bir taraf olmamakla birlikte, bölgesel istikrar ve enerji güvenliği açısından gelişmeleri yakından takip ediyor. Riyad Havalimanı'na yapılan saldırı, Suudi Arabistan'ın güvenliğini sarsarken, Türkiye'nin de dahil olduğu bölgesel denklemde yeni riskler doğurabilir. Türkiye, Suudi Arabistan ile son dönemde ilişkilerini normalleştirme sürecinde. Bu tür saldırılar, bölgede tansiyonu yükselterek Türkiye'nin diplomatik çabalarını zorlaştırabilir. Ayrıca, Husi saldırıları Kızıldeniz ve Basra Körfezi'ndeki deniz ticaret yollarını tehdit ederek küresel enerji fiyatlarını etkileyebilir; bu da Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için ekonomik risk oluşturur. Türkiye'nin bölgede barış ve diyalog çağrılarını sürdürmesi, çatışmanın yayılmasını önlemek açısından kritik.