Batı Kuzey Carolina, Eylül 2024'te Helene Kasırgası'nın yıkımının ardından federal yardım çağrısında bulunmuştu. Ancak bölgeye ulaşan destek, beklenen acil yardım değil, Trump yönetiminin göçmenlik uygulamaları oldu. G20 zirvesi Asheville'de toplanırken, kasırga sonrası yeniden inşa çalışmalarına katılan topluluklar, göçmenlik rejiminin yarattığı korku ortamında yaşam mücadelesi veriyor.
Helene'in Yıkımı ve Yardım Çağrısı
Eylül 2024'te Helene Kasırgası, Batı Kuzey Carolina'da geniş çaplı sel ve hasara yol açtı. Bölge sakinleri, federal ve eyalet yetkililerinden acil yardım talep etti. Ancak aylar geçmesine rağmen, yeniden inşa süreci yavaş ilerledi. Topluluklar, kendi imkanlarıyla evlerini ve altyapıyı onarmaya çalıştı.
Bu süreçte, göçmen toplulukları da önemli rol oynadı. Birçok göçmen, inşaat, temizlik ve lojistik gibi alanlarda çalışarak bölgenin ayağa kalkmasına katkı sağladı. Ancak Trump yönetiminin göçmenlik politikaları, bu toplulukları hedef alan uygulamalarla gündeme geldi. ICE (ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza) operasyonları, bölgede artan bir korku yarattı.
G20 Zirvesi ve Trump'ın Göçmenlik Rejimi
G20 zirvesinin Asheville'de toplanması, bölgenin yeniden inşa çabalarını uluslararası gündeme taşıdı. Ancak zirve öncesinde ve sırasında, Trump yönetiminin göçmenlik uygulamaları protesto edildi. Yerel aktivistler, federal hükümetin bölgeye yeterli yardım göndermediğini, bunun yerine göçmenleri hedef aldığını belirtiyor.
Trump'ın göçmenlik politikaları, ülke genelinde olduğu gibi Kuzey Carolina'da da tartışma konusu. Göçmen karşıtı söylemler ve ICE operasyonları, topluluklar arasında güvensizlik ve korku yaratıyor. Bölge sakini Maria Hernandez, "Evimizi kaybettik, yardım bekledik ama gelen ICE oldu. Şimdi hem evsiz hem de korku içindeyiz" diyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Batı Kuzey Carolina'daki durum, ABD'deki göçmenlik politikalarının insani boyutunu gözler önüne seriyor. G20 zirvesi, küresel ekonomik ve siyasi konuları tartışmak için bir platform olsa da, yerel halkın yaşadığı sorunlar uluslararası kamuoyuna taşınıyor. İklim değişikliği kaynaklı doğal afetler ve göçmenlik politikaları arasındaki ilişki, dünya genelinde benzer örneklerle paralellik gösteriyor.
Uzmanlar, afet sonrası yeniden inşa süreçlerinde göçmen işgücünün kritik rol oynadığını, ancak bu toplulukların sıklıkla göz ardı edildiğini vurguluyor. Trump yönetiminin sert göçmenlik politikaları, bu çelişkiyi daha da derinleştiriyor. Bölgede yapılan araştırmalar, göçmenlerin afet sonrası iyileşme sürecine önemli katkı sağladığını, ancak yasal statüleri nedeniyle yardım alamadıklarını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişme, Türkiye'nin göçmenlik ve afet yönetimi politikaları açısından ders niteliğinde. Türkiye, Suriyeli mülteciler başta olmak üzere geniş bir göçmen nüfusuna ev sahipliği yapıyor ve benzer şekilde afet sonrası yeniden inşa süreçlerinde göçmen işgücünden yararlanıyor. Trump yönetiminin sert göçmenlik uygulamaları, Türkiye'nin insani ve güvenlik dengelerini gözeterek geliştirdiği politikaların önemini artırıyor. Ayrıca, iklim kaynaklı afetlerin göç üzerindeki etkisi, Türkiye'nin bölgesel istikrar için uluslararası işbirliğine ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.