Batı Balkan ülkelerinden gelen kamyon şoförleri, Avrupa Birliği'nin Schengen bölgesinde uyguladığı 90 günlük kalış sınırlamasının kendilerini çalışamaz hale getirdiğini belirterek, bu kurala muafiyet getirilmemesi halinde Batı Avrupa'ya açılan sınır kapılarını kapatma tehdidinde bulunuyor. Balkanlar'ın en büyük taşımacılık derneklerinin öncülüğünde başlatılan protesto girişimi, bölgedeki binlerce şoförün desteğini alırken, taraflar Brüksel ile yaşanan krizi çözmek için acil müzakere çağrısında bulunuyor. Söz konusu durum, AB ile Batı Balkan ülkeleri arasındaki ilişkilerde yeni bir gerilim noktası oluştururken, tedarik zincirlerinin kesintiye uğrama ihtimali Avrupa ekonomisinde de endişe yaratıyor.
Krizin Arka Planı: 90 Gün Kuralı ve Taşımacılık Sektörü
Batı Balkan ülkeleri (Arnavutluk, Bosna-Hersek, Karadağ, Kosova, Kuzey Makedonya ve Sırbistan) vatandaşları, Schengen bölgesine vizesiz giriş hakkına sahip ancak bu hak, herhangi bir 180 günlük dönemde en fazla 90 gün kalma sınırına tabi. Bu kural, turistler ve kısa süreli ziyaretçiler için tasarlanmış olsa da, bölge ülkelerinden AB ülkelerine düzenli olarak yük taşıyan kamyon şoförlerini de kapsıyor. Özellikle Sırbistan, Kuzey Makedonya ve Arnavutluk'tan gelen şoförler, haftada birkaç kez AB topraklarına girdikçe, 90 günlük süreyi hızla dolduruyor ve ardından 90 gün boyunca Schengen'e giremiyorlar.
Bu durum, şoförlerin işlerini kaybetmesine, taşımacılık firmalarının ise sözleşmelerini yerine getirememesine neden oluyor. Sektör temsilcileri, 90 gün kuralının, AB içinde faaliyet gösteren Batı Balkanlı taşımacıları fiilen işsiz bıraktığını ve bunun da bölgede ciddi ekonomik kayıplara yol açtığını vurguluyor. Konuyla ilgili olarak Sırbistan Uluslararası Karayolu Taşımacıları Derneği Başkanı Aleksandar Radivojević, yaptığı açıklamada, "Biz sadece çalışmak istiyoruz. Bu kural, bizim AB ülkelerine mal taşımamızı engelliyor ve bu da hem bizim hem de AB vatandaşlarının zararına. AB, bizim için özel bir muafiyet tanımlamalı" dedi.
Benzer sorunlar, AB üyesi olmayan diğer ülkelerin (örneğin Ukrayna) vatandaşları için de geçerli. Ancak Batı Balkanlı şoförler, AB'nin genişleme sürecindeki ülkelerle olan ilişkisinin bu tür engellerin aşılmasına olanak tanıması gerektiğini savunuyor. Ancak Brüksel yönetimi, güvenlik endişeleri ve göç kontrolü gibi nedenlerle bu konuda esneklik göstermeye yanaşmıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Tedarik Zinciri Riskleri ve AB'nin Tutumu
Batı Balkanlı taşımacıların sınır kapılarını kapatma tehdidi, yalnızca bölgesel bir sorun olmaktan çıkıp, Avrupa genelinde tedarik zincirlerinin aksamasına yol açabilecek bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor. Özellikle Almanya, Avusturya ve İtalya gibi ülkelerde faaliyet gösteren Batı Balkan firmaları, özellikle inşaat malzemeleri, otomotiv parçaları ve gıda ürünlerinin taşınmasında önemli bir rol oynuyor. Bu firmaların devre dışı kalması, Avrupa genelinde nakliye fiyatlarının artmasına ve teslimat sürelerinin uzamasına neden olabilir.
AB Komisyonu, konuya ilişkin olarak henüz resmi bir yanıt vermiş değil. Ancak yetkililerin, bu tür protestoların AB üyesi olmayan ülkelerin AB içindeki haklarını genişletmeye yönelik bir koz olarak kullanılmaması gerektiği yönünde mesajlar verdiği biliniyor. Öte yandan, AB'nin Batı Balkan ülkelerine yönelik genişleme politikası kapsamında, bu ülkelerin vatandaşlarına daha fazla hak tanınması bekleniyor. Ancak bu süreç, ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor ve uzun zaman alıyor.
Uzmanlar, bu krizin çözülmemesi halinde, yalnızca Batı Balkan ülkeleri ile AB arasındaki ticaretin değil, aynı zamanda bölgedeki siyasi istikrarın da olumsuz etkilenebileceğine dikkat çekiyor. Sınır protestolarının, benzer taleplerle ortaya çıkan diğer meslek gruplarını da harekete geçirebileceği belirtiliyor. Bölgede artan ekonomik baskı, hükümetleri AB'ye karşı daha sert bir tutum almaya itebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin de uzun süredir AB vizesi ve taşımacılık kotaları konusunda yaşadığı sorunlarla doğrudan benzerlikler taşıyor. Türk kamyoncular da AB ülkelerine girişte benzer kısıtlamalarla karşılaşmakta ve bu durum Türkiye'nin AB ile ticaretini olumsuz etkilemektedir. Batı Balkanlı şoförlerin sınır protestosu, AB'nin üçüncü ülke vatandaşlarına yönelik politikalarına karşı artan hoşnutsuzluğun bir göstergesi olarak okunabilir. Türkiye, bu süreçte kendi taşımacılık sektörünün sorunlarını yeniden gündeme getirebilir ve AB'den benzer taleplerde bulunabilir. Ayrıca, Batı Balkanlar'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu artırma çabalarını güçlendirebilir. Ankara, bu ülkelerle ekonomik işbirliğini derinleştirerek AB'ye karşı pazarlık gücünü artırabilir.