Burkina Faso, Mali ve Nijer, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nden (UCM) resmen çekilme sürecini başlattı. Mahkeme, üç Batı Afrika ülkesinin 27 Ocak 2025 tarihli başvurularıyla bir yıllık çekilme takviminin işlemeye başladığını duyurdu. Söz konusu ülkeler, daha önce UCM'yi “yeni sömürgeci baskının bir aracı” olarak nitelendirerek ayrılma kararı aldıklarını açıklamıştı. Bu gelişme, uluslararası ceza adaleti sistemine yönelik artan eleştirilerin ve Afrika ülkelerinin mahkemeden toplu çekilme eğiliminin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Burkina Faso, Mali ve Nijer, 2020'den bu yana yaşanan askeri darbelerle yönetim değişikliğine uğramış ve Batı karşıtı söylemleriyle bilinen cunta liderlerinin kontrolüne girmişti. Bu ülkeler, özellikle Fransa başta olmak üzere eski sömürgeci güçlerle ilişkilerini kesme ve egemenlik vurgusu yapma politikası izliyor. UCM'den çekilme kararı da bu bağlamda değerlendiriliyor. Mahkeme, 2002'de kurulduğundan bu yana birçok Afrika ülkesinin eleştirilerine hedef olmuş, özellikle Afrika liderlerinin yargılanması Batılı güçlerin “seçici adalet” uyguladığı suçlamalarını beraberinde getirmişti. Üç ülke, ortak bir bildiriyle UCM'nin Afrika ülkelerine karşı önyargılı olduğunu ve mahkemenin kıta dışındaki güçlü devletlerin eylemlerine karşı harekete geçmediğini öne sürdü. Çekilme sürecinin tamamlanmasının ardından, bu ülkeler UCM'nin yargı yetkisini tanımayacak ve mahkeme, bu ülkelerin vatandaşlarına veya topraklarında işlenen suçlara ilişkin soruşturma yürütemeyecek. Ancak, çekilme öncesinde işlenen suçlar konusunda mahkemenin yetkisinin devam edip etmeyeceği hukuki bir tartışma konusu.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu karar, Sahel bölgesindeki güvenlik kriziyle mücadele eden ülkelerin uluslararası ceza hukukundan uzaklaşma eğilimini güçlendiriyor. Bölge, El Kaide ve IŞİD bağlantılı grupların saldırılarıyla sarsılırken, cunta yönetimleri uluslararası toplumun insan hakları ihlalleri konusundaki eleştirilerini reddediyor. UCM'den çekilme, bu ülkelerin egemenliklerini pekiştirme ve yabancı müdahaleye karşı durma çabası olarak yorumlanıyor. Ancak, insan hakları örgütleri, bu adımın sivil kayıpların ve savaş suçlarının cezasız kalmasına yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Küresel düzeyde, UCM'nin meşruiyeti sorgulanırken, Afrika Birliği’nin mahkemenin reforme edilmesi yönündeki çağrıları yeniden gündeme gelebilir. ABD ve Avrupa Birliği, çekilme kararını eleştirirken, Rusya ve Çin gibi aktörler ise bu gelişmeyi Batı hegemonyasına karşı bir duruş olarak dolaylı olarak destekliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, UCM'ye taraf olmayan ülkeler arasında yer alıyor ve mahkemenin kuruluş statüsünü imzalamış, ancak henüz onaylamamış durumda. Batı Afrika ülkelerinin UCM'den çekilmesi, Türkiye'nin bölgeyle olan ilişkilerinde doğrudan bir değişikliğe yol açmayabilir. Ancak, Türkiye'nin Afrika'da artan diplomatik ve ekonomik varlığı göz önüne alındığında, bu gelişme Ankara'nın uluslararası hukuka yaklaşımını etkileyebilir. Türkiye, kendi güvenlik kaygıları ve egemenlik vurgusu çerçevesinde, UCM'nin bazı ülkeler üzerinde siyasi bir araç olarak kullanıldığı görüşüne sahip. Bu bağlamda, Sahel ülkelerinin çekilme kararı, Türkiye'nin mevcut duruşuyla örtüşen bir tablo çiziyor. Bölgesel istikrarın sağlanması ve terörle mücadelede işbirliği yapılan Burkina Faso, Mali ve Nijer ile ilişkilerde, bu kararın doğrudan bir yansıması olmasa da, uluslararası ceza hukukuna mesafeli duruş ortak bir zemin oluşturabilir.