Batı Afrika ülkeleri, 11. Okyanus Konferansı'nda (Our Ocean Conference) Doğu Atlas Okyanusu'nun dünyanın ilk açık deniz koruma alanlarından biri olarak sınıflandırılması için resmi bir girişim başlattı. Bu adım, ulusal yetki alanlarının ötesindeki biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik küresel çabaların bir parçası olarak öne çıkıyor. Konferansta bir araya gelen devletler, okyanusların korunmasında yeni bir dönemin kapısını araladı.
Gelişmenin arka planı
Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi kapsamında 2022'de kabul edilen Kunming-Montreal Küresel Biyolojik Çeşitlilik Çerçevesi, 2030 yılına kadar dünya yüzeyinin ve okyanusların en az yüzde 30'unun koruma altına alınmasını hedefliyor. Bu hedef kapsamında açık denizlerin korunması kritik bir öneme sahip. Zira denizlerin yüzde 60'ından fazlası ulusal yetki alanlarının dışında yer alıyor ve bu alanlar şu ana kadar yeterli korumadan yoksun.
Geçen yıl imzalanan Açık Deniz Anlaşması (BBNJ Anlaşması), ulusal yetki alanlarının ötesindeki alanlarda deniz koruma alanları oluşturulmasının önünü açtı. Ancak anlaşmanın yürürlüğe girmesi için 60 ülke tarafından onaylanması gerekiyor. Bugüne kadar sadece 14 ülke onay verdi. Batı Afrika ülkelerinin bu girişimi, süreci hızlandırma ve anlaşmanın uygulanabilirliğini gösterme amacı taşıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Doğu Atlas Okyanusu, zengin biyolojik çeşitliliği ve göçmen türler için kritik bir koridor olmasıyla öne çıkıyor. Bölge, aşırı avlanma, deniz kirliliği ve iklim değişikliğinin etkileriyle karşı karşıya. Batı Afrika ülkeleri, bu alanın korunmasının sadece bölgesel değil küresel bir sorumluluk olduğunu vurguluyor. Girişim, bölgedeki balık stoklarının sürdürülebilir yönetimine de katkı sağlayacak.
Bu hamle, aynı zamanda Afrika ülkelerinin açık deniz koruma müzakerelerinde daha aktif rol alma isteğini yansıtıyor. Kıta, iklim değişikliğinden en çok etkilenen bölgelerden biri olarak okyanus korumasında liderlik yapma potansiyeline sahip. Ancak bu tür girişimlerin başarıya ulaşması için uluslararası iş birliği ve finansman kritik önemde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Batı Afrika ülkelerinin bu girişimi, Türkiye’nin de taraf olduğu deniz hukuku ve çevre koruma müzakerelerinde yeni bir dönemi işaret ediyor. Türkiye, Akdeniz ve Karadeniz’de deniz koruma alanları oluşturma çabalarıyla uluslararası alanda benzer adımlar atıyor. Bu gelişme, Türkiye’nin açık deniz koruma anlaşmasına katılımını teşvik edebilir ve mavi ekonomi politikalarına yön verebilir. Ayrıca Türk balıkçılık sektörünün uzun vadeli sürdürülebilirliği için bu tür küresel girişimler önemli bir zemin hazırlıyor. Türkiye’nin bu alandaki aktif diplomasisi, Doğu Akdeniz’deki çıkarlarıyla da uyumlu bir şekilde ilerleyebilir.