İran ile ABD arasındaki gerginliğin ardından Hürmüz Boğazı'nda ticari gemi trafiğinin normale dönmesi beklenenden daha yavaş ilerliyor. Uzmanlara göre, küresel enerji arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu kritik su yolunda, gemilerin çatışma öncesi seviyelere dönmesini engelleyen üç temel faktör bulunuyor: güvenlik endişeleri, mayın tehdidi ve artan geçiş ücretleri.
Gelişmenin arka planı
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan ve dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20'sine ev sahipliği yapan stratejik bir geçittir. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi büyük petrol ihracatçılarının ürünlerini küresel piyasalara ulaştırması için hayati öneme sahiptir. Ancak son dönemde İran'ın askeri tatbikatları, ABD'nin bölgedeki varlığı ve Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları, boğazın güvenliğini ciddi şekilde tehdit etmiştir.
Uzmanlara göre ilk engel güvenlik. Birçok gemi şirketi, İran'ın devriye botları ve kıyı bataryaları tarafından hedef alınma riskine karşı temkinli davranıyor. İkinci engel mayın tehdidi: İran'ın su altı mayınları döşediği yönünde istihbarat raporları, sigorta primlerini fırlatmış durumda. Üçüncü engel ise geçiş ücretleri: İran ve Umman, boğazı kullanan tankerlerden ek vergi almaya başladığı için maliyetler artmıştır.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişmelerin küresel enerji piyasaları üzerinde doğrudan etkisi var. Petrol fiyatları, arz güvenliği endişeleriyle yüksek seyrediyor. Ek olarak, Kızıldeniz'de Husilerin ticari gemilere yönelik saldırıları, alternatif rotaların (Ümit Burnu) daha uzun ve maliyetli olmasına yol açmıştı. Hürmüz Boğazı'ndaki bu yeni kriz, küresel tedarik zincirlerini yeniden zorlayabilir. Bölgesel olarak, İran'ın bu stratejik geçidi bir koz olarak kullanması, Suudi Arabistan ve BAE gibi rakip ülkeleri endişelendiriyor. ABD ise 5. Filo'su ile bölgede varlık gösteriyor, ancak doğrudan bir askeri müdahale şu an için gündemde değil. Uzmanlar, boğazda normalleşmenin ancak İran ile kapsamlı bir diplomatik anlaşma ile mümkün olabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük kısmını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artış, cari açığı büyütebilir ve enflasyonist baskıları artırabilir. Ayrıca Türkiye'nin İran ile olan ticari ilişkileri ve bölgesel enerji hub'ı olma hedefi, boğazın güvenliğini Ankara için stratejik kılıyor. Olası bir krizde Türkiye'nin enerji çeşitlendirmesi politikası (Azerbaycan, Rusya) daha da önem kazanacaktır. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle olan ticaretini de olumsuz etkileyebilir.