İsrail yerleşim karşıtı sivil toplum kuruluşu Barış Şimdi (Peace Now), 2025 yılının Batı Şeria’da İsrail yerleşimlerinin en büyük genişlemesine tanık olduğunu açıkladı. Örgütün yayımladığı yıllık rapora göre, geçen yıl işgal altındaki Batı Şeria’da 10 binin üzerinde yeni konut biriminin inşası için onay verildi. Bu rakam, 1990’lı yıllardan bu yana kaydedilen en yüksek yıllık artış olarak kayıtlara geçti. Rapor, İsrail hükümetinin yerleşim politikalarını eleştirirken, uluslararası toplumun bu genişlemeyi durdurmak için yeterli adım atmadığını vurguluyor.
Yerleşim Genişlemesinin Boyutları ve Detayları
Barış Şimdi’nin verilerine göre, 2025 yılında onaylanan konut birimlerinin yaklaşık 7 bini inşaat aşamasına geçti. Genişleme, Batı Şeria’nın farklı bölgelerine yayılırken, en yoğun artış Kudüs çevresindeki yerleşimlerde ve Ürdün Vadisi’nde yaşandı. Raporda, yerleşimlerin Filistin topraklarını bölerek iki devletli çözümü fiilen imkânsız hale getirdiği ifade ediliyor. Özellikle E1 bölgesi olarak bilinen ve Doğu Kudüs’ü Batı Şeria’nın kuzeyinden ayıran koridorda yapılan planlamalar, Filistin yönetimi tarafından sert şekilde kınandı. İsrail hükümeti ise bu adımların güvenlik gerekçeleriyle atıldığını ve yerleşimlerin “Yahudi halkının tarihi topraklarındaki doğal hakkı” olduğunu savunuyor.
Rapor, yerleşim genişlemesinin sadece konut inşasıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda yeni yollar, altyapı projeleri ve tarım arazilerinin ilhakı gibi uygulamalarla da desteklendiğini ortaya koyuyor. 2025 yılında yaklaşık 2 bin dönüm Filistin özel mülkiyetindeki araziye el konulduğu ve bu alanların yerleşim amaçlı kullanılmak üzere kamulaştırıldığı belirtiliyor. Bu durum, uluslararası hukuka göre savaş suçu niteliği taşıyan yerleşim faaliyetlerinin sistematik bir şekilde sürdürüldüğünü gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Tepkiler
Yerleşim genişlemesi, başta Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve ABD olmak üzere uluslararası aktörlerin tepkisine yol açtı. BM Genel Sekreteri António Guterres, yaptığı açıklamada İsrail’i uluslararası hukuka uymaya çağırarak, yerleşimlerin barış sürecine onarılamaz zararlar verdiğini söyledi. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, bu genişlemenin iki devletli çözüm umutlarını zedelediğini belirtti ve İsrail’e yaptırım uygulanması gerektiğini ima etti. ABD yönetimi ise daha temkinli bir dil kullanarak, yerleşimleri “barışın önündeki engel” olarak nitelendirmekle birlikte, doğrudan yaptırım çağrısında bulunmadı. Filistin yönetimi, konuyu Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taşıyacağını duyururken, Hamas ve İslami Cihad gibi gruplar silahlı direniş çağrıları yaptı. Raporda, yerleşim genişlemesinin bölgedeki gerginliği artırdığı ve yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebileceği uyarısında bulunuluyor.
Barış Şimdi’nin raporu, 2025 yılında Batı Şeria’daki İsrail yerleşimci nüfusunun 500 bini aştığını da ortaya koyuyor. Bu sayı, 1993 Oslo Anlaşmaları’ndan bu yana üç kattan fazla artış göstermiş durumda. Uzmanlar, mevcut eğilimin devam etmesi halinde 2030 yılına kadar yerleşimci sayısının 650 bine ulaşabileceğini tahmin ediyor. Bu demografik değişim, Filistinlilerin kendi devletlerini kurma olasılığını giderek azaltıyor ve bölgeyi tek devletli bir çatışmaya sürüklüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Batı Şeria’daki yerleşim genişlemesi, Türkiye’nin Filistin davasına verdiği destek ve bölgedeki nüfuz mücadelesi açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, BM ve İİT gibi platformlarda İsrail’in yerleşim politikalarını kınamakta ve Filistin devletinin kurulmasını savunmaktadır. Ancak bu genişleme, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji politikaları ve İsrail’le normalleşme çabaları üzerinde de etkili olabilir. Artan gerginlik, Ankara’nın diplomatik denge arayışını zorlaştırırken, Filistin yönetimiyle ilişkilerini güçlendirme ihtiyacını da beraberinde getiriyor. Ayrıca bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye’nin güvenlik çıkarlarını dolaylı olarak etkileyebilir.