ABD Hazine tahvillerinde birincil piyasa yapıcı konumundaki büyük bankalar, tarihte ilk kez net kısa pozisyon aldı. Bu, bankaların uzun yıllardır ellerinde milyarlarca dolar tutmaya alışkın oldukları devlet tahvillerine karşı şimdi net bir şekilde 'düşüş' bahsi oynadıkları anlamına geliyor. Söz konusu gelişme, tahvil piyasalarının 30 yılı aşkın süredir görmediği bir dönüşüme işaret ediyor.
Piyasa Yapıcıların Pozisyon Değişikliği
Birincil piyasa yapıcıları, ABD Hazine tahvillerini ihraç anında satın alarak ikincil piyasada likidite sağlayan büyük bankalardır. Genellikle bu kurumlar, envanterlerinde önemli miktarda tahvil bulundurur ve bunu müşteri emirlerini karşılamak için kullanırlardı. Ancak son veriler, bu bankaların artık net kısa pozisyon taşıdığını gösteriyor; yani, sahip oldukları tahvil miktarından daha fazlasını açığa satmış durumdalar.
Bu değişim, tahvil piyasalarında uzun süredir devam eden yükseliş trendinin (faizlerin düştüğü, tahvil fiyatlarının arttığı dönem) sona erdiği ve yeni bir döneme girildiği hipotezini güçlendiriyor. Bankaların bu hamlesi, faiz oranlarının daha da yükseleceği beklentisini yansıtıyor olabilir. Zira, faiz oranları yükseldiğinde tahvil fiyatları düşer, kısa pozisyon sahipleri ise bu düşüşten kar elde eder.
Küresel Tahvil Piyasalarında Sarsıntı
Bankaların net kısa pozisyona geçmesi, sadece ABD piyasalarını değil, küresel tahvil piyasalarını da etkiliyor. ABD Hazine tahvilleri, dünyanın en güvenli varlığı olarak kabul edildiğinden, buradaki bir fiyat hareketi diğer ülkelerin tahvil piyasalarına da hızla yansıyor. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, ABD faiz oranlarındaki bir yükselişten en fazla etkilenenler arasında yer alıyor.
Analistlere göre, bu gelişme enflasyonun yapışkan olduğu, merkez bankalarının faiz indirimine gitmekte tereddüt ettiği bir ortamda gerçekleşiyor. ABD Merkez Bankası'nın (Fed) 2024 yılında faiz indirimlerine başlayacağı beklentisi zayıflarken, bankalar da tahvil fiyatlarının daha da düşeceği ihtimaline karşı kendilerini korumaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD tahvil faizlerindeki yükseliş eğilimi, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için risk oluşturuyor. Yüksek ABD faizleri, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarını azaltıyor ve kendi para birimlerini baskılıyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın son dönemde faizleri artırması, kısmen bu küresel koşullara uyum sağlama çabası olarak görülebilir. Öte yandan, Türkiye'nin kendi tahvil piyasasında yabancı yatırımcı payının düşük olması, doğrudan bir şok yaşanmasını engellese de, küresel risk iştahındaki daralma TL varlıkları üzerinde baskı yaratmaya devam edecektir.