Bank of America, Chicago Belediyesi'nin trafik cezası ve harçlardan kaynaklanan tahsil edilemeyen borçlarını satma planından çekildi. Belediye Başkanı Brandon Johnson'ın ofisinden yapılan açıklamaya göre, banka ile yürütülen müzakereler sonuçsuz kaldı ve anlaşma bu yıl ilerletilemedi. Söz konusu borçların toplam değerinin yüz milyonlarca dolar olduğu tahmin ediliyor. Chicago, bütçe açığını kapatmak ve altyapı yatırımlarını finanse etmek için bu borçları menkul kıymetleştirerek satmayı hedefliyordu.
Planın Arka Planı ve Detayları
Chicago, yıllardır süren mali sıkıntılarla boğuşuyor. Emeklilik fonu yükümlülükleri, artan suç oranları ve pandemi sonrası düşen gelirler belediyeyi zor durumda bıraktı. Bu kapsamda şehir, trafik cezaları, park ihlalleri, kira denetimleri ve diğer harçlardan doğan tahsil edilemeyen alacaklarını toplu olarak satmayı planlıyordu. Bank of America, bu borçların menkul kıymetleştirilmesi ve yatırımcılara satılması için danışmanlık yapıyordu. Ancak belediye yetkilileri, bankanın projeden çekilme kararı aldığını ve yeni bir ortak arayışına girildiğini doğruladı.
Benzer uygulamalar daha önce Detroit, Flint ve Camden gibi mali kriz yaşayan şehirlerde denenmişti. Örneğin Detroit, 2008 yılında park cezası borçlarını satarak kısa vadeli nakit akışı sağlamıştı. Ancak bu yöntem, düşük gelirli sakinlerin borç yükünü artırdığı ve tahsilat baskısını yoğunlaştırdığı için eleştiriliyor. Chicago'da sivil toplum örgütleri, bu tür bir satışın en savunmasız vatandaşları daha da zor duruma sokacağı gerekçesiyle plana karşı çıkmıştı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Chicago'nun borç satışı planının başarısız olması, ABD'deki diğer büyük şehirler için de bir uyarı niteliği taşıyor. Birçok Amerikan şehri, pandemi sonrası azalan vergi gelirleri ve artan sosyal harcamalar nedeniyle benzer mali sıkışıklıklar yaşıyor. New York, Los Angeles ve Philadelphia gibi kentler de kendi borç yapılandırma ve varlık satışı planlarını değerlendiriyor. Ancak yatırımcıların bu tür menkul kıymetlere olan ilgisi, faiz oranlarının yükseldiği bir dönemde azalıyor. Bank of America'nın çekilmesi, piyasanın bu tür ürünlere şüpheyle yaklaştığını gösteriyor.
Küresel ölçekte, belediye borçlarının menkul kıymetleştirilmesi gelişmekte olan ülkelerde de yaygınlaşıyor. Ancak bu yöntem, şeffaflık eksikliği ve tahsilat zorlukları nedeniyle riskli kabul ediliyor. Chicago örneği, yerel yönetimlerin mali sorunlarını çözmek için özel sektör ortaklıklarına ne kadar bağımlı hale geldiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de belediyelerin borç yükü ve mali disiplin sorunları, Chicago'daki durumla benzerlikler taşıyor. Birçok büyükşehir belediyesi, artan harcamalar ve düşen gelirler karşısında borçlanma yoluna gidiyor. Ancak Türkiye'de belediye borçlarının menkul kıymetleştirilmesi henüz yaygın değil; daha çok kamu bankaları ve İller Bankası aracılığıyla finansman sağlanıyor. Chicago'daki başarısızlık, Türk belediyelerinin uluslararası piyasalarda borç satışı planlarını daha dikkatli değerlendirmesi gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, yüksek faiz ortamı ve yatırımcı güveninin azalması, benzer girişimlerin başarı şansını düşürebilir. Türkiye'nin yerel yönetim maliyesi, daha sürdürülebilir kaynak yaratma modellerine yönelmeli; aksi halde Chicago'nun yaşadığı darboğazın benzerleriyle karşılaşılabilir.