Bangladeş, on yılların en ölümcül kızamık salgınında 1.000 çocuk ölümü eşiğine yaklaşıyor. Ülke genelinde hızla yayılan salgın, hastanelerin çocuk servislerini doldurdu. Başkent Dakka'daki Shishu Hastanesi'nde yataklar yetmezken, oksijen makinelerinin sesi ve hastalıkla boğuşan bebeklerin çığlıkları koridorlarda yankılanıyor.
Salgının arka planı ve boyutları
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Bangladeş Sağlık Bakanlığı verilerine göre, son aylarda bildirilen kızamık vakaları ülke genelinde hızla artış gösterdi. Özellikle başkent Dakka ve çevresindeki kamplarda yaşayan Rohingya mülteci çocukları arasında yayılım hızlı oldu. Yetkililer, çoğu beş yaş altı olmak üzere hayatını kaybeden çocuk sayısının 1.000'e yaklaştığını açıkladı. Bu rakam, son yirmi yılın en yüksek kızamık ölüm oranı olarak kayıtlara geçebilir.
Salgının temel nedeni, aşılama oranlarındaki düşüş olarak gösteriliyor. Kovid-19 pandemisi sırasında aşı kampanyalarının kesintiye uğraması ve ebeveynlerin sağlık kuruluşlarına erişimde yaşadığı zorluklar, bağışıklık açığını büyüttü. Ayrıca, bazı bölgelerdeki yanlış bilgilendirme ve aşı tereddüdü de salgının yayılmasını hızlandırdı. Hükümet, son haftalarda acil aşı kampanyası başlatarak milyonlarca çocuğa ulaşmayı hedeflese de, sağlık altyapısının yetersizliği müdahaleyi güçleştiriyor.
Hastanelerdeki durum ise kritik. Shishu Hastanesi'nde yatak kapasitesi tamamen dolu; yeni gelen hastalar koridorlarda ve yerlerde tedavi edilmeye çalışılıyor. Sağlık çalışanları, oksijen tüpü ve temel ilaç sıkıntısı çektiklerini belirtiyor. Doktorlar, özellikle zatürre ve ishal gibi komplikasyonların ölümleri artırdığını vurguluyor. Aileler, çocuklarını hastaneye yetiştirmekte zorlanıyor; ulaşım ve maddi imkansızlıklar nedeniyle birçok vaka evde hayatını kaybediyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Bangladeş'teki salgın, Güney Asya'da sağlık güvenliği açısından alarm veriyor. Kızamık, aşıyla önlenebilir bir hastalık olmasına rağmen, bölgede aşılama oranlarındaki düşüş benzer riskleri Hindistan, Pakistan ve Nepal gibi ülkeler için de gündeme getiriyor. Dünya Sağlık Örgütü, salgının komşu ülkelere yayılma riskine karşı sınır bölgelerinde aşılama çalışmalarını artırdı. Kızamık, hava yoluyla bulaşan ve bağışıklık oranı %95'in altına düştüğünde hızla yayılan bir hastalık olduğundan, bölgesel işbirliği kritik önem taşıyor.
Küresel sağlık uzmanları, pandemi sonrası dönemde aşı programlarının yeniden güçlendirilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Bangladeş'teki salgına müdahale için ek kaynak çağrısı yaptı. Uluslararası toplum, aşı tedariki ve sağlık personeli desteği konusunda harekete geçmezse, salgının bölgede daha geniş bir insani krize dönüşebileceği uyarısı yapılıyor. Ayrıca, iklim değişikliği kaynaklı doğal afetler ve nüfus hareketliliği, bulaşıcı hastalıkların yayılmasını kolaylaştıran faktörler arasında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bangladeş'teki kızamık salgını, doğrudan Türkiye'yi etkileyen bir gelişme olmasa da, küresel sağlık güvenliği ve insani diplomasi açısından önem taşıyor. Türkiye, son yıllarda Afrika ve Asya'da sağlık yardımları ve aşı desteğiyle öne çıkan bir aktör. Bu salgın, Türkiye'nin bölgesel sağlık krizlerine müdahale kapasitesini ve uluslararası kuruluşlarla işbirliğini test edebilir. Ayrıca, salgının yayılması, Türkiye'nin ticari ve beşeri bağlarının olduğu Güney Asya'da istikrarsızlığı artırarak dolaylı ekonomik ve güvenlik riskleri doğurabilir. Türkiye'nin insani yardım kuruluşları aracılığıyla bölgeye destek sağlaması, yumuşak güç açısından fırsat olabilir.