Bangladeş'te, Temmuz 2024'te Şeyh Hasina hükümetini deviren ayaklanmanın ikinci yıl dönümünde, devrimci gruplar arasındaki ittifak çatlamış durumda. Üniversite kampüslerinin kontrolü, hareketi birlikte başlatan parti ve öğrenci grupları arasında kanlı bir güç mücadelesine sahne oluyor. İnsan hakları örgütlerine göre, Temmuz ayındaki mafya şiddetinde en az 17 kişi yaşamını yitirdi. Siyasi şiddette ise Haziran'daki 9'dan düşerek 6 olarak kaydedildi. Bu çatışmalar, demokrasiye geçiş sürecindeki Bangladeş'in ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne seriyor.
Kampüsler Savaş Alanına Dönüştü
Ülke genelindeki üniversiteler, farklı ideolojilere sahip eski müttefik gruplar arasında bir çatışma alanı haline geldi. Özellikle başkent Dakka'daki büyük kampüsler, öğrenci gruplarının ve siyasi partilerin kontrolü ele geçirme mücadelesine tanıklık ediyor. Temmuz 2024'teki ayaklanmada öğrenciler, sokaklarda birleşerek Şeyh Hasina'nın otoriter yönetimine karşı ortak bir duruş sergilemişti. Ancak ortak düşmanın ortadan kalkmasıyla birlikte, bu gruplar arasındaki ideolojik ve siyasi ayrılıklar su yüzüne çıktı. Kimi gruplar laik ve demokratik bir yönetim talep ederken, kimileri dini veya etnik temelli talepler öne sürüyor. Bu ayrışma, üniversite kampüslerinde silahlı çatışmalara ve mafya şiddetine dönüşüyor.
İnsan hakları grupları, Temmuz ayında en az 17 kişinin bu tür mafya şiddetinde öldüğünü rapor etti. Ölenlerin çoğunun öğrenci olduğu belirtiliyor. Siyasi cinayetlerin sayısındaki düşüşe rağmen, haftalık çatışmaların yoğunluğu endişe veriyor. Geçtiğimiz aylarda, birçok üniversite eğitime ara vermek zorunda kaldı. Öğrenciler, güvenliklerinin garanti altına alınmadığı gerekçesiyle kampüslere gitmekten kaçınıyor. Bu durum, ülkenin eğitim sistemini ve geleceğin iş gücünü olumsuz etkiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bangladeş'teki bu istikrarsızlık, yalnızca iç siyaseti etkilemiyor; Güney Asya'nın jeopolitik dengelerini de etkiliyor. Bangladeş, Hindistan ile Çin arasında stratejik bir konumda. Ülkedeki kaosun sürmesi, bölgesel ticareti ve güvenlik iş birliğini tehlikeye atıyor. Özellikle, Hindistan'ın kuzeydoğu eyaletleriyle olan sınır ticareti ve enerji iş birlikleri olumsuz etkilenebilir. Ayrıca, Bangladeş'te artan siyasi şiddet, Myanmar'daki Rohingya mülteci krizinin çözümünü de geciktiriyor. Uluslararası toplum, Bangladeş'teki geçiş sürecini yakından izliyor, ancak şu ana kadar somut bir adım atmış değil.
Batılı hükümetler ve insan hakları örgütleri, tüm tarafları diyaloğa çağırıyor. Ancak bu çağrılar, sahadaki güç mücadelesini durdurmuş değil. Analistlere göre, Bangladeş'te kalıcı bir istikrar sağlanması için kapsayıcı bir uzlaşı ve hukukun üstünlüğünün tesisi şart. Aksi takdirde, ülkenin demokrasiye geçiş süreci büyük bir hayal kırıklığına dönüşebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bangladeş'teki bu istikrarsızlık, Türkiye'nin Güney Asya politikası açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Türkiye, Bangladeş ile ekonomik ve ticari ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor; iki ülke arasındaki ticaret hacmi yıllık 1 milyar dolar civarında. Ülkedeki kaosun derinleşmesi, Türk yatırımcıları ve tedarik zincirlerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Bangladeş'teki Rohingya Müslümanlarının durumu, Türkiye'nin insani yardım politikaları açısından önemini koruyor. Siyasi istikrarsızlık, bu yardımların ulaştırılmasını da güçleştirebilir. Türkiye, bölgesel barış ve istikrarın sağlanması için arabuluculuk dahil tüm diplomatik kanalları kullanmaya devam etmelidir.