İngiltere'de, bakıcılık yaptığı annesini öldürmekle suçlanan Stefania Glowka isimli kadın, cinayet suçlamasından beraat ederken, azalmış sorumluluk temelinde adam öldürme suçunu kabul etti. Olay, 2023 yılının Ekim ayında, Glowka'nın 76 yaşındaki annesi Helena'nın evinde meydana geldi. Savcılık, sanığın annesini boğarak öldürdüğünü iddia etti, ancak mahkeme, bakıcının aşırı stres ve tükenmişlik sendromu nedeniyle ''artık dayanamadığını'' belirterek cezai ehliyetinin azaldığına karar verdi.
Gelişmenin arka planı
Stefania Glowka, 76 yaşındaki annesi Helena Glowka'ya yıllardır bakıyordu. Helena, demans ve diğer sağlık sorunları nedeniyle sürekli bakıma muhtaçtı. Sanık, duruşmada annesine olan sevgisini vurgularken, bakım yükünün altında ezildiğini ve ''artık dayanamayacağını'' hissettiğini ifade etti. Glowka, olay günü annesini yastıkla boğduktan sonra polisi arayarak suçunu itiraf etmişti. Mahkeme, psikiyatri raporlarına dayanarak sanığın cinayet anında azalmış sorumlulukla hareket ettiğini kabul etti. Bu karar, bakıcı yakınlarının yaşadığı psikolojik baskıya dikkat çekerken, benzer durumdaki aileler için emsal teşkil edebilir.
Davanın görüldüğü Nottingham Kraliyet Mahkemesi'nde yargıç, sanığın ''gerçek bir pişmanlık'' duyduğunu ve cezasının adil bir şekilde belirleneceğini ifade etti. Glowka, adam öldürme suçlamasından yargılanmayı beklerken, mahkeme bir sonraki duruşma tarihini belirledi. Savcılık ise kararı temyiz etmeyi değerlendirdiklerini açıkladı. Olay, Birleşik Krallık'ta bakıcıların ruh sağlığına yönelik tartışmaları yeniden alevlendirdi. Uzmanlar, aile bakıcılarının sıklıkla destek eksikliği ve tükenmişlikle karşı karşıya kaldığını belirterek, devletin bu konuda daha fazla kaynak ayırması gerektiğini vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu dava, yalnızca İngiltere'de değil, bakıcılık krizinin yaşandığı birçok gelişmiş ülkede benzer hukuki ve etik tartışmaları gündeme getiriyor. Özellikle yaşlı nüfusun hızla arttığı batı toplumlarında, aile üyelerine bakan kişilerin psikolojik destek alması ve devlet tarafından yeterli yardım sağlanması gerektiği sıklıkla dile getiriliyor. Mahkemenin bu kararı, bakıcıların maruz kaldığı aşırı stresin hukuken bir hafifletici neden olarak kabul edilebileceğini göstermesi bakımından önem taşıyor. Benzer davalarda emsal oluşturabilecek bu karar, aynı zamanda azalmış sorumluluk kavramının sınırlarını da yeniden belirleyebilir. Örgütler, hükümetlere çağrı yaparak bakıcılar için daha kapsamlı sosyal hizmetler, mali destek ve psikolojik danışmanlık programları oluşturulmasını talep ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de benzer bakıcılık krizleri yaşanıyor, ancak hukuk sistemimizde 'tükenmişlik sendromu' gibi bir hafifletici neden henüz yaygın kabul görmedi. Bu dava, özellikle yaşlanan nüfusumuz ve artan bakım ihtiyacı göz önüne alındığında, Türkiye'de bakıcıların ruh sağlığını koruyacak yasal düzenlemelerin gerekliliğini hatırlatıyor. Küresel bir emsal olarak bu karar, Türk yargısının benzer davalarda takdir yetkisini kullanmasına zemin hazırlayabilir. Ayrıca, sosyal devlet ilkesi gereği bakıcılara yönelik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi, hem insani hem de hukuki bir zorunluluk olarak öne çıkıyor.