Andy Burnham, Pazartesi günü Downing Street'e adım atmaya hazırlanırken, önünde uzun ve ürkütücü bir meseleler listesi bulunuyor. Birleşik Krallık'ın yeni başbakanı, sağlıktan ekonomiye, iklim değişikliğinden iç politikaya kadar bir dizi kronik sorunla yüzleşmek zorunda. İşte en acil beş başlık.
Sağlık Sistemindeki Çöküş Tehlikesi
Ulusal Sağlık Hizmeti (NHS), pandemi sonrası yıpranmış durumda. Bekleme listeleri rekor seviyelerde, acil servisler ise kapasite sınırında çalışıyor. Burnham'ın, sağlık çalışanlarının maaş ve çalışma koşullarıyla ilgili uzun süredir devam eden grevleri sonlandırmak için acil bir plan yapması gerekiyor. Sağlık Bakanlığı kaynakları, yeni başbakanın öncelikli olarak hemşire ve doktor maaşlarında iyileştirme yapmak zorunda olduğunu, ancak bunun için bütçede yeterli kaynağın bulunmadığını belirtiyor. NHS'nin ayakta kalması için yıllık ek 10 milyar sterlin gerekiyor; bu da Kamu Harcamaları Gözden Geçirmesi'nde ciddi kesintiler veya vergi artışı anlamına geliyor.
Konut Krizinin Derinleşmesi
Birleşik Krallık'ta konut fiyatları son beş yılda yüzde 30 artarken, kiralar da benzer oranda yükseldi. Özellikle Londra ve Güneydoğu'da gençlerin ev sahibi olma hayali giderek uzaklaşıyor. Burnham, Greater Manchester Belediye Başkanı olarak konut politikası deneyimine sahip, ancak ülke genelinde uygulanabilir bir strateji sunması bekleniyor. Uzmanlar, yılda en az 300 bin yeni konut inşa edilmesi gerektiğini vurguluyor, ancak planlama izinleri ve inşaat maliyetleri bu hedefi zorlaştırıyor. Ayrıca, mevcut ipotek faiz oranlarının yüksekliği de ev alımını caydırıyor.
İklim Hedefleri ve Enerji Geçişi
Burnham, 2050 yılına kadar net sıfır emisyon hedefini koruyacağını ancak bu sürecin maliyetini halka hissettirmeyeceğini belirtmişti. Ancak gerçekler farklı: Rüzgar ve güneş enerjisi yatırımları yavaşlarken, fosil yakıtlardan çıkış konusunda toplumsal bir mutabakat da tam sağlanmış değil. Yeni başbakanın, petrol ve gaz lisansları ile karbon yakalama teknolojilerine yönelik somut adımlar atması gerekiyor. Öte yandan, enerji verimliliği programları ve yeşil ulaşım altyapısı için bütçe ayrılması da gündemde. İklim aktivistleri, Burnham'ın bu alandaki söylemlerinin eyleme dökülmesini yakından takip ediyor.
Göç Politikasındaki Belirsizlik
Burnham, göç konusunda ılımlı bir söylem benimsiyor olsa da, Manş Denizi'nden düzensiz geçişler ve sığınmacı başvurularındaki artışla nasıl başa çıkacağı merak ediliyor. Brexit sonrası Avrupa Birliği ile ilişkilerin yeniden düzenlenmesi de cabası. Göçmen karşıtı söylemlerin yükseldiği bir dönemde, Burnham'ın hem insani hem de güvenlik boyutunu dengelemesi gerekiyor. İçişleri Bakanlığı'nın raporlarına göre, 2023 yılında İngiltere'ye 45 bin kişi düzensiz yollarla giriş yaptı ve bu sayı 2024'te daha da arttı. Burnham'ın, sığınmacı başvurularını daha hızlı işleyecek bir sistem kurması bekleniyor.
Bölgesel Dengesizlikler ve Kuzey-Güney Uçurumu
Burnham'ın belediye başkanlığı dönemindeki en büyük başarısı, Greater Manchester'a yatırım çekmek oldu. Ancak ülke genelinde özellikle Kuzey İngiltere ile Güneydoğu arasındaki ekonomik fark derinleşiyor. Yatırım, altyapı ve eğitim harcamalarının dağılımındaki adaletsizlik, Burnham'ın 'yükselen Kuzey' vaadini gerçekleştirmesini zorlaştırıyor. Yeni başbakanın, bölgesel kalkınma fonlarını artırması ve ulaşım bağlantılarını iyileştirmesi gerekiyor. Ancak bu, merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında yeni bir güç mücadelesini de beraberinde getirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Birleşik Krallık'taki siyasi değişim, Türkiye ile ilişkiler açısından önemli fırsatlar ve riskler barındırıyor. Burnham'ın daha sosyal demokrat eğilimli bir lider olması, insan hakları ve demokrasi konularında Ankara'ya yönelik eleştirilerin artmasına yol açabilir. Öte yandan, Brexit sonrası ticaret anlaşmasının güncellenmesi gündeme gelebilir. Türkiye'nin Birleşik Krallık ile serbest ticaret anlaşması hacmi 2023'te 25 milyar sterlini buldu; Burnham'ın yönetimi bu ilişkiyi derinleştirmeye sıcak bakabilir. Ancak, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz'deki anlaşmazlıklar, iki ülke arasında potansiyel bir gerilim kaynağı olmaya devam ediyor. Türkiye, yeni başbakanın Avrupa Birliği ile ilişkilerde izleyeceği rotayı da yakından takip etmeli.