Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İsrailli yerleşimcilerin işgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa'ya düzenlediği baskını kınadı. BAE Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, saldırının provokasyon olduğu belirtilerek İsrail'in bölgede gerilimi tırmandıracak eylemlerden kaçınması çağrısı yapıldı. Açıklamada ayrıca, söz konusu eylemlerin bölgedeki istikrarı ve güvenliği tehdit ettiği vurgulandı.
BAE'den İsrail'e sert tepki: "Provokasyon"
BAE Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, "İsrailli yerleşimcilerin Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlemesini şiddetle kınıyoruz" ifadeleri kullanıldı. Açıklamada, bu tür eylemlerin "provokasyon" olduğu ve bölgede gerilimi artıracağı belirtildi. BAE, İsrail'i uluslararası hukuka ve Kudüs'ün tarihi statüsüne saygı duymaya davet etti.
BAE'nin açıklaması, İsrail'in Mescid-i Aksa'ya yönelik ihlallerine karşı Arap dünyasından gelen tepkilerin son halkası oldu. Daha önce Ürdün, Suudi Arabistan ve Mısır da benzer açıklamalarla İsrail'i kınamıştı. Ancak BAE'nin 2020'de İsrail ile ilişkileri normalleştiren İbrahim Anlaşmaları'nı imzalaması nedeniyle bu kınaması ayrı bir önem taşıyor.
Uluslararası tepkiler ve bölgesel gerilim
Mescid-i Aksa, Müslümanların ilk kıblesi ve üçüncü kutsal mekanı olarak kabul ediliyor. İsrail'in 1967'de Doğu Kudüs'ü işgal etmesinden bu yana, Mescid-i Aksa'nın bulunduğu Harem-i Şerif bölgesinde statüko korunmaya çalışılıyor. Ancak son yıllarda İsrailli yerleşimcilerin ve güvenlik güçlerinin baskınları sıklaşmış durumda.
Bu baskınlar, özellikle Ramazan ayı ve Yahudi bayramları döneminde artış gösteriyor. Filistinliler ve uluslararası toplum, bu tür eylemleri provokasyon olarak değerlendiriyor ve bölgede yeni bir intifada (ayaklanma) riskine dikkat çekiyor.
BAE'nin kınaması, Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi kuruluşların yanı sıra Birleşmiş Milletler'den de destek görebilir. Ancak İsrail'in bu tür açıklamaları genellikle dikkate almadığı biliniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Mescid-i Aksa'nın statüsünün korunması ve Kudüs'ün tarihi kimliğinin muhafazası konusunda uzun süredir aktif bir diplomasi yürütüyor. BAE'nin kınaması, bölgesel bir aktörün İsrail'e karşı tutum alması açısından önemli. Türkiye, İsrail ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde olsa da, Kudüs ve Mescid-i Aksa konusundaki hassasiyetini koruyor. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgede Filistin davasına verdiği desteği ve İslam dünyasındaki liderlik iddiasını pekiştirebilir. Ayrıca, BAE gibi normalleşme yanlısı bir ülkenin dahi İsrail'i kınaması, İsrail'in bölgedeki izolasyonunu artırabilir ve Türkiye'nin diplomatik manevra alanını genişletebilir.