Middle East Eye'da yayımlanan bir görüş yazısına göre, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), ABD ve İsrail ile birlikte Ortadoğu'da kalıcı bir savaş halini normalleştiriyor. Yazıda, bu üç ülkenin bölgedeki askeri müdahaleleri ve ittifakları aracılığıyla sürekli bir çatışma ortamını meşrulaştırdığı ve bunun uzun vadeli istikrarsızlığa yol açtığı ifade ediliyor.
Kalıcı savaş halinin arka planı
Yazı, BAE'nin son yıllarda artan askeri aktivizmine dikkat çekiyor. BAE, Yemen'deki savaşta Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyona katılmış, Libya'da Hafter güçlerini desteklemiş ve Afrika Boynuzu'nda askeri üsler kurmuştur. Bu müdahaleler, BAE'nin bölgesel güç projeksiyonunu genişletme ve İran'a karşı bir denge unsuru oluşturma çabası olarak yorumlanıyor. Ancak yazara göre, bu strateji kalıcı bir savaş durumunu besliyor ve sivil kayıpları artırıyor.
ABD'nin bölgedeki varlığı da benzer şekilde eleştiriliyor. Yazıda, ABD'nin Irak ve Suriye'deki askeri operasyonlarının, İsrail'in Filistinlilere yönelik politikalarının ve her iki ülkenin İran'a karşı yürüttüğü yaptırım ve tehdit diplomasisinin bölgede sürekli bir gerilim yarattığı belirtiliyor. İsrail'in ise Gazze'ye yönelik periyodik saldırıları ve Lübnan'a yönelik tehditleriyle bu kalıcı savaş halinin bir parçası olduğu vurgulanıyor.
Yazı, bu üç ülkenin ortak çıkarlarının bölgede istikrarı değil, sürekli bir çatışma ekonomisini ve güvenlik bağımlılığını körüklediğini öne sürüyor. Özellikle BAE'nin ekonomik kalkınma modelinin askeri harcamalara ve dış müdahalelere dayandığı, bunun da kalıcı savaş halini kurumsallaştırdığı ifade ediliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
BAE, 2020'de İsrail ile ilişkilerini normalleştiren İbrahim Anlaşmaları'nın mimarlarından biriydi. Bu anlaşmalar, Arap dünyasında Filistin davasına ihanet olarak görülmüş ve bölgesel denklemi değiştirmişti. Yazı, bu normalleşmenin sadece diplomatik değil, aynı zamanda askeri ve istihbari işbirliğini de beraberinde getirdiğini, İsrail ve BAE'nin İran'a karşı ortak hareket ettiğini belirtiyor.
ABD'nin bölgeden çekilme eğilimine rağmen, BAE ve İsrail'in ABD'yi bölgede tutmaya çalıştığı, bunun da kalıcı savaş halini sürdürdüğü ifade ediliyor. Yazıda, özellikle Yemen ve Suriye'deki vekalet savaşlarının bu ülkelerin çıkarları doğrultusunda devam ettiği ve insani krizleri derinleştirdiği vurgulanıyor.
Uluslararası toplumun bu duruma yeterince tepki vermediği, hatta bazı Batılı ülkelerin silah satışlarıyla bu savaşları beslediği eleştirisi yapılıyor. Yazı, kalıcı savaş halinin sadece bölgeyi değil, küresel güvenliği de tehdit ettiğini, mülteci akınları ve terörizm gibi sorunları körüklediğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, BAE ve İsrail ile ilişkilerini son yıllarda normalleştirme çabası içinde. Ancak BAE'nin bölgedeki askeri müdahaleleri ve İsrail ile ittifakı, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destekle çelişiyor. Kalıcı savaş hali, Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırıyor; özellikle Suriye ve Irak'taki istikrarsızlık PKK/YPG gibi terör örgütlerine alan açıyor. Türkiye, bölgesel istikrar için diyalog ve diplomasi çağrısı yaparken, BAE ve İsrail'in saldırgan politikaları Ankara'nın manevra alanını daraltıyor. Ayrıca, kalıcı savaş hali enerji fiyatlarını ve ticaret yollarını olumsuz etkileyerek Türkiye ekonomisine zarar veriyor. Türkiye'nin, bölgesel barış için daha aktif bir rol üstlenmesi ve bu ülkelerle ilişkilerini dengelemekte zorlanacağı öngörülüyor.