Çin'in Şanghay kentinde görülen bir davada mahkeme, bir babanın eşiyle yaşadığı özel tartışmaları oğlunun okul chat gruplarında defalarca paylaşmasını aile içi şiddet olarak değerlendirdi ve adamın davranışlarını kısıtlayan kişisel koruma kararı çıkardı. Şanghay Pudong Yeni Bölgesi Halk Mahkemesi'nin kararı, dijital ortamda işlenen psikolojik şiddetin hukuki boyutunu gündeme taşıdı. Karar, yalnızca Çin'de değil, dünya genelinde aile içi şiddet kavramının dijital mecraları da kapsayacak şekilde genişletilmesi açısından emsal niteliği taşıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Olay, Şanghay'da yaşayan bir ailenin çocuklarının okul iletişim gruplarında yaşanan tartışmalarla gündeme geldi. Baba, eşiyle arasındaki anlaşmazlıkları ve özel hayatlarına ilişkin detayları, oğlunun öğretmenlerinin ve diğer velilerin bulunduğu chat gruplarında paylaştı. Bu paylaşımlar, hem çocuğun okul ortamında zor durumda kalmasına hem de ailenin itibarının zedelenmesine yol açtı. Anne, yaşanan durumun çocuklarını psikolojik olarak olumsuz etkilediğini belirterek mahkemeye başvurdu.
Mahkeme, babanın eylemlerinin yalnızca özel hayatın ihlali olmadığını, aynı zamanda aile içi şiddet kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti. Kararda, eşler arasındaki tartışmaların üçüncü kişilerle paylaşılmasının, özellikle de çocuğun okul çevresinde yaratabileceği olumsuz sonuçlar nedeniyle psikolojik şiddet oluşturduğu vurgulandı. Şanghay Pudong Yeni Bölgesi Halk Mahkemesi, babanın bu tür paylaşımlarını yasaklayan kişisel koruma kararı çıkardı ve ihlal durumunda yasal yaptırımlar uygulanacağını bildirdi.
Bu karar, Çin'de aile içi şiddetle mücadelede dijital platformların da göz önünde bulundurulduğunun bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, teknolojinin gelişmesiyle birlikte aile içi şiddetin yalnızca fiziksel değil, psikolojik ve dijital boyutlarının da yargı kararlarına yansımasının önemine dikkat çekiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin'deki bu karar, Asya genelinde aile içi şiddetle mücadelede dijital unsurların hukuki olarak tanınması açısından önemli bir adım olarak kabul ediliyor. Özellikle son yıllarda sosyal medya ve mesajlaşma platformlarının yaygınlaşmasıyla birlikte, özel hayata ilişkin bilgilerin ifşa edilmesi, bireylerin psikolojik olarak hedef alınması gibi durumlar artış gösterdi. Bu tür eylemlerin yargı kararlarıyla aile içi şiddet kapsamında değerlendirilmesi, bölgedeki diğer ülkelere de örnek teşkil edebilir.
Küresel ölçekte ise, Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Örgütü gibi kuruluşlar, aile içi şiddetin yalnızca fiziksel değil, psikolojik ve ekonomik boyutlarıyla da ele alınması gerektiğini vurguluyor. Dijital şiddet, bu kapsamda son yıllarda üzerinde durulan yeni bir alan olarak öne çıkıyor. Çin'deki bu karar, dijital şiddetin hukuki olarak tanınması ve mağdurların korunması açısından uluslararası alanda da yankı uyandırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de aile içi şiddetle mücadele kapsamında 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun çerçevesinde benzer koruma kararları verilebilmektedir. Ancak dijital mecralarda işlenen eylemlerin aile içi şiddet kapsamında değerlendirilmesine yönelik içtihatların yeterince gelişmediği görülmektedir. Bu karar, Türk hukuk sisteminde de dijital şiddetle mücadelede emsal teşkil edebilecek niteliktedir. Özellikle sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları üzerinden gerçekleştirilen ifşa ve taciz eylemlerine karşı koruyucu tedbirlerin güçlendirilmesi, Türkiye'de de kadın ve çocukların korunması açısından önem taşımaktadır.