ABD Hava Kuvvetleri, B-2 Spirit hayalet bombardıman uçağının ilk kez bir gemi öldürücü seyir füzesi ateşlediğini açıkladı. 27 Haziran 2025 tarihinde Pasifik Okyanusu'nda gerçekleştirilen tatbikatta, B-2 Spirit bir füze ile emekliye ayrılmış amfibi hücum gemisini başarıyla vurdu. Bu operasyon, stealth bombardıman uçağının deniz hedeflerine karşı vuruş kabiliyetini genişleten tarihi bir adım olarak kayıtlara geçti.
Gelişmenin Arka Planı: Yeni Bir Yetenek Seti
ABD Hava Kuvvetleri Küresel Vurma Komutanlığı'na bağlanan B-2 Spirit, 27 Haziran'da Pasifik'teki bir tatbikatta LRASM (Uzun Menzilli Gemi Savar Füze) benzeri bir mühimmat kullandı. Hedef, emekliye ayrılan ve hedef gemi olarak kullanılan bir amfibi hücum gemisiydi. Atış başarılı oldu ve gemi batırıldı. Bu olay, B-2'nin yalnızca kara hedeflerine yönelik stratejik bombalama görevlerinden, deniz muharebesi sahasına geçiş yapabileceğini gösteriyor.
B-2 Spirit, 1990'lardan bu yana hizmette olan ve nükleer kapasitesiyle de bilinen bir hayalet bombardıman uçağı. Bugüne kadar yalnızca kara hedeflerine yönelik bombalama ve füze atışları yapmıştı. Ancak Çin'in artan deniz gücü ve Pasifik'teki gerilimler, ABD'yi uzun menzilli, stealth özellikli deniz vuruş yetenekleri geliştirmeye itiyor. LRASM gibi füzeler, gemilerin hava savunma sistemlerini aşmak için özel olarak tasarlanmış durumda.
ABD Hava Kuvvetleri, bu atışın planlı bir test olduğunu ve elde edilen verilerin B-2'nin deniz vuruş görevlerinde kullanılmasının önünü açacağını belirtti. Ayrıca, bu testin B-21 Raider gibi yeni nesil bombardıman uçakları için de bir referans oluşturması bekleniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Pasifik Güç Dengesi
Bu gelişme, ABD'nin Pasifik bölgesinde Çin'e karşı askeri üstünlüğünü koruma çabasının bir parçası. Çin, deniz kuvvetlerini hızla modernize ederken, ABD de eski platformlarına yeni roller yükleyerek caydırıcılığı artırıyor. B-2'nin gemi öldürücü füze kabiliyeti, Çin'in A2/AD (Anti-Access/Area Denial) stratejilerini aşmak için önemli bir unsur haline gelebilir.
B-2'nin stealth özellikleri sayesinde düşman radarına yakalanmadan uzun menzilli gemilere saldırabilmesi, deniz savaş doktrininde devrim niteliğinde. Bu, aynı zamanda ABD'nin Hint-Pasifik stratejisi kapsamında müttefikleriyle ortak tatbikatlarda kullanılabilecek bir yetenek. Avustralya, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler bu gelişmeyi yakından takip ediyor.
Uzmanlar, bu testin Çin'in kendi stealth bombardıman uçağı programlarını hızlandırmasına neden olabileceğini belirtiyor. Ayrıca, Rusya'nın da benzer yetenekler geliştirmek için çalıştığı biliniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, NATO'nun güney kanadında önemli bir konuma sahipken, bu gelişme doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de stratejik açıdan dikkatle izlenmesi gereken bir adım. Deniz haydutluğuna karşı mücadele ve Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliği gibi konularda, ABD'nin stealth hava araçları ve gemi savar füzelerindeki bu teknolojik sıçrama, NATO ittifakı içindeki hava-deniz entegrasyon kabiliyetini artırabilir. Türkiye'nin kendi milli mühimmat projeleri (örneğin SOM-J, Atmaca) bu tür gelişmelerden esinlenerek daha da ileri taşınabilir. Ayrıca, Pasifik'teki bu güç gösterisi, küresel güç dengelerini etkileyerek Türkiye'nin çok yönlü dış politikasını da dolaylı olarak etkileyebilir. Ancak Ankara'nın, bu tür hamleleri kendi güvenlik çıkarları perspektifinden değerlendirmesi ve NATO içinde dengeli bir duruş sergilemesi beklenir.