Bakü, 12 Eylül 2023 — Azerbaycan'da yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte, başörtüsü takan kız öğrencilerin okullara alınmaması ülkede gerilimi tırmandırdı. Hükümetin okul üniforması düzenlemesinde yaptığı değişiklikle başörtüsü yasaklandı; bu karar başkent Bakü ve diğer kentlerde velilerin ve öğrencilerin protestolarına, ardından gözaltı ve tutuklamalara yol açtı. Olay, laik devlet yapısını koruma gerekçesiyle savunulurken, dinî özgürlükler ve eğitim hakkı tartışmasını alevlendirdi.
Yasağın Arka Planı ve Uygulama
Azerbaycan Eğitim Bakanlığı, 2023-2024 eğitim yılı öncesinde okul üniformalarına ilişkin genelgeyi güncelleyerek, kız öğrencilerin okul içinde başörtüsü takmasını yasakladı. Genelgede, üniformanın "laik eğitim ilkelerine uygun" olması gerektiği belirtildi. Uygulama, özellikle Bakü'nün yanı sıra Gence, Sumqayıt ve bazı bölgelerde okul yönetimleri tarafından sıkı şekilde denetlenmeye başlandı. Başörtülü öğrenciler, okul kapılarında geri çevrildi; bazı aileler çocuklarını okula göndermekte ısrar edince polis müdahale etti.
Görgü tanıklarına göre, başkent Bakü'deki 20 numaralı okul önünde toplanan kalabalık, öğrencilerin içeri alınmasını talep etti. Polis, göstericileri dağıtmak için cop kullandı ve en az 15 kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında veliler ve insan hakları aktivistleri bulunuyor. Bağımsız kaynaklar, gözaltına alınanlardan bazılarının idari tutuklamaya çevrildiğini bildirdi. İçişleri Bakanlığı, gözaltıların "kamu düzenini bozma" gerekçesiyle yapıldığını açıkladı.
Olaylar, sosyal medyada geniş yankı buldu. Kullanıcılar, #BaşörtüsüHakkı etiketiyle paylaşımlar yaparak uygulamayı protesto etti. Ancak hükümet yanlısı medya, yasağı laikliğin korunması ve eğitimde birlik sağlanması çerçevesinde savundu. Eğitim Bakanlığı yetkilileri, yasağın dinî sembollere yönelik olmadığını, sadece üniforma düzeninin parçası olduğunu ileri sürdü.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Azerbaycan, anayasal olarak laik bir devlet olsa da, nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman. Ülkede başörtüsü, 1990'lardan bu yana çeşitli düzenlemelerle sınırlandırılmış durumda. 2017'de alınan bir kararla ortaokul ve liselerde başörtüsü yasağı fiilen uygulanıyordu; ancak yeni genelgeyle bu yasak daha katı hale getirildi. Karar, İran ve Türkiye gibi komşu ülkelerde de farklı tepkilere yol açtı. İran'da devlet medyası olayı "Batı yanlısı rejimin Müslümanlara baskısı" olarak sunarken, Türkiye'de iktidar partisi sözcüleri, Azerbaycan'ın iç işlerine karışmamakla birlikte, "dinî özgürlüklerin korunması" gerektiğini vurguladı.
Uluslararası insan hakları örgütleri, yasağı ve gözaltıları kınadı. Human Rights Watch (HRW), Azerbaycan hükümetine çağrıda bulunarak, eğitim hakkının ayrımcılık yapılmadan sağlanması gerektiğini belirtti. Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu da daha önceki raporlarında, dinî kıyafet yasaklarının keyfî uygulanmaması yönünde tavsiyelerde bulunmuştu. Öte yandan, bazı Batılı ülkeler, olayı "insan hakları ihlali" olarak nitelendirerek Azerbaycan'ı eleştirdi. Ancak Azerbaycan hükümeti, eleştirileri "iç işlerine müdahale" olarak reddediyor.
Uzmanlar, yasağın toplumsal kutuplaşmayı derinleştirebileceği uyarısında bulunuyor. Bakü merkezli siyaset bilimci Elnur Aslanov, "Bu tür uygulamalar, muhafazakâr kesim ile laik kesim arasındaki gerilimi artırıyor. Hükümet, eğitimde birlik sağlamak isterken, toplumsal barışı riske atıyor" dedi. Olayların, 2024'te yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde hükümet için bir sınav olduğu yorumları yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Azerbaycan'daki başörtüsü yasağı ve protestolar, Türkiye için yakın bir müttefikin iç istikrarı ve bölgesel dengeler açısından önem taşıyor. Türkiye, Azerbaycan'ın laik devlet yapısına saygı duymakla birlikte, dinî özgürlüklerin korunmasına da önem veriyor. Olayların büyümesi, Türkiye'nin Güney Kafkasya'daki etkisini sınırlayabilir; zira Türkiye, Azerbaycan ile enerji ve savunma alanlarında derin ilişkilere sahip. Ayrıca, Türkiye'deki muhafazakâr kamuoyu, Azerbaycan'daki uygulamaya tepki gösterebilir ve bu durum iki ülke arasında zaman zaman gündeme gelen hassasiyetleri artırabilir. Ancak Türkiye, resmî açıklamalarda dengeli bir dil kullanarak, Azerbaycan'ın egemenliğine vurgu yapmayı sürdürecektir. Bölgesel istikrar açısından, protestoların kontrol altına alınması ve diyalogla çözülmesi, Türkiye'nin de çıkarına.