Avustralya'nın Yeni Güney Galler eyalet yüksek mahkemesinde görülen bir davada, eyalet hükümeti, Katolik tarikatı Hristiyan Kardeşler'in (Christian Brothers) tarihi mülklerini sembolik bedellerle devrederek cinsel istismar mağdurlarının tazminat almasını engellediğini savundu. Hükümet avukatları, tarikatın milyonlarca dolar değerindeki gayrimenkullerini 1 dolara sattığı iddiasını 'açıkça rahatsız edici' olarak nitelendirdi. Bu durum, kurumsal taciz mağdurlarına adalet sağlanmasını tehlikeye atıyor.
Gelişmenin arka planı
Hristiyan Kardeşler, Avustralya'da, özellikle yatılı okullarda ve yetimhanelerde çalışan bir Katolik tarikatı. On yıllar boyunca binlerce çocuğun cinsel, fiziksel ve duygusal istismara uğradığı belirtiliyor. 2017'de yayımlanan bir kraliyet komisyonu raporu, tarikatın sistematik tacizi örtbas ettiğini ortaya koydu. Mağdurlar için kurulan tazminat fonu ise yetersiz kaldı. Hükümet, tarikatın 2000'li yılların başında mülklerini 'potansiyel olarak uygunsuz' devirlerle elden çıkararak bu fonu baltaladığını iddia ediyor. Mahkemeye sunulan belgelere göre, tarikat 2000-2015 arasında en az 15 mülkü piyasa değerinin çok altında satmış. Bunlardan biri, Sidney'in merkezinde 30 milyon dolar değerindeki bir bina iken, tarikat bunu 1 dolara devretmiş. Hükümet, bu devirlerin 'alacaklılardan mal kaçırma' amacı taşıdığından şüpheleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu dava, dünya genelinde Katolik Kilisesi'ne yönelik tazminat taleplerinin arttığı bir dönemde görülüyor. İrlanda, ABD ve Almanya'da da benzer davalar açılmış durumda. Avustralya'daki dava, dini kurumların varlıklarını korumak için yaptığı hukuki manevraların uluslararası bir örneği olarak öne çıkıyor. Eğer mahkeme hükümet lehine karar verirse, bu, dünya çapındaki mağdurlar için emsal teşkil edebilir. Ancak tarikat, devirlerin yasal olduğunu ve amacının eğitim ve hayır işlerini sürdürmek olduğunu savunuyor. Avustralya Başbakanı, 'adaletin yerini bulması' için gereken her şeyin yapılacağını belirtirken, muhalefet hükümeti konuyu 'siyasi bir gösteri' olarak kullanmakla suçluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu dava, Türkiye'de de zaman zaman gündeme gelen dini kurumların mal varlığı ve tazminat yükümlülükleri konusunda bir emsal oluşturabilir. Türkiye'de özellikle cemaat vakıflarının mülk edinimi ve vergi muafiyetleri tartışmalıdır. Ancak doğrudan bir etkisi olmamakla birlikte, uluslararası hukukta dini kurumların istismar mağdurlarına karşı sorumluluğunun arttığı bir döneme işaret ediyor. Bu durum, Türkiye'deki benzer yapılanmalar için de dolaylı bir uyarı niteliği taşıyor.