Avustralya eyalet ve bölge hükümetleri, federal hükümetin Ulusal Engellilik Sigortası Programı'nda (NDIS) yapmayı planladığı kapsamlı değişikliklerin, programdan çıkarılacak yüz binlerce engelli bireyin bakımının hastanelere kaymasına neden olabileceği uyarısında bulundu. Federal hükümet, bütçe üzerindeki artan baskıyı kontrol altına almak amacıyla 240 bin kişiyi NDIS kapsamından çıkarmayı ve bu kişilerin bakımını eyalet ve bölgelerin sorumluluğundaki anaakım hizmetlere yönlendirmeyi hedefliyor. Ancak eyaletler, ortak bir bildiriyle NDIS'ten çıkarılan bireylere 'birebir aynı hizmetleri sağlayamayacaklarını' belirterek, bunun engelli kişilerin hastanelere yatırılması veya uygun olmayan tesislerde bakım görmesi riskini doğurduğunu ifade etti.
Eyaletlerden ortak uyarı: 'Bunu karşılayamayız'
NDIS, 2013 yılında kurulduğundan bu yana Avustralya'da engelli bireylere bireyselleştirilmiş destek ve hizmetler sağlıyor. Program, yaklaşık 600 bin katılımcıya evde bakım, terapi, ekipman ve diğer destekleri finanse ediyor. Ancak programın maliyeti hızla artarak federal bütçede önemli bir yük haline geldi. Albanese hükümeti, NDIS'nin mali sürdürülebilirliğini sağlamak için katılımcı sayısını azaltmayı ve programı sadece 'en yüksek ihtiyaç sahiplerine' odaklamayı planlıyor. Reform kapsamında, düşük ila orta düzeyde ihtiyacı olan 240 bin kişinin NDIS'ten çıkarılarak eyalet ve bölgeler tarafından yürütülen okul, sağlık, toplum ve sosyal hizmetlere yönlendirilmesi öngörülüyor.
Ancak eyalet ve bölge hükümetleri, federal hükümetin bu planını uygulanabilir bulmuyor. Queensland, Yeni Güney Galler, Victoria, Batı Avustralya, Güney Avustralya, Tazmanya, Avustralya Başkent Bölgesi ve Kuzey Bölgesi'nin imzasını taşıyan ortak bildiride, 'NDIS'ten çıkarılan bireylere birebir aynı hizmetleri sağlamamız mümkün değil' denildi. Bildiride, federal hükümetin bu kişileri eyalet sistemlerine yönlendirirken gerekli fonlamayı ve düzenleyici çerçeveyi sağlamadığı, aksi halde engelli bireylerin uygun bakım alamayarak hastanelere veya diğer kurumsal tesislere yönlendirilmek zorunda kalacağı vurgulandı.
Federal hükümet: 'Sürdürülebilirlik için gerekli'
Federal hükümet ise reformu savunuyor. NDIS Bakanı Bill Shorten, programın mevcut gidişatla sürdürülemez olduğunu ve vergi mükelleflerinin yükünü azaltmak için değişiklik yapılması gerektiğini belirtti. Shorten, eyaletlerle yakın işbirliği yapacaklarını ve hiçbir engelli bireyin desteksiz kalmayacağını söyledi. Ancak eyaletler, federal hükümetin planlamayı kendilerine danışmadan yaptığını ve yeterli kaynak ayırmadığını iddia ediyor. Engelli hakları örgütleri de reformu eleştirerek, birçok kişinin NDIS dışında ihtiyaç duyduğu hizmetlere erişemeyeceğini ve bunun sosyal izolasyonu artırabileceğini dile getiriyor. Uzmanlar, reformun aceleyle uygulanması halinde sağlık sistemi üzerinde ek baskı yaratacağını ve engelli bireylerin yaşam kalitesini düşüreceğini belirtiyor.
Konu, Avustralya genelinde kamuoyunda ve siyasi arenada tartışma yaratırken, eyalet-federal hükümet ilişkilerini de gerdi. Yeni Güney Galler Başbakanı Chris Minns, 'Federal hükümetin bize danışmadan böyle büyük bir değişiklik yapması kabul edilemez' dedi. Victoria Başbakanı Jacinta Allan da engelli bireylerin hastanelere kaydırılmasının 'insanlık dışı' olduğunu belirterek, federal hükümete alternatif bir finansman modeli önerdi. Önümüzdeki haftalarda yapılacak eyaletler konseyi toplantısında konunun yeniden ele alınması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Avustralya gibi gelişmiş bir ülkede bile engelli bakımı reformlarının ne kadar karmaşık ve politik olduğunu göstermesi açısından Türkiye için önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye'de de engelli bireylere yönelik bakım ve destek hizmetleri, merkezi ve yerel yönetimler arasında paylaşılan bir sorumluluk. Avustralya'da yaşanan eyalet-merkez hükümet çatışması, Türkiye'de benzer reformların hayata geçirilmesi durumunda dikkat edilmesi gereken noktalara işaret ediyor: kaynak aktarımı, kapasite değerlendirmesi ve paydaş katılımı. Ayrıca, engelli haklarının maliyet gerekçesiyle kısıtlanmasının sosyal sonuçları, Türkiye'de de sosyal politika tartışmalarında dikkate alınmalıdır. Dolaylı olarak, küresel bir eğilim olarak refah devleti harcamalarının kısılması, gelişmekte olan ülkelerde benzer tartışmalara yol açabilir.