Avustralyalıların Amerika Birleşik Devletleri’ne olan güveni, Lowy Enstitüsü’nün yayımladığı son anket verilerine göre tarihin en düşük seviyesine geriledi. Araştırma, Çin’e yönelik algılarda da belirgin bir değişime işaret ederken, Başkan Donald Trump yönetimindeki ABD ittifakına dair şüphelerin arttığını gösteriyor. Lowy Enstitüsü Araştırma Görevlisi Charles Lyons-Jones, Bloomberg’in "The Asia Trade" programında sonuçları ve bunların Avustralya’nın Hint-Pasifik stratejik konumu üzerindeki etkilerini değerlendirdi.
Güven Erozyonu ve Çin Faktörü
Ankete katılan Avustralyalıların yalnızca %30’u ABD’nin dünya meselelerinde doğru şeyi yapacağına inandığını belirtti. Bu oran, 2020’deki %55’lik seviyeye kıyasla ciddi bir düşüşü ifade ediyor. Anket, güven erozyonunun en büyük nedeninin Başkan Trump’ın liderlik tarzı ve küresel ittifaklara yaklaşımı olduğunu ortaya koyuyor. Öte yandan Avustralyalıların Çin’e bakışı daha olumlu bir eğilim gösteriyor. 2023'te %64 olan "Çin'i tehdit olarak görenler" oranı, 2024'te %55'e düştü. Bu değişimde Çin’in ekonomik iş birliği çağrıları ve diplomatik açılımlarının etkili olduğu düşünülüyor.
Avustralya-ABD ittifakı, özellikle AUKUS anlaşması ve savunma iş birliği açısından kritik öneme sahip. Ancak Lyons-Jones, güven kaybının bu somut iş birliğini sorgulattığını belirtti: "Avustralyalı seçmenler, ABD’nin bir müttefik olarak ne kadar güvenilir olduğunu sorguluyor. Bu, uzun vadede Avustralya’nın bağımsız savunma ve dış politika arayışını hızlandırabilir."
Bölgesel Dengeler ve Jeopolitik Etkiler
Hint-Pasifik bölgesinde artan Çin etkisi, Avustralya’nın ittifak tercihlerini doğrudan şekillendiriyor. Anket, Avustralyalıların %67’sinin Çin’in bölgesel liderlik arayışından rahatsız olduğunu, ancak aynı zamanda %52’sinin ekonomik bağımlılık nedeniyle Çin ile dengeli ilişki kurulması gerektiğini düşündüğünü ortaya koyuyor. Lyons-Jones, "Avustralya, ABD ile güvenlik ittifakını sürdürmek ile Çin ile ticari ilişkilerden vazgeçmemek arasında hassas bir denge kurmak zorunda" dedi.
Bu ikilem, Avustralya’nın dış politika yapıcılarını alternatif arayışlara itiyor. Bölgedeki diğer orta güçlerle (Japonya, Hindistan, Güneydoğu Asya ülkeleri) ilişkileri güçlendirme ve ASEAN benzeri çok taraflı platformlara daha fazla yönelme eğilimi artıyor. Lyons-Jones, "ABD’ye duyulan güvenin azalması, Avustralya’nın ittifak dışı seçenekleri değerlendirmesine yol açabilir. Ancak kısa vadede AUKUS gibi anlaşmaların devam etmesi bekleniyor" diye ekledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avustralya-ABD ittifakındaki güven erozyonu, Türkiye’nin küresel rekabet ve ittifak stratejileri açısından da ipuçları taşıyor. Türkiye, ABD ile yaşadığı S-400/F-35 krizi, Suriye politikası farklılıkları ve Doğu Akdeniz meselesi gibi konularda benzer bir güvensizlik deneyimliyor. Bu durum, Türkiye’nin de alternatif ittifak ve iş birliği arayışlarını hızlandırmasına neden oluyor. Avustralya’nın Çin ile denge arayışı, Türkiye’nin Rusya ve Çin gibi yükselen güçlerle ilişkilerini yönetme stratejisine paralellik gösteriyor. Her iki ülke de jeopolitik konumları nedeniyle büyük güçler arasında sıkışmış durumda ve bağımsız manevra alanı yaratmaya çalışıyor. Lowy anketi, müttefikler arasındaki güvenin ne kadar kırılgan olduğunu ve karşılıklı bağımlılıkların yoğun olduğu bir çağda her ülkenin kendi çıkarlarını öncelemek zorunda kaldığını bir kez daha gösteriyor.