Avustralya hükümeti, geçen yıl Sydney'in Bondi bölgesinde bir alışveriş merkezinde meydana gelen ve 15 kişinin hayatını kaybettiği bıçaklı saldırının ardından, Kasım ayında kapsamlı bir silah geri alım programı başlatacağını duyurdu. Program, toplumda dolaşan yasa dışı silahların toplanmasını ve bu tür trajedilerin tekrarlanmasının önlenmesini amaçlıyor. Yetkililer, programın özellikle yasa dışı yollarla edinilmiş silahların devlete teslim edilmesi için bir fırsat penceresi oluşturacağını belirtiyor.
Bondi saldırısı ve sonrası
13 Nisan 2023'te Bondi Junction'daki Westfield alışveriş merkezinde meydana gelen saldırıda, 40 yaşındaki Joel Cauchi isimli bir saldırgan bıçakla 15 kişiyi öldürmüş, çok sayıda kişiyi de yaralamıştı. Saldırgan, olay yerine gelen polis memuru Amy Scott tarafından etkisiz hale getirilmişti. Bu saldırı, Avustralya'da 1996'daki Port Arthur katliamından bu yana en ölümcül bireysel silahlı saldırı olarak kayıtlara geçmişti. Port Arthur saldırısının ardından ülke, sıkı silah kontrol yasaları çıkarmış ve yarı otomatik silahları yasaklamıştı. Ancak Bondi saldırısı, bıçak gibi kesici aletlerle gerçekleştirilen şiddet olaylarının da ciddi bir tehdit oluşturduğunu gözler önüne sermişti.
Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, saldırının ardından yaptığı açıklamada, "Bu tür bir şiddetin toplumumuzda yeri yok. Silah sahipliğini sıkı bir şekilde düzenlemeye devam edeceğiz ve yasa dışı silahların sokaklardan toplanması için yeni önlemler alacağız" demişti. Hükümet, saldırının ardından silah yasalarını gözden geçirmek üzere bir komisyon kurmuş ve bu komisyonun raporu doğrultusunda geri alım programının hayata geçirilmesine karar verilmişti.
Geri alım programının detayları
Yetkililer, Kasım ayında başlayacak programın, yasa dışı silahların devlete teslim edilmesini ve silah sahiplerinin ellerindeki silahları kayıt altına aldırmalarını teşvik edeceğini açıkladı. Program kapsamında, teslim edilen her silah için belirli bir tazminat ödenmesi planlanıyor. Ayrıca, silah sahiplerinin yasal gereklilikleri yerine getirmeleri için bir aff dönemi de tanınacak. Programın bütçesi ve kapsamı hakkında henüz net bir bilgi verilmezken, hükümetin bu girişim için önemli bir kaynak ayırdığı belirtiliyor.
Uzmanlar, geri alım programının yasa dışı silah stokunu azaltmada etkili olabileceğini, ancak tek başına yeterli olmadığını vurguluyor. Sidney Üniversitesi'nden kriminolog Profesör Lisa Jackson, "Geri alım programları, silah şiddetini azaltmada olumlu bir adım, ancak bu tür önlemlerin yanı sıra zihinsel sağlık hizmetlerine erişimin artırılması ve toplumsal şiddet dinamiklerinin ele alınması da kritik önem taşıyor" dedi.
Bölgesel ve küresel boyut
Avustralya'nın bu adımı, dünya genelinde silah kontrolü tartışmalarına yeni bir boyut kazandırıyor. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri gibi silah yasalarının gevşek olduğu ülkelerde, Avustralya'nın 1996'dan bu yana uyguladığı sıkı silah politikaları sık sık örnek gösteriliyor. Bondi saldırısının ardından, Avustralya'nın kesici aletlerle işlenen şiddet olaylarına karşı da önlemler alması, diğer ülkeler için de bir model oluşturabilir.
Öte yandan, bazı eleştirmenler hükümetin bu adımını "sembolik" olarak nitelendiriyor ve asıl sorunun toplumdaki silah kültürü olduğunu savunuyor. Silah sahipleri dernekleri ise geri alım programının anayasal hakları ihlal ettiğini öne sürerek karara tepki gösteriyor. Avustralya Anayasası'nda silah taşıma hakkı açıkça tanımlanmamış olsa da, bazı gruplar bu uygulamanın keyfi olduğunu iddia ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avustralya'nın silah geri alım programı, Türkiye'nin de üzerinde durduğu bir konu olan yasa dışı silahlanma ile mücadele açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye'de de son yıllarda artan silahlı şiddet olayları, kamuoyunda silah kontrolüne yönelik talepleri güçlendirmişti. Bu program, Türkiye'deki yasa koyucular için ilham kaynağı olabilir. Ayrıca, küresel güvenlik bağlamında, silah kontrolüne yönelik uluslararası iş birliği çabalarına katkı sağlaması açısından da değerlendirilebilir. Ancak, Türkiye'nin kendine özgü dinamikleri göz önüne alındığında, doğrudan bir uyarlamanın uygun olmayacağı, yerel koşullara göre düzenlenmesi gerektiği unutulmamalıdır.