İrlanda Hukuk Derneği tarafından yayımlanan kapsamlı bir araştırma, avukatlık mesleğinde yaşanan yüksek iş gücü kaybının bireysel yetersizliklerden değil, on yıllardır varlığını sürdüren zehirli çalışma kültürü, zorbalık, mahkeme baskıları ve yapısal sorunlardan kaynaklandığını ortaya koydu. Çalışma, bu sorunların sistemik olduğunu ve köklü reformlar yapılmadığı sürece hukuk sektöründe yetenek kaybının devam edeceğini vurguluyor.
Araştırmanın bulguları ve arka plan
İrlanda Hukuk Derneği'nin (Law Society of Ireland) yayımladığı “Avukatlıkta Sürdürülebilir Kariyer” başlıklı araştırmaya göre, meslekten ayrılan avukatların büyük çoğunluğu, kararlarının ardında bireysel başarısızlıklar değil; aşırı iş yükü, uzun çalışma saatleri, duygusal tükenmişlik, mahkeme öncesi yaşanan yoğun baskı ve yönetici avukatların sergilediği zorbalık davranışları olduğunu belirtti. Raporda, bu koşulların özellikle genç avukatlar ve kadın avukatlar üzerinde daha yıkıcı etkiler yarattığı ifade ediliyor.
Araştırma kapsamında meslekte 10 yıldan az deneyime sahip avukatlarla yapılan görüşmelerde, katılımcıların yüzde 60'ı iş yerinde psikolojik şiddete veya zorbalığa maruz kaldığını bildirdi. Kadın avukatların ise erkek meslektaşlarına kıyasla iki kat daha fazla mobbinge uğradığı kaydedildi. Ayrıca, mahkeme ortamındaki saldırgan dil ve yargıçların avukatlara yönelik olumsuz tutumlarının da meslekten soğumada etkili olduğu belirtildi.
İrlanda Hukuk Derneği Başkanı Maura Dervin, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Bu sorunlar onlarca yıldır var ancak görmezden geliniyor. Artık sistematik bir değişim zamanı geldi. Zehirli kültürü ortadan kaldırmak için tüm paydaşların sorumluluk alması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve küresel boyut
İrlanda'daki durum, hukuk mesleğinde yaşanan krizi yansıtan tek örnek değil. Birleşik Krallık, Avustralya, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri'nde de benzer araştırmalar, avukatların psikolojik baskı altında çalıştığını ve mesleki memnuniyetin düştüğünü gösteriyor. Özellikle Anglo-Sakson hukuk sistemlerinde avukatlık mesleği, yoğun rekabet ve yüksek beklentiler nedeniyle tükenmişlik sendromunun en yaygın görüldüğü meslekler arasında yer alıyor.
İrlanda özelinde ise, ülkede son on yılda hukuk fakültesi mezunu sayısının artmasına rağmen, meslekte kalan avukat sayısının azalması dikkat çekiyor. Bu durum, özellikle kırsal bölgelerde adalete erişim sorunlarını derinleştiriyor. Araştırma, avukatların sadece büyük şehirlerde yoğunlaşmasının yanı sıra, kamu hizmeti olarak görülen adli yardım gibi alanlarda da personel sıkıntısı yaşandığına işaret ediyor.
Hukuk Derneği, raporun ardından bir dizi öneri sundu: Çalışma saatlerinin düzenlenmesi, ruh sağlığı destek programlarının yaygınlaştırılması, zorbalık ve mobbing için etkili başvuru mekanizmaları oluşturulması, mahkemelerde avukatlara saygılı davranılması için yargıçlara yönelik farkındalık eğitimleri verilmesi. Bu önerilerin uygulanması halinde meslekte kalma oranlarının artabileceği ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İrlanda'daki avukat ayrılma krizi, Türkiye'deki hukuk camiası için de önemli dersler barındırıyor. Türkiye'de avukatlık mesleği, benzer şekilde ağır iş yükü, düşük ücretler, adliye koridorlarında yaşanan mobbing ve yargısal bağımsızlık endişeleriyle karşı karşıya. Özellikle genç avukatların mesleğe yeni başlarken yaşadığı ekonomik zorluklar ve kıdemli avukatların baskıcı tutumları, Türkiye'de de sıkça dile getirilen sorunlar arasında. İrlanda'daki araştırma, bu tür yapısal sorunların sadece bireysel tükenmişlikle sınırlı kalmayıp adalet sisteminin etkinliğini de tehdit ettiğini gösteriyor. Türkiye'de baroların ve Hukuk Fakültelerinin, meslek içi dayanışmayı güçlendirecek, psikolojik destek mekanizmaları kuracak ve çalışma koşullarını iyileştirecek politikalara yönelmesi, bu küresel soruna karşı atılacak somut adımlar olabilir.