Avrupa Birliği, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze için kurduğu Barış Konseyi ile isteksiz ve temkinli bir şekilde iş birliği yapıyor. Avrupa Komisyonu, daha iyi bir alternatif olmadığı için bu yapıyla çalışmak zorunda kalırken, Konsey'in somut sonuçları ise yok denecek kadar az. Avrupalı yetkililer, Trump'ın girişimine mesafeli duruşlarını koruyor ancak Gazze'deki insani kriz ve bölgesel istikrarsızlık karşısında pragmatik davranmayı tercih ediyor.
Barış Konseyi'nin Arka Planı ve Avrupa'nın İkilemi
Trump yönetimi tarafından öne sürülen Barış Konseyi, Gazze'nin yeniden inşası ve yönetimi için uluslararası bir mekanizma olarak tasarlandı. Ancak konsept, ilk gündeme geldiğinden bu yana belirsizliklerle dolu. Avrupa Komisyonu, konseyin çalışmalarına katılım konusunda net bir strateji belirleyememiş durumda. AB yetkilileri, konseyin meşruiyeti, işleyişi ve nihai hedefleri konusunda ciddi soru işaretleri taşıyor. Buna rağmen, Gazze'deki acil ihtiyaçlar ve ABD ile ilişkileri bozmama kaygısı, Avrupa'yı bu yapıya angaje olmaya itiyor.
Avrupa'nın bu temkinli yaklaşımının arkasında birkaç faktör var. Öncelikle, Trump'ın daha önceki dönemlerdeki tek taraflı politikaları ve uluslararası anlaşmalardan çekilme eğilimi, Avrupalıları tedbirli olmaya zorluyor. İkincisi, Barış Konseyi'nin nasıl finanse edileceği, kimlerin yer alacağı ve kararların nasıl alınacağı gibi temel sorular hala yanıtsız. Üçüncüsü, Avrupa içinde de farklı görüşler var: bazı üye ülkeler Trump'la çalışmanın faydalı olacağını savunurken, diğerleri bu girişimin Filistinlilerin haklarını göz ardı ettiğini düşünüyor.
Konseyin Somut Sonuçları Neden Zayıf?
Barış Konseyi'nin bugüne kadar kaydettiği somut ilerleme oldukça sınırlı. Konsey, toplantılar düzenlemiş ve çeşitli ülkelerden katılım sağlamış olsa da, Gazze'deki durumu değiştirecek somut adımlar atılamadı. Ateşkesin sağlanması, insani yardımların artırılması ve yeniden inşa çalışmalarının başlatılması gibi kritik konularda ilerleme kaydedilemedi. Avrupalı diplomatlar, konseyin etkisizliğini gizli de olsa kabul ediyor. Bir AB yetkilisi, "Konsey şu ana kadar sadece bir tartışma platformu olmaktan öteye geçemedi" diyerek durumu özetliyor.
Konseyin etkisiz kalmasının nedenleri arasında, uluslararası toplumun bölünmüşlüğü, İsrail ve Filistin taraflarının farklı beklentileri ve ABD'nin girişime yeterli kaynak ayırmaması gösteriliyor. Ayrıca, Konsey'in meşruiyet sorunu, birçok ülkenin katılımını sınırlıyor. Avrupa Birliği, Konsey'e katılım konusunda ortak bir tutum belirleyememiş durumda; bazı üye ülkeler bireysel olarak yer alırken, AB kurumları kolektif bir pozisyon almaktan kaçınıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki durum, sadece Orta Doğu'nun değil, küresel istikrarın da önemli bir meselesi haline gelmiş durumda. Avrupa, Gazze'ye komşu bölgelerde istikrarın sağlanmasını kendi güvenliği için kritik görüyor. Ancak Trump'ın Barış Konseyi, Avrupa'nın beklentilerini karşılamaktan uzak. AB, iki devletli çözümü desteklemeye devam ederken, Konsey'in bu hedefe hizmet edip etmeyeceği belirsiz.
Konsey'in başarısızlığı, ABD'nin Orta Doğu'daki liderliğine de gölge düşürüyor. Avrupalılar, ABD'nin bölgedeki angajmanını sürdürmesini istiyor ancak bunun etkili ve kapsayıcı bir şekilde yapılması gerektiğini savunuyor. Trump yönetiminin tek taraflı yaklaşımları, Avrupa'nın kendi dış politikasını güçlendirme arayışını hızlandırıyor. Bu bağlamda, Avrupa'nın stratejik özerklik hedefi daha da önem kazanıyor.
Öte yandan, Barış Konseyi'nin geleceği belirsizliğini koruyor. Trump'ın yeniden seçilmesi durumunda Konsey'in daha fazla kaynak ve destek bulması mümkün olabilir. Ancak şu anki tablo, girişimin uzun ömürlü olmayacağı yönünde sinyaller veriyor. Avrupa ise bir yandan ABD ile ilişkilerini yönetmeye çalışırken, diğer yandan Gazze'deki insani krize çözüm bulma çabasında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın Gazze Barış Konseyi ve Avrupa'nın bu yapıya temkinli yaklaşımı, Türkiye için önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Gazze'deki insani krizin çözümünde aktif rol oynamak istiyor ve Filistin davasına verdiği destekle bölgede etkili bir aktör. Avrupa'nın Konsey'e mesafeli duruşu, Türkiye'nin alternatif platformlar arayışını güçlendirebilir. Ayrıca, ABD'nin girişiminin zayıf kalması, Türkiye'nin bölgesel liderlik iddiasını pekiştirebilir. Ancak Türkiye'nin de dikkatli olması gerekiyor; zira Konsey'in başarısızlığı bölgede daha fazla istikrarsızlığa yol açabilir. Türkiye, Avrupa ve ABD arasındaki dengeyi gözeterek kendi pozisyonunu netleştirmeli.